|
Bebek Tedavisi
Yardımcı üreme teknikleri kadın vücudunda üretilen yumurta hücrelerinin
vücut dışına alınarak erkeğin spermi ile laboratuvar ortamında
döllenmesi ve elde edilen embriyonun kadın rahmi içine geriverilmesi
ilkesine dayanır.
TEDAVİNİN AŞAMALARI
GÖRÜŞME
İlk görüşmede IVF doktorunuz sizfen detaylı bir sağlık öyküsü alır, daha
önce yapılmış tüm tetkik ve tedavilerinizi inceler. Gerekli gördüğü
taktirde ek tetkikler isteyebilir, genetik ya da başka bölümlerden
konsültasyon isteyebilir. Daha sonra bazal bir ultrason incelemesiyle
rahim ve yumurtalıkların durumu hakkında bilgi sahibi olur. Bu inceleme
sonunda herhangi bir patoloji saptanırsa buna yönelik tedaviye öncelik
verilir. Problemin nedeni anlaşıldıktan sonra doktorunuz tedavinizin
planını çizer ve YÜT programına alınıp alınmayacağınıza karar verir.
HORMONLARIN
BASKILANMASI
IVF programında ilk hedef yeterli sayıda döllenme yeteneğine sahip
yumurta hücresi elde edebilmek. Bu hedefe ulaşmak ve kontrolü ele
alabilmak için vücudun kendi ürettiği hormonların zamansız ve düzensiz
etkilerinin ortadan kaldırılması gerekir. Bu amaçla hormonları
baskılayıcı ilaçlar kullanılır. GnRH analogları adı verilen ve
enjeksiyon ya da burun spreyi olarak kullanılan bu ilaçlar değişik
protokollere göre uygulanabilir.
KISA PROTOKOL
GnRHa uygulamasına adet kanamasının ilk günü başlanıp tedavi sonuna
kadar (çatlatma iğnesinin yapıldığı gün) devam edilir.
ULTRA KISA PROTOKOL
Adet kanamasının ilk günü GnRHa başlanır ve üç gün verildikten sonra
kesilir. Tedaviye hMG ya da FSH ile devam edilir.
UZUN PROTOKOL
GnRHa uygulamasına bir önceki döneminin yirmibirinci günü başlanır.
Takip eden adet kanamasının üçüncü gününde baskılanmanın olup olmadığı
yapılacak olan kan testi ile anlaşılır. Kan östrojen düzeyi azalmış ise
baskılanma sağlanmış demektir. Bu durumda uyarı tedavisine başlanır
ancak GnRHa uygulaması sona erdirilmez. Çatlatma iğnesinin yapılacağı
güne kadar devam edilir.
Hangi protokolün size uygun olacağına karar verilir. Planlanan protokol,
hangi ilacı ne zaman ve nasıl alacağınız size anlatılır ve yazılı yazılı
belge olarak size verilir.
YUMURTALIKLARIN UYARILMASI
Tüm protokollerde adet kanamasının ikinci ya da üçüncü gününde temel
ultrason incelemesi ve kanda östrojen tayini yapılır ve kullanılacak
ilaç dozuna karar verilir. Uyarı tedavisi başladıktan sonra hasta
belirli aralıklarla kontrole çağrılır. Bu kontrollerde vajinal
ultrasonografi yapılarak gelerek gelişen folliküllerin sayısı ve
büyüklüğü kontrol edilir. Zaman zaman yumurtalıkların durumuna göre
kanda östrojen incelemesine gerek duyulabilir.
Tedavide amaç mümkün olduğunca fazla
sayıda 16-20 mm çaplı follikül elde etmektir. Takipler esnasında kan
östrojen düzeyleri kontrol edilerek ilaç dozu ayarlaması yapılabilir.
Hedef 14 mm’den büyük follikül başına 200 pg/ml östrojen düzeyine
ulaşmaktır. Folliküller yeterli büyüklüğe ulaştığında son olgunlaşnayı
sağlamak için 5.000 -10.000 ünite human chorionic gonadotropin (hCG)
enjeksiyonu yapılır. Tedavinin süresi değişken olmakla birlikte ortalama
10.4 # 1.7 gündür. Çatlatma iğnesinden 32-36 saat sonra yumurta toplama
işlemi yapılır.
