Cinsel İşlev Bozuklukları

Cinsel aktivite asamalarindaki ( istegin baslamasi, uyarilma, orgazm ve rezolusyon ) sorunlar veya cinsel iliski ile birlikte agri yakinmalari bu bozuklugun konusudur. Bu durumlar cinsel olgunlasmanin baslamasindan beri varolabilir ya da cinsel hayatin belli bir sure sonrasinda baslayabilir. Belli bir takim durumlar ve cinsel iliskideki eslere bagli (durumsal tip) olan ya da bagli olmayan (yaygin tip) sekillerde görülebilecegi gibi; bozuklugun baslamasinda asal etkenin psikolojik etkenlere bagli ya da psikolojik etkenlerin de rol oynadigi ama asal rol almadigi, baska bir tibbi durum ya da madde kullaniminin da rol aldigi sekiller de söz konusu olabilir.



Kisinin maruz kaldigi cinsel uyarinin kaynagi, uyarinin siddeti ya da uyari süresi yetersizse bir cinsel islev bozuklugu tanisi uygun degildir.



Bu teshisi koymadan önce kisinin istek, hedefler ve davranim sekillerini yönlendirebilecek dinsel ve diger sosyokültürel zeminler dikkate alinir ( Örnegin kisilerde cinsellik sadece çocuk sahibi olmak olarak gözlenebilir, sadece karsi tarafin rahatlamasina hizmet amacini güdüyor olabilir ya da belli bir yastan sonra kabul edilemez olarak düsünülebilir gibi düsünce tarzlari) .



1- Azalmis cinsel istek bozuklugu:

Bireyde devamli olarak ya da ara ara tekrarlayan dönemler halinde cinsel fantezi kurmak ve cinsel eylemde bulunmak yolunda istegin az ya da hiç olmamasi halidir. Bu durum kiside önemli bir miktarda gerilim, sorun ya da kisiler arasi iliskilerde güçlüklere yol açar. Bu sorun baska bir psikiyatrik hastaligin etkisine bagli olmayip, asal olarak bir madde, ilaç ya da baska bir vücutsal hastaligin dogal etkilerine bagli olmamalidir.



Bu durumdan etkilenen kisiler genellikle cinsel aktiviteyi kendileri baslatmazlar, karsi tarafin baslatmasi halinde ise isteksizce eslik edebilirler. Eslerinin baskisi ile cinsel eylemin miktarini, baska nedenlerle ( eslerinin kendilerini terk etmemesi, hediyeler alinmasi, kendilerine deger verilmesi gibi amaçlarla) arttirabilirler. Bu kisilerin düzenli cinsel aktivitelere isteksizlikleri nedeniyle evlilik ya da arkadasliklarinda bozulmalar, bosanmalar görülebilmektedir. Bu bireylerde esini görünüm ve duygusal olarak itici olarak algilama da görülebilmektedir.



Cinsel istekteki azalma uyarilma ya da orgazm sorunlari tarafindan olusturulmus da olabilir. Bazi kisilerde istek asamasinda bozukluk varken, diger asamalar normal de olabilir.



Bu durumu olan erkeklerde bir arastirma sonucuna göre daha düsük testesteron düzeylerine rastlanmistir. Arastirmalara göre bes kisiden birinde bu durum mevcut olup, kadinlarda daha çok rastlanmaktadir.

Istek azligi kisinin cinsellik hakkindaki bilinç disi korkularindan kendini korumak üzere gelistirdigi bir savunma mekanizmasidir. Bu durum uzun suren stres, kaygi ve depresyona baska vücutsal hastaliklara bagli olarak ta gelisebilmektedir. Uzun sure cinsel aktivitenin olmamasi da cinsel istek bozukluguna yol açabilir. Ayrica bozulan bir iliskiye karsilik olarak ve bir öfke- düsmanlik ifadesi olarak ta karsilasilabilir.



Cinsel istek azliginin gelismesine yol açabilecek etkenler arasinda biyolojik dürtünün olmamasi, yeterli özgüvenin yoklugu, cinsel acidan geçmisteki kötü deneyimler, tacizlerin varligi,uygun bir esin olmamasi, es ile cinsellik disi alanlarda iyi bir iletisimin olmamasi sayilabilir.



Rahatsizlik genellikle eriskinlige geçis döneminde baslar

Tedavide bilissel, davranisçi tedavi ve aile terapisi kullanilir.



