KADINLARDA SEKS HORMONLARI
Genelde kadınların hormonlarla ilgili bilgisi, menopoz dönemine gelinceye kadar oldukça eksik kalıyor. Erken yaşlarda hormonların işlevleri hakkında bilinçlenmek ise, kadının genç kalmasını sağlıyor.
20 Lİ YAŞLAR
Ergenlik çağındaki bir genç kızın östrojen artışıyla, göğüsleri büyür,
kalçaları belirginleşir, erojen bölgelerinde tüylenme olur. Adet gördükten
sonra her ay yumurtalıklar yumurta hücresi üretir. Yirmili yaşlara
gelindiğinde östrojen ve progesteron hormonları, beyinle 25 yıl kadar
sürecek bir işbirliğine girerler. Her ay adet gününden iki hafta önce
yumurtalıklar artan miktarda östrojen hormonu salgılar. Östrojen
miktarındaki bu artış aynı zamanda ruh halini de etkiler, araştırmalar
östrojenin yükseldiği günlerde kadınların daha asabi, alıngan ve saldırgan
olduğunu, azaldığı günlerde ise kendilerini daha iyimser, mutlu ve
sağlıklı hissettiklerini gösteriyor. 14 gün sonra ise her bir
yumurtalıktan bir yumurta hücresi rahime bırakılır. Bu günlerde
progestoren miktarı artarken östrojen miktarı tekrar azalmaya başlar.
ÖSTROJEN
SALDIRGAN YAPIYOR
Östrojen hormonu, vajinanın nemli ve kaygan olmasını sağlayarak kadını
cinsel ilişkiye hazırlayan bir hormon. Dahası, ilişki sırasında kadının
vajina duvarındaki damarlara daha fazla kan dolmasını sağlayarak , kadının
uyarılmasını, ilişkiden zevk almasını sağlıyor. Kadınların cinsel isteğini
artıranlar, testesteron hormonu ve her ay yumurtalıklar ve böbreküstü
bezleri tarafından salgılanan testesteron (erkeklik) hormonu. Testesteron
seviyeleri yumurtalama sürecinde yükselirken, araştırmalar bu dönemde
kadınların cinsel isteğinin arttığını gösteriyor. Psikologlar insanın
cinsel dürtülerinin oldukça karmaşık olduğunu, cinsel arzuların hormonlar
dahil pek çok faktöre bağlı olarak artabileceğini söylüyorlar. Duyguların
yoğunluğu, maddi sorunlar , eşlerin birbirlerine anlayışlı olup olmaması
da cinsel arzuyu belirliyen etkenlerden.
ADET DÖNEMİ
TUZU, KAFEİNİ KESİN
Kadınların hemen hemen % 90 ı adet öncesi dönemde göğüslerde gerginlik,
vücutta şişkinlik, aşırı yeme, başağrıları, tahammülsüzlük gibi durumlarla
karşı karşıya kalıyorlar. Kadınların % 20 lik bir kısmı ise adet dönemini
ağrılı bir şekilde geçiriyor. Araştırmalar adet öncesi dönemdeki
semptomların , kadının sex hormonları üzerinde rol oynamasına karşın, bu
etkilerin hamilelik ve menopoz dönemindeki kadar yoğun olmadığını
gösteriyor. Bazı uzmanlar sex hormonlarının, adet dönemi öncesi
rahatsızlıklarından çok, depresyon ve tiroid bozukluklarına bağlı olarak
etkilendiğini iddia ediyorlar. Eğer her ay adet öncesi rahatsızlıklarınız
fazla ise, bu dönemde tuzu, şekeri ve kafeinli içecekleri kesin. Alkolden
kaçının, daha sık ve azar azar yemek yiyin. Ağır, yağlı yiyecekler yerine
hafif, sebzeli yemekleri tercih edin. Ayrıca bugünlerdeki stresinizi
azaltmaya, her gün yapacağınız yarım saatlik bir jimnastik de yardımcı
olacaktır.