Ultrason takipleri sırasında
değerlendirilen bir diğer faktör de rahimin içini döşeyen ve endometrium
adı verilen tabakanın yapısı ve kalınlığıdır. Gebelik oluştuğunda
endometriuma yerleşeceğinden bunun yapısı son derece önemlidir. hCG
gününde endometrium 6 mm veya daha ince olduğunda gebelik şansı
azalmaktadır. Kendi uygulamalarımızda bu tür hastalardaki klinik gebelik
oranı %11.8’dir. Endometrial kalınlığın 14 mm’den fazla olması da
olumsuz etki yaratmakta ve gebelik elde edilse bile düşük olma olasılığı
artmaktadır.
YUMURTA TOPLAMA
OPU vajinal ultraonografi ile oldukça kolay ve konforlu bir şekilde
gerçekleşmektedir. Hasta jinekolojik muayene pozisyonunda yatar ve üzeri
steril örtüler ile örtüldükten ve vajina temizliği yapıldıktan sonra
lokal anestezi vajinaya uygulanır ve ardından vajinal ultrosonsgrafiye
başlanır. Vajinal uktrosonografi probu üzerinde bulunan, kılavuz içinde
geçirilen bir iğne ile overlere ulaşılır. Her bir follikül çine
girilerek içeriği özel bir aspiratör yardımı ile boşaltılır. Alınan sıvı
hemen labarotuara yollanarak yumurta içirip içermediği mikroskop altında
incelenir, eğer yumurta hücresi varsa ayrılır. Eğer follikülden yumurta
elde edilemez ise aynı iğne içinden özel sıvı verilerek follikül boşluğu
yıkanır ve içinde kalmış olabilecek yumurta alınmaya çalışılır. Bu
şekilde tüm folliküller aspire edilinceye kadar işleme devam edilir. Her
iki yumurtanın aspire edilmesi yaklaşık 15-30 dakika sürer. Işlem
sonrası hasta dinlenme odasına alınarak bir süre istirahat etmesi
sağlanır.
Lokal anesteziyi tolere edemeyen, ya da yumurtalıkların ve/veya
folliküllerin özel durumu nedeni ile işlemin teknik olarak zor geçeceği
düşünülen vakalarda genel anestezi tercih edilebilir. Bazen follikül
sayısı fazla olmasına karşın içlerinde yumurta hücresi çıkmaz. Boş
follikül sendromu adı verilen bu durumun en önemli nedenlerinde biri
hatanın hCG yaptırmak ve 24 saat sonra OPU işlemini diğer yumurtalıkta
tekrarlamaktır.
OPU işlemi sırasında aspire edilen follikül
içeriği hemen labaratuara gönderilir. Özel bir mikroskop ile incelenen
bu sıvının içinde bulunan yumurta kültür sıvısının içine konarak
inkübatöre kaldırılır. İnkübatör, sıcaklığı 37 C, karbondioksit oranını
da %5-6 düzeyinde sabit tutar. Olgun yumurta hücreleri 4-6 saat sonra
döllenme için hazır hale gelmektedir. KOH sonrası çapı 18-22 mm arasında
olan folliküllerin yaklaşık %80’inden döllenmeye uygun yumurta elde
edilebilmektedir.
FERTİLİZASYON (Döllenme)
Kadından oositlerin (yumurta) toplandığı esnada erkek de sperm verir.
Sperm alınması için en ideal yöntem mastürbasyondur. Menisinde canlı
sperm bulunmayan kişilerde ise cerrahi olarak sperm alınır. Elde edilen
meni özel bir kap içersine alınır ve likefiye olması(sıvılaşması)
belklenir. Likefiye olan meni , sperm sayısı, hareketliliği ve şekli
yönünden incelenir.