2- Cinsel tiksinti bozuklugu:

Devamli olarak veya tekrarlayici olarak cinsel birlesmeden çok fazla miktarda tiksinti duyarak, cinsel iliskiden kaçinma halidir. Bu durum kiside yogun bir gerilim ya da sosyal iliskilerde güçlüklere yol açar. Bu teshisin konmasi için bu durumun baska bir psikiyatrik bozuklukla net bir iliskisinin olmamasi gerekir.



Kisi cinsel iliski söz konusu oldugunda kaygilanir, tiksinir ya da korku duyar. Bu igrenme hali cinsel birlesmenin herhangi bir anina iliskin olabilir. Bunlar sperma ( cinsel birlesme sirasinda bosalan sivi materyal ) ile ilgili ya da cinsel kasilmalar ve cinsel organlarin temas etmesi gibi farkli durumlara yönelik olabilir. Bazi vakalarda öpüsmek ve ten temasi dahi bu durumu olusturabilir.



Bu rahatsizligi olan kisiler o anda bas dönmesi, mide bulantisi, sicak basmasi, terleme, çarpinti, nefes darligi, bayginlik gibi yakinmalarla panik nöbetleri yasayabilirler. Bu durumdaki kisiler durumdan kaçinmak için eslerinden çesitli bahanelerle uzak durarak, erken yatabilir, asiri bir çalisma temposu içine girebilir, evde kalma surelerini kisitlayabilir ya da alkol-madde kullanimina baslayabilirler.



Tedavide baslangiçta imajinasyon yöntemleri ve bazen ilaç tedavileri ile kayginin azaltilmasi ile psikoterapi sürdürülür.



3-Cinsel uyarilma bozukluklari

a-) Kadinlarda cinsel uyarilma bozukluklari:

Devamli olarak veya ara ara tekrarlayici olarak olusan ve cinsel uyarilma sonucu olmasi gereken düzeyde bir islanma ve kabarma tepkisinin olmamasi ya da bunun çok kisa sürüp, cinsel islev bitene dek bu durumun korunamamasi halidir. Bu durum belirgin bir gerilim ve kisiler arasi iliskilerde güçlüklere yol açar. Bu durumun olusumuna baska bir psikiyatrik hastalik, ilaç, madde ya da vücutsal hastalik asal sebep teskil etmemektedir.



Kadinlarda cinsel uyari ile o bölge damarlarinda kanlanmada artis nedeniyle dolgunlasma, vajinada islanma ve genisleme ile vücut disindaki cinsiyet organlarinda kabarma olusmaktadir. Bunlarin olusmadigi durumlarda cinsel iliski ile agri ve bu nedenle cinsel iliskiden kaçinma ve evlilik sorunlari olusabilmektedir. Bazi arastirmalara göre testesteron, ostrojen, prolaktin ve tiroid hormon düzeylerinde farkliliklar saptanmistir. Menapoz sonrasi islanma için daha uzun sureli uyari gerekir. Islanmada azalma ayrica seker hastaligi, o bölgeye yönelik isin tedavisi, atrofik vajinit, emzirme donemi sirasinda da olabilmektedir. Bazi grip ve alerji ilaçlari ve eski nesil anti depresif ilaçlarda benzer bir duruma yol açabilmektedir.



Bu rahatsizliga cinsel istek ve orgazm bozukluklari da eslik edebilmektedir.



4- Orgazm bozuklugu (kadinlarda ):

Cinsel uyarilma sonrasi orgazmin devamli bir sekilde ya da tekrarlayici olarak çok geç olmasi veya hiç olmamasi halidir. Her kadin için cinsel uyaranin turu ve yogunlugu farklidir. Bunun için cinsel uyarinin iyi tetkik edilmesi gereklidir. Bu durum kiside belirgin bir gerilime ve sosyal iliskilerde güçlüklere yol açar. Bu sorun asal olarak baska bir psikiyatrik bozukluk, ilaç,madde ya da baska bir hastalik nedeniyle olusmamalidir.

Hekimin kiside yas, cinsel deneyimlerin öyküsü ve gelen cinsel uyarinin yeterli düzeyde olup olmamasini degerlendirerek bu taniyi koymasi gerekmektedir.



Kadinlarda orgazma ulasma durumu yasin ilerlemesi ile artmaktadir. Daha çok genç yasta rastlanmaktadir. Eger kiside bu durumun nasil yasanabilecegi ögrenilirse , cinsel travmatik yasantilar, evlilik sorunlari, depresif durumlar ya da baska vücutsal hastaliklarla karsilasilmadigi surece bu halin uzun sureli olarak kaybolmasi nadirdir. Beraberinde cinsel istek ve uyarilma bozuklugu da bulunabilir. Kadinlar kendi bedenlerin, haz noktalarini ve özelliklerini daha iyi taniyip, eslerine tanittikça bu durumu daha yogun yasayabilirler. Yurt disinda yapilan bir çalismaya göre (Kinsey) 35 yas üzerinde evli kadinlar arasinda hiç orgazm yasamayanlar % 5 oraninda bulunmustur. Baska bir çalismada ise kadinlarin % 46 si orgazma ulasmakta güçlük çekerken, % 15 oraninda orgazm olamamaya rastlanmistir.