SPERMLER 3
GÜN YAŞAYABİLİYOR
Henüz yirmili yaşlarda iken kadınların % 90 ı herhangi bir tedaviye
ihtiyaç duymadan, doğal yollarla çocuk sahibi olabiliyor. Yumurtalıklardan
her ay salınan yumurta hücresi, sağlıklı bir sperm hücresiyle, ilişkiden
sonraki 10-12 saat içerisinde kolayca döllebilir. Sperm hücrelerinin kadın
vücudunda canlı kalma süresi 3 gün kadar, bu aynı zamanda, ilişkiden
sonraki 2 gün içinde ,kadının hamile kalma şansının devam ettiğini
gösterir. Eğer düzenli bir sex hayatınız yoksa, ve de adet döneminizin tam
ortasındaki yumurtalama tarihinizi belirlemek istiyorsanız, ovulasyon
belirtici araçlardan kullanabilirsiniz. Vücut ısısının günlere göre
değişimini ölçen bu aletlerle, vücuttaki ısının en çok yükseldiği gün olan
yumurtalama günlerinizi takip edebilirsiniz.
30 LU YAŞLAR
Hayatın en yoğun tempolu yaşandığı 30 lu yaşlarda , vücut daha fazla
yorulmaya başlar ve buna bağlı olarak sex hormonları da düzensiz
salgılanmaya başlar. Örneğin adet öncesi dönem bazı kadınlar için, 20 li
yaşlarda ağrısız geçerken, 30 lu yaşlara gelindiğinde fazla stresli bir iş
veya ev hayatı yüzünden, ağrılı geçebilir. Bu dönemde her zamankinden daha
fazla sağlıklı olmaya, düzenli beslenmeye ve egzersiz yapmaya ihtiyacınız
vardır. Bu yaşlarda cinsel arzularınız testesteron hormonunun kontrolü
altında olmasına rağmen, östrojen cinsel ilişki sırasında kadının en çok
ihtiyaç duyduğu hormondur. Bu yaşlarda kadınlar cinselliği doyasıya ve
özgürce yaşamanın tadına varırlar, düzenli bir sex hayatları vardır.
İstatistikler haftada bir cinsel ilişkide bulunan kadınların kandaki
östrojen seviyelerinin yükseldiğini gösteriyor. Bu durumun da, kalp- damar
dolaşım sistemini düzene sokmaktan tutun da ,baş ağrılarının giderilmesine
kadar pek çok faydası bulunuyor.
30 lu yaşların ortalarından sonlarına doğru hormonların düzensizleşmesi
nedeniyle, adet dönemi öncesi sıkıntıları artar. Başağrıları, sinirlilik ,
huzursuzluk ve tahammülsüzlük gitgide artan dozajlarda görülmeye başlar.
Migreni bulunan kadınların % 60 ı bu dönemde migren krizine tutuluyorlar.
Başağrılarından şikayetçiyseniz bu dönemde alkol almamaya dikkat
etmelisiniz. Bazı kadınlarda, adet dönemi baş ağrılarını önlemede,
östrojen ve doğum kontrol hapları faydalı olabiliyor.
40 LI YAŞLAR
35 yaşından 40 lı yılların başlarına kadar kadınlar sex hayatlarının
doruğunu yaşarlar. Ancak 40 yaşından itibaren , menopoz öncesi dönemine
girilmesiyle hormonlarda hızlı bir değişim olur. Bu hızlı değişimle
östrojen hormonu azalır, ateş basması, terleme, geceleri uyuyamama
kadınların sık sık şikayet ettiği durumlardır. Adet zamanları
düzensizleşmeye başlar. Bazı aylar yumurtalıklardan yumurta salınmaz ve
sonunda kadınlar adetten kesilir. Adetten kesildikten yaklaşık 1 yıl sonra
da kadınlar menopoza girerler. Artık yumurtalıklardan projestoren ve
östrojen üretilmemeye başlar.
Östrojen hormonunun azalması kadınların sex arzusunun tamamen kaybolmasına
neden olmaz, hatta çoğu kadında yumurtalıklar, sex arzusunun en büyük
kamçılayıcısı olan testesteronu üretmeye devam eder. Araştırmalar
kadınların menopoz öncesi dönemde , sexe olan arzularının, eşleriyle bir
problem yaşamadıkça aynen devam ettiğini gösteriyor. Ancak östrojen
üretiminin durmasıyla birlikte, kadının vajