Kordon Kanının Saklanması
Kordon kanının saklanması ilk kez H.Boxmeyer tarafından 1980 li yıllarda
başlatılmış ve ilk kordon kanı ile transplantasyon da yine onun dondurduğu
hücrelerden yapılmıştır. İlk kordon kanı ile yapılan naklin başarısı
kordon kanının uzun süre saklanabileceğini göstermiş ve bankacılığın
oluşmasına yol açmıştır.
Toplama sonrası yapılacak tetkikler için ayrılan örnekler dışında kalan
kordon kanı, nakile kadar saklanılmak üzere bilgisayarlı kademeli
dondurucuda soğutulur ve -196°C de sıvı azot tankına aktarılır. Toplanan
kordon kanı 75-200 ml arasında değişebilir (ortanca 120 ml). Bu kanın
saklanmasında iki farklı yöntem söz konusudur: Ficoll hypaque density
gradient, hidroksi etil starch(HES) veya mekanik (Sepax)gibi yöntemler ile
eritroid hücrelerin uzaklaştırılması sonucu mononükleer hücrelerin
kriyotüplerde saklanması veya hiçbir işlem yapılmadan kordon kanının
kriyotorbalarda saklanılması. Tüm kriyoprezervasyon yöntemlerinde
kullanılan albumin, DMSO oranları burada da geçerlidir. Broxmeyer ile
kişisel temaslarda alınan bilgiye göre işlem görmeden tam kan saklanması
hücreleri yıpratmamak için tercih edilmelidir. Bir başkası önemli bir
merkez olan New York Blood Center’da esas olarak yer darlığından
kaynaklanan hücreler ayrılıp tüplerde saklanmakta, yine örnek sayısının
çokluğundan kaynaklanarak lojistik nedenlerden kontrollü kademeli dondurma
yerine +4°C , -80 °C ve -196 °C aşamalarını uygulamaktadır (5,6).
Bir başka tartışılan nokta bu hücrelerin en fazla ne kadar
saklanabileceğidir. Bu konuda 2003’de Broxmeyer’in ifadesine göre en uzun
10 yıl saklanılmış iliğin başarılı bir şekilde nakilde kullanıldığıdır.
Kordon kanı saklama olayı yaklaşık 15 yıldan beri uygulanan bir durumdur.
Henüz elimizde bu yönden kesin veriler yoktur.