Tüp bebek planlanan hastalarda en önemli
kriter hareketli sperm sayısıdır. Incelenen sperm döllenme için
hazırlanır. Sperm hazırlanmaı iki nedenden dolayı önemlidir. Bunkardan
birincisi menide bulunan yabancı proteinleri, temizlemek, ilncisi ise
bazı reaksiyonları tetikleyerek spermin hiperakif olmasını sağlamaktır.
Yumurta
kültürü ve sperm hazırlanması tamamlandıktan sonra fertilizasyon
işlemine geçilir. Spermler ile yumurtalar bir arada bırakılırlar. Her
bir yumurta hücresi için 20.000 sperm kullanılır. Sperm parametrelerinin
bozuk olduğu durumlarda bu sayı arttırılabilir. Erkek faktörü varlığında
veya nedeni açıklanamamış infertilite olgularında mikroenjeksiyon (ICSI)
tercih edilmelidir. Işlemden 16-18 saat sonra döllenme olup olmadığı
kontrol edilir. Döllenmiş yumurtada tek olan hücre sayısı ikiye
çıkmıştır.
Döllenmiş yumurtalar tekrar kültür ortamına konur ve ileri aşamalara
ulaşmalaları beklenir. Uygun aşamaya gelindiğinde embriyolardan kaliteli
olanlarından belirli sayıda alınarak kadının rahmi içine transfer edilir.
EMBRİYO TRANSFERİ
Embriyolar iki hücreli aşamadan blastokist aşamasına kadar herhangi bir
dönemde transfer edilebilmekle beraber, en sık tercih edilen transfer
zamanı 4-8 hücreli aşamadır. Embriyolar bu aşamaya genellikle iki yada
üçüncü günde ulaşmaktadırlar. Embriyo transferi iki-altıncı günler
arasında yapılabilir.
Yardımcı üreme tekniklerinde transfer
edilen embriyo sayısı ile klinik gebelik oranları arasında direkt bir
ilişki mevcuttur. En iyi klinik sonuçlar 2-4 embriyonun transfer
edilmesiyle alınmaktadır. İkiden fazla sayıda embriyo transfer
edildiğinde çoğul gebelik oranları oldukça yükselmektedir; ancak bu risk
artan kadın yaşı ile birlikte azalmaktadır. Çoğu gebeliklerin
koplikasyon oranlarının yüksek olması ve erken doğum gibi nedenler ile
maliyetin artması nedeniyle pekçok ülkede transfer edilen embriyo
sayısının kısıtlanması yoluna gidilmektedir. İkiden fazla sayıda embriyo
ancak 37 yaşından büyük ve daha önceki IVF/ICSI denemelerinin başarısız
olduğu hastalarda yapılmaktadır. Günümüzde 35 yaşından genç her hasta
sadece bir tane blastokist transfer edilmesi önerilmektedir.embriyo
transferi yapılırken hasta jinekolojik muayene pozisyonunda yatırılır.
Vajinaya spekulum takıldıktan sonra steril serum fizyolojik ile temizlik
yapılır. Ardından özel kültür sıvıları ile rahim ağzı temizlenir.
Embriyolog transfer edilecek embryoları katater içinde labaratuvardan
getirir. İşlemi yapacak olan hekim karından yapılan ultrason eşliğinde
embriyoları rahim içine bırakır.
Embriyo transferi işlemi ağırlıklı bir
işlem değildir ve anastezi gerektirmez. İşlem sonrası endometriumu
desteklemek için hastaya enjeksiyon, fitil ya da krem şeklinde hormon
ilaçları verilir. Luteal faz desteği adı verilen bu tedavi eğer gebelik
oluşursa 10. Haftaya kadar devem eder. Gebelik oluşmayıp adet
kanamasının olduğu durumlarda ise kanamanın başlamasıyla birlikte tedavi
kesilir.
Embriyo transferi sonrası 12. günde gebelik testi için çağrılır.
GEBELİK TESTİ
İlk önce idrarda daha sonra ise kanda gebelik testi (beta-hCG) yapılır.
Kanda yapılan testin sonucuna göre gebelik olup olmadığına karar verilir.