Bu duruma yol açabilecek diger faktörler arasinda hamile kalma korkusu, esi tarafindan reddedilme korkulari, vaginaya zarar gelebilecegi endisesi, erkeklere karsi düsmanca tavirlar, cinsel dürtülere karsi kendini suçlu hissetme sayilabilir. Bu durumdaki bazi kadinlarda karin alt bölgelerinde agri, cinsel bölgelerde kasinma ve akinti, gerginlik, bitkinlik yakinmalari bulunabilir.



Orgazm bozuklugu (erkeklerde):

Orgazm bozuklugunun kadinlar için belirtilen sartlari erkekler için de geçerlidir. Erkeklerde en yaygin olarak görülen sekli esin el ya da oral uyarisi ile cinsel bosalma saglanabilmesine karsin , cinsel iliski sirasinda orgazmin olmamasi durumudur. Bazi durumlarda sadece mastürbasyon ya da sadece cinsel düslemler ile orgazma ulasilabilmekte, iliski sirasinda bu gerçeklesmeyebilmektedir. Orgazmin saglanmasi için yeterli düzeyde cinsel uyarinin olmasi ve yas artisi ile uyari yogunlugunun artmasi gerekmektedir.



Neden olabilecek vücutsal hastaliklar:

Prostat operasyonlari sonrasi, “Parkinson” hastaligi, omurilik kanalinda bozukluklara yol açan nörolojik hastaliklar, bazi tansiyon ilaçlari, bazi anti psikotik ilaçlar da bu durumu olusturabilmektedir. Geçici olarak yogun alkol alimi , kandaki seker düzeyinin çok yükselmesi , bazi hipofiz bezi tümörleri varliginda da görülebilmektedir.



Psikiyatrik kökenli olan sekil kimlerde görülmektedir:

Etkilenen kisilerin daha çok Bu rahatsizligin “obsesif-kompulsif” bozuklugu olanlarda daha çok görüldügüne dair arastirmalar bulunmaktadir. Baski altinda ve kati kurallarin oldugu ailelerden gelen kisilerde , cinsel konularin tabu oldugu ailelerde bu duruma daha çok rastlanmaktadir. Bazi kisilerde de kadinlara veya iliski kurulan kisiye yönelik düsmanlik hislerinin sonucu olarak ortaya çikabilmektedir. Karsisin da kinin kendi gözünde cinsel çekiciliginin kalmamasi durumunda böyle bir sonuç ile karsilasilabilmektedir.



Tedavi:

Esle birlikte yapilan cinsel tedaviler basarili sonuçlar vermektedir.



Erkek cinsel organi sertlesme (ereksiyon ) bozuklugu:

Devamli olarak ya da tekrarlayan bir sekilde , erkek cinsel organinda (penis) cinsel iliski için gereken düzeyde sertlesmenin elde edilememesi ya da cinsel iliski sonuna dek bu düzeyin korunamamasi durumudur. Bu durum kiside önemli derecede gerilime ya da sosyal iliskilerde güçlüklere yol açar. Bu teshisin konmasi için baska bir psikiyatrik hastalik, bir ilaç,madde ya da bir vücutsal hastaliga bagli olmamasi gerekmektedir.

Bazi durumlarda cinsel yasantinin hiç bir döneminde ereksiyon saglanamamisken, bazi kisilerde baslangiçta bu durum varken, cinsel birlesme aninda bu kaybolabilir. Bazen de sadece mastürbasyon esnasinda ya da uykudan uyanirken ereksiyon olusur, cinsel birlesmelerde olusmayabilir.



Bu durum kiside bir cinsel kaygi, gerekli performansi gösteremeyecegi endiseleri ya da cinsel uyarima ve zevk alma hislerinde azalma ile iliskilidir. Depresyon geçirmekte olan ya da madde kullanim bozuklugu olanlarda bu soruna rastlanabilmektedir. Bu durum tedavi edilmezse ne yazik ki evlilik sorunlari, bosanmalara , alkol-madde kullanim bozukluklarina, diger esin evlilik disi iliskilerine yol açabilmekte, bu nedenle intihar ya da cinayetlerle sonuçlanabilmektedir.



