Halk Sağlığı Sorunu

Şizofreni halk sağlığını ilgilendiren dört kriteri gündeme getirmektedir:


1. Şizofreni sık ve yaygın yaşanmaktadır.
2. Şizofreni ağır yeti yitimine sebep olmaktadır.
3. Şizofreniyle mücadele etmenin etkin yöntemleri bulunmaktadır.
4. Hastalar, aileleri ve toplum açısından kabul edilebilir tedaviler mevcuttur.

Şizofreni sık ve yaygın yaşanmaktadır
Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) bir araştırması tüm dünyada ülkeler düzeyinde hastalığa rastlanma değerlerini ortaya koymaktadır. Şizofreninin kesin bir tanımını kullanarak, vaka sayısının ülkeler, arasında anlamlı bir farklılık arzetmediği bulunmuştur (araştırmanın yapıldığı bölgelerde 7-14/100,000). Şizofreni ile ilgili diğer psikotik koşullar da devreye sokulduğunda ise vaka oranları daha da yükselmektedir.

Şizofreni ağır yeti yitimine sebep olmaktadır
Şizofreniyle ilgili ayrımcılık hastanın ölümüne bağlı acıyı daha da arttırmaktadır. Hasta yakınları hastalığın damgasını taşıdıkları için de acı çekmektedir. 1991'de şizofrenin ABD'de 19 milyar dolar direkt maliyet yarattığı tahmin edilmektedir; buna 46 milyar dolar üretkenlik kaybı (dolaylı maliyet) eklenmelidir. Toplam yaklaşık olarak 65 milyar dolar olmaktadır. Toplamın %71'ini oluşturan dolaylı maliyetlerin dolaysız maliyetlere eklenmesi ile hastalığın daha kapsamlı bir mali tahmini yapılabilir. Bu değerler milyonlarca kişi ve ailelerinin hayatının mahvolduğunu anlatır. Yakın tarihli araştırmalar şizofreninin maliyetinin, hastalar ve aileleri için, hastalığın üzüntü, üretkenlik kaybı, düşük yaşam kalitesi ve ikincil zihinsel sağlık sorunlarını da kapsadığını göstermektedir.


Şizofreni tedavi edilebilir
Yakın zamanda yapılan bir çalışma şizofreni hastalarının yaklaşık % 20-25'inin bütün belirtileri aşabildiklerini ve kendi kendine yeterli bir yaşam ile İyi bir toplumsal işleyişe dönüş oranının %20 olduğunu göstermektedir. Gelişmekte olan ülke raporları daha da yüksek iyileşme oranlarına işaret etmektedir. Tedavinin bütün belirtileri yok etmediği durumda bile etkin tedavi bireyin yaşam kalitesini yükseltmekte ve işlevlerini yerine getirmesine olanak vermektedir. Klorpromazin'in kullanıma girdiği 1950'lerden bu yana, şizofreninin belirtilerini tedavi eden, giderek artan sayıda ilaç ve psikososyal tedavi geliştirilmiştir. Bu ilaçlar özellikle, hezeyan, halüsinasyon, ajitasyon gibi hastalığın akut evrelerinde gözlenen pozitif belirtilerde kayda değer azalma veya yok olma sağlamaktadır. Geleneksel antipsikotiklerin çoğu yan etkilere neden olmaktadır (örneğin rijidite, titreme) ve bunlar damgaya katkıda bulunabilirler. Ancak yeni antipsikotik ilaçlar yan etkileri çok daha azdır ve geleneksel ilaçlara oranla bir dizi avantajları bulunmaktadır. Bu yeni ilaçlar daha önceki ilaçlardan sonuç alamamış hastalarda etkinlik sağlayabilmiştir. Yan etkileri daha az olduğu için bu yeni ilaçlar tedavinin kabulünü kolaylaştırmakta ve yan etkilere bağlı damgayı da azaltmaktadır. Psikososyal müdahaleler, özellikle de aile ve bakıcılara verilen desteklerin şizofreninin belirtilerinin azaltılması açısından sonuç verdiği kanıtlanmıştır. Mesleki müdahaleler de şizofreni hastaları arasındaki işsizlik oranının kayda değer ölçüde azalmasını getirmektedir. Kikin sosyal destek sistemleri şizofreni hastalarının ürünlerini de geliştirebilir.