Testi pozitif olanlar iki gün sonra yeniden kanda gebelik teti için
çağrılır. İki testin sonuçları arasında ilişki değerlendirilerek
gebeliğin sağlıklı olup olmadığına karar verilir. Sağlıklı bir gebelikte
iki gün sonra kan beta-hCG değeri yaklaşık iki kat artmalıdır. Bazı
durumlarda bir süre sonra kan beta-hCG değeri sıfıra iner. Bu durum
biyokimyasal gebelik olarak adlandırılır.
Bete-hCG’nin beklenenden daha farklı
artışları ise, ektopik gebeliği(dış gebelik) dütündüren bulgulardan
birisdir.
12 ve 14. günlerdeki beta-hCG değerleri istenilen şekilde artan vakalar
klinik gebelik olarak kabul edilir ve 2 hafta sonra ilk gebelik
ultrasonu için çağrılır. Bu ilk ultrasonda rahim içindeki gebelik
kesesinin olup olmadığı ve eğer kese var ise kaç tane kese olduğu
araştırılır. İkiz, üçüz yada daha fazla sayıda fetus bu ilk ultrasonda
görülebilir.
ÖZEL UYGULAMALAR
CERRAHİ SPERM ARAMA (PESA, PTSA, TESE)
Erkeğin menisinde hiç sperm olmaması durumunda (azospermi)
mikroenjeksiyon işleminde kullanılacak olan spermin testislerden
alınması gündeme gelmektedir. Bu uygulamanın başlaması ile erkek
kısırlığı konusunda devrim yaşanmıştır. Tıkanıklığa bağlı azospermi
olgularında kanalların içine ince bir iğne ile girilerek sperm aranır (PESA).
Bu tür olgularda kendi kliniğimizde sperm bulma oranımız %99.6’dır.
Tıkanmanın
olmadığı durumlarda ise problem daha karışıktır. Bu durumlarda erkek
yumurtalığının çeşitli bölümlerinde çok kısıtlı da olsa bir üretim söz
konusu olabilmektedir. Yumurtalığın çeşitli bölümlerinden çok sayıda
küçük parça alınarak bu parçaların içerisinde sperm hücresi aramak
gerekmektedir. Parça iğne ile (PTSA) ya da açık cerrahi ile alınabilir (TESE).
Bu teknikle hastaların yaklaşık %60’ında sperm bulunabilmektedir. Üretim
bozukluğuna bağlı azospermi olgularında gebelik oranları biraz daha
düşüktür.
DESTEKLİ YUVALAMA
Yardımcı üreme tekniklerine başvuran çiftlerin yarasından fazlasında
embriyo gelişmesine rağmen gebelik olmamaktadır. Döllenme olmasına
rağmen gebelik oluşmamasının kaynağı muhtemelen embryonun rahime
yerleşme safhasındadır. Embriyonun rahim içine yerleştirilmesini takiben
değişik olaylar oluşmaktadır. İlk olarak embriyo bölünmeye ve büyümeye
devam etmekte belli bir boya erişince kendisini çevreleyen zarı (zona
pellusida) yırtarak endometriumolarak adlandırılan rahim içindeki
dokunun derinliklerine yerleşerek büyümesine burada devam etmektedir.
Gebeliğin oluşmamasının en önemli nedeni
embriyonun bu zarı yırtarak dışarı çıkmaması ve dolayısı ile rahim
duvarına yerleşmemesi olduğu kabul edilmektedir. Bu problemi çözmek için
embryoyu, çevreleyen bu zarda transfer işlemi öncesi kimyasal veya
mekanik yötemlerle küçük bir delik açılarak embriyonun bu zarı yırtması
ve rahim duvarına yerleşmesi sağlanmaktadır. Yapılan bilimse çalışmalar
bu yöntemle gebelik oranlarında hissedilir bir yükselme olduğunu
göstermektedir. VKV Amerikan Hastanesi Yardımcı Üreme Teknikleri
Merkezi’nde bu teknik kısaca şu şekilde uygulanmaktadır: İlk olarak
embriyo mikroskopik bir iğne ile embriyo duvarından teğet geçilerek iki
noktada delik açılır. Embriyo rahim içinde büyümesine devam ederken
zayıf olan bu noktalarda zarını delebilir.