Yasin ilerlemesiyle birlikte görülme orani artmaktadir. Yurt disinda yapilan çalismalara göre ( Kinsey) rahatsizligin 35 yas civarindakilerde % 2-4 oraninda ;80 yas civarinda ise % 77 oraninda görüldügü saptanmistir. Ancak eger kisinin saglik durumu yerinde ve uygun cinsel esi varsa ileri yaslarda bu durum görülmeyebilir.



Bu duruma yol açabilen vücutsal hastaliklar:

Kabakulak ve fil hastaligi, kalp yetmezligi, damar sertligi, aort anevrizmalari, böbrek yetmezligi, hidrosel ve varikosel gibi ürolojik hastaliklar, siroz, solunum yetmezlikleri, penis damar ve yapi bozukluklari, Klinefelter gibi genetik hastaliklar, vitamin eksiklikleri, seker hastaligi, hipertiroidi, Addison hastaligi ve böbreküstü bezi tümörleri gibi endokrin sistem hastaliklari, MS, Parkinson , ALS, bazi sara hastaligi tipleri, sinir sistemini tutan tümörler, omurilik kanalini etkileyen travmalar ya da burayi tutan tümörler, alkol-madde bagimliliklari, kursun ve bitki oldurucu ilaçlarla zehirlenme durumlari, bazi ilaçlar ( östrojen, bazi tansiyon ilaçlari, bazi antipsikotik ilaçlar) , isin tedavisi, pelvis kemigi kiriklari, agir düskünlük hallerine yol açan hastaliklar ve o bölge veya o bölgeye yakin sinir ve damarlarina yönelik ameliyatlar ( prostat , kalin bagirsak, mesane , iliak damar operasyonlari gibi) sayilabilir.



Tedavi:

Esler birlikte tedaviye alinir. Bu tedavi için düzenli bir cinsel es gereklidir. Cinsel tedavide eslerde bu duruma yol açabilecek baska bir vücutsal hastalik yoksa basarili sonuçlar alinmaktadir.



Erken bosalma (Prematur ejekulasyon) :

Devamli olarak ya da ara ara tekrarlayan bir sekilde bosalma için yetersiz bir cinsel uyarilma ile, kisinin istegi disinda , penisin vaginaya girisi öncesi ya da hemen sonrasinda bosalmanin (ejekulasyon) gerçeklesmesi durumudur. Bu durum kiside önemli derecede gerilime yol açarak, karsisindakilerle iliskilerinde güçlüklere yol açmaktadir. Bu teshisin konmasi için olusan durumun baska bir maddenin etkilerine bagli olmamasi gerekmektedir. Bu taniyi koyarken kisinin yasi, esin ya da cinsel aktivite durumu ve yerinin özellikleri, yakin zamandaki cinsel girisimlerin miktari gibi etkenler dikkate alinir.



Kimlerde daha çok görülmektedir:

Genellikle genç yastakilerde ve cinsel iliskilere yeni baslayanlarda görülür. Bazi kisilerde de , devamli alisilmis esle degil de ek olarak baska bir iliskiye baslayinca olusabilmektedir.



Daha çok egitim düzeyi yüksek kisilerde rastlanmaktadir. Erkeklerin % 30 unda oldugu düsünülmektedir. Daha önceki cinsel girisimleri hayat kadinlari ile alelacele bir sekilde olan kisilerde, fark edilmeleri halinde rezaletler çikacagi olasi yerlerde bu girisimlerde bulunanlarda çok kisa sürede orgazm saglama aliskanligi nedeniyle olusmaktadir.



Erken bosalma nedenleri :

Iliskide bulunan kisi ile ilgili sorunlar, evlilik sorunlari bu duruma yol açabileceginden, hem bozuk giden evlilikler bu soruna yol açmakta, hem bu sorun evliliklerde zorluklara yol açmaktadir.



Baslangiçta olmayan, ancak devam eden iliskilerde ortaya çikan erken bosalmaya cinsel iliski yogunlugunun azalmasi , sertlesme bozuklugu olacagi endisesi sebep olabilmektedir.



Bazi kisilerde bilinçaltinda yatan cinsel iliski ile ilgili düsünceler bu duruma sebep olmaktadir. Sertlesme bozukluklari konusunda belirtilmis olan ailesel yapi ve bu durumun gelismesindeki etkenler bu konuda da söz konusudur.



Tedavi:

Es birlikteliginde ya da essiz olarak yapilan bosalma suresini uzatici cinsel tedaviler basarili olmaktadir.