PREİMPLANTASYON
GENETİK TANI (PGT)
Preimplantasyon Genetik Tanı (PGT), ailesinde genetik hastalıkları olan
çiftlerin ya da uygulanan tedavilere cevap vermemiş intefil ailelerin
tüp bebek yöntemi kullanılarak sağlıklı bebeğe kavuşmalarını sağlayan
yeni bir genetik tanı yöntemi olup bu yöntemle çiftlerden elde edilen
embriyolar tek tek incelenerek genetik olarak sağlıklı olan embriyolar
anormal embriyolardan ayrılır ve anne adına genetik olarak normal olduğu
saptanan embriyolar transfer edilir. Bu sayede genetik bozukluğu olan
çocuğa sahip olma riski yüksek olan çiftler için hamilelik en başından
kontrol altına alınmış olur. IVF’de olumsuz sonuçların başlıca
sebeplerinden biri kromozom anomalisi dolayısıyla meydana gelen
düşüklerdir. Bu nedenle PGT, özellikle ileri yaştaki IVF hastalarına ait
oositlerde %43.1’lik gibi yüksek oranda kromozom anomalisine rastlanması
sebebi ile ileri yaş anne adaylarına önerilmektedir. Ayrıca ülkemizde
sıklıkla görülen talasemi ve orak hücreli anemi genetik hastalıkların
gebelik öncesi analizi de PGT ile yapılabilmektedir. Gelişen genetik
teknikler ve bilgiye ulaşma olanaklarının artması çiftlerin, PGT ve
diğer prenatal tanı yöntemleri hakkında sağlık merkezlerine
başvurmalarını kolaylaştırmıştır. Asıl amacı aileleri sağlıklı bebeklere
kavuşturmak olan IVF, Preimpantasyon Genetik Tanı’nın uygulanması ile
birlikte başarıya ulaşma konusunda bir daha atılmasını sağlamıştır.
BLASTOKİST TRANSFERİ
Son dönemlerde geliştirilmiş medium sistemleri kullanılarak embriyo
canlılığı laboratuar ortamında daha da uzatılmış ve buna bağlı olarak
günümüzde tüp bebek merkezlerinde, daha yüksek gebelik oranlarının elde
edildiği 5. ya da 6. gün transferleri yaygınlaşmaya başladı. Buna
blastokist transferi adı verilir. Embriyonun ana rahmine tutunmadan önce
ulaştığı en son aşamaya blastokist aşaması denir.
Blastokist Transferlerinin Avantajları Şunlardır:
Gelitim potansiyeli daha iyi olan embriyoları seçebilmeCanlılğı yüksek
olan daha az sayıda embriyo transfer ederek çoğul gebelik olasılığını
azaltmasıEmbryo gelitimini daha iyi gözleyebilmeEmbryoları en yüksek
gelişim potansiyeline sahip oldukları dönemde yani blastokist aşamasında
doldurabilme Preimplantasyon genetiği uygulayan merkezlerde
trophectoderm (blastokiste ait hiç hücre tabakaları) biopsisi
uygulayabilmek ve bu doku embriyonik olmadığı için ethik problemleri
ortadan kaldırabilmekEmbriyo canlılığının incelenebileceği metodlara
fırsat tanıması.
EMBRİYO DONDURMA
İnsan gametlerinin ve embriyolarının dondurulmasının tüp bebek
pratiğinde büyük önemi vardır. Tüp bebek uygulamalarında çoğul gebelik
riskini en aza indirmek için genel yaklaşım en fazla üç embriyo transfer
etmektir. Bu durumda akla gelen ilk soru elde edilen fazla embriyoların
ne şekilde değerlendirileceğidir. Bu şekilde elde edilen fazla
embriyoların dondurulması hastaya hem ekonomik, hem de psikolojik bir
avantaj sağlar. Ayrıca dondurulan embriyolar transfer edileceği zaman
hasta herhangi bir tedaviye gereksinim duymaz. Embriyo dondurma işlemi
tüp bebek uygulamalarında başarı şansını arttıran bir işlem olarak da
değerlendirilebilir.