Cinsel agri bozukluklari

a-) Disparoni:

Kadin ya da erkekte cinsel iliski esnasinda devamli ya da tekrarlayici bir sekilde cinsel organ bölgelerinde agrinin olmasi durumudur. Bu durum kiside önemli bir gerilime ve karsisindakilerle iliskilerinde güçlüklere yol açar. Bu sorun baska bir psikiyatrik, vücutsal hastalik ya da maddenin etkilerine bagli olarak gelismemis olmalidir.



Bu sorun daha çok iliski sirasinda olsa da bazi kisilerde iliski öncesi ya da sonrasinda da görülebilmektedir. Agrinin derecesi ve niteligi kisiden kisiye degisebilmektedir. Bu durum nedeniyle kisiler cinsel iliskilerini kisitlayabilir, içe kapanabilir, evlilik yasantilarinda sorunlarla karsilasabilirler.



Disparoniye yol açan psikolojik etkenler:

Cinsel tecavüz travmasi ya da çocukluk çaginda cinsel tacizler yasayanlarda devamli suretle cinsel bölgede agri daha çok gözlenmistir. Kiside cinsel iliski ile ilgili gerilim ve endise var ise bu da vajina kaslarinda kasilmaya neden olarak agriya yol açmaktadir. Agri olustugunda esin cinsel aktiviteye israrla devam etmesi ya da esin cinsel iliskiye hazir olmadigi durumlarda cinsel iliski için israr durumlarinda agri durumu artma göstermektedir.



Disparoniye yol açan vücutsal hastaliklar:

Kadinlarda cinsel bölge çevresine yönelik ameliyatlar sonrasinda % 30 oraninda ,geçici bir sure için bu sorunun olusabildigi gözlenmistir. Iltihaplanmis ya da zarar görmüs kizlik zari artiklari, dogum kesikleri izleri, cinsel bölgeye salgi yapan bezlerin hastaliklari, vajina ve civari dokularin enfeksiyonlari, endometriozis ve pelvis (alt karin bölgesi) bozukluklari sayilabilir. Ayrica menapoz sonrasinda da vajina yüzey dokusunun incelmesi ve islanmanin azalmasi nedeniyle disparoni olusmaktadir. Erkeklerde ise daha nadir olup, prostat bezi iltihaplari, peyroni hastaligi, gonore ya da herpes hastaliklari sonrasinda olusabilmektedir.



Vaginismus:

Vajinanin kas dokusunun 1/3 dis kismina ait kas grubunun cinsel birlesmeyi önleyecek düzeyde devamli olarak ya da belli araliklarla tekrarlayarak , kisinin istegi disinda kasilmasi durumudur. Bu durum kiside önemli bir gerilime ya da karsisindakilerle iliskilerinde güçlüklere yol açar. Bu durumun baska bir psikiyatrik ya da vücutsal hastaliga bagli olmamasi gerekmektedir.



Bazi kisilerde cinsel birlesme olmadan, cinsel aktivite olacagi düsüncesi bile bu durumu olusturabilmektedir. Kiside cinsel birlesme olmadan cinsel istek ve orgazm yetileri normal durumda devam edebilir. Bu durumda bazi kisilerde cinsel iliskiden kaçinma ve evlilik sorunlari gözlenebilmektedir.



Kimlerde görülür?

Daha çok genç kadinlarda görülmektedir. Cinsel taciz yasantisi olanlarda , cinsellik konusunun tabu olarak kabul edildigi ailelerden gelenlerde gözlenmektedir. Evlilik öncesi, ilk gece hakkinda çevreden duyulan abartili korkutucu sözlerin etkisi oldugu düsünülmektedir. Daha çok egitimli ve sosyoekonomik düzeyi yüksek kisilerde görüldügü yolunda yayinlar bulunmaktadir. Daha önce herhangi bir sebeple ameliyat edilenlerde ya da vücutsal travma geçirip, yaralananlarda daha sonralari cinsel iliski ile bu durumun olusabildigi gözlenmistir. Ayrica kisi duygusal olarak karsisindaki kisi tarafindan baskilandigini, kötü davranildigini düsünüyorsa bu da bir sekilde vücudun kendini savunmasi seklinde kendini gösterebilmektedir.



Tedavi:

Davranisçi tedavi ve psikoterapi ile rahatsizlik normale dönmektedir. Baslangiçta kisinin kendi basina yapacagi ev ödevleri , daha sonra esi birlikteliginde devam ederek, esler arasinda karsilikli güven ortaminin saglanmasi ile düzelmektedir.