Emriyo dondurma ve çözme işlemi, embryolar
kimyasal maddelerle (kriyoprotektan) dengelendikten sonra soğutulması ve
-196 C sıvı nitrojen içinde depolanması, çözüldükten sonra da
krioprotektan ortamından uzaklaştırılarak ileri gelişimi sağlamak için
özel kültür ortamlarının içine alınmasıdır. Her iki işlemde çok dikkatli
yapılır. Rutin tüp bebek ve mikroenjeksiyon uygulamalarında embriyo
dondurma ile gebelik oranları %15-25 arasında değişir. Aynı siklusda
gebelik elde edilmiş ve kalan embriyolar dondurulmuş ise bu kez gebelik
oranı %40 kadar olur. Çiftlerden izin belgesi alınarak dondurulan
embriyolar Türkiye’de 1997 yılında yürürlüğe giren bir yasa ile üç yıl
boyunca sıvı nitrojen içerisinde saklanabilir.
TEDAVİ SIRASINDA KARŞILAŞILAN SORUNLAR
Tedavinin İptal Edilmesi:
Hastaların tedaviye beklenen yanıtı vermemesi, yeterli sayıda follikül
gelişmemesi gibi nedenlerle tedavi iptal edilebilir.
Yumurta Bulunamaması:
Özellikle yaşı ileri ve yumurtalık rezervi düşük kadınlarda folliküller
yeterli büyüklüğe ulaşmasına karşın aspirasyon sırasında hiç yumurta
bulunamayabilir.
Döllenmenin Olmaması:
Yumurta ve spermler normal olmasına karşın bazı yumurtalarda döllenme
gerçekleşmeyebilir. Döllenme oranı %70 civarındadır.
Transfer Zorluğu:
Bazı durumlarda kadının genital organlarının anatomik yapısı nedeniyle
transfer çok zor olabilir. Bu gibi durumlarda gebelik şansı düşmektedir.
Sperm Bulunamaması:
TESE uygulanan hastaların %40’ında sperm bulunamaz ve tedavi iptal
edilmek zorunda kalınır.
Gebelik Testi Öncesi Kanama:
Test gününden önce kanaması olanlarda gebelik şansı düşmekle birlikte
gebelik olmadığı anlamına gelmez.
Ovarian Hiperstimülasyon Sendromu (OHSS)
Yumurtalıkların tedaviye aşırı cevap
vermesi ve karın boşluğu ile diğer vücut boşluklarında sıvı
toplanmasıyla ortaya çıkan bir tabloolup şiddetli durumlarda hastanede
yatarak tedavi gerekli olabilir. OHSS açısından riskli oaln kişilerde
embryo transferi ertelenip embriyolar dondurulabilir.
GEBELİK ORANLARI
Yabancı üreme tekniklerinde gebelik oranları hasta yaşı, infertilite
süresi infertilite nedeni, yumurta sayısı gibi pek çok değişkene
bağlıdır. Bunlardan en önemlisi kadının yaşıdır. İlerleyen yaşla
birlikte gebelik oranlarında da düşme görülür. VKV Amerikan Hastanesi
Yardımcı Üreme Teknikleri Merkezi’nde 1996-2001 yılları arasında yapılan
7000’den fazla uygulamada transfer başına ortalama gebelik oranı %45
civarındadır. Yaşı 30’un altında olan hastalarda bu oran %60’lara kadar
çıkarken, yaşın 40 ve üzerinde olduğu durumlarda %15’ler düzeyine indiği
gözlenmiştir. İleri yaş sadece gebelik oranlarını etkilemez. Bu hasta
gurubunda gebelik elde edilse bile, bu gebeliğin bir düşük ile
sonuçlanma olasılığı genç yaştaki hasta gurubuna göre daha yüksek olur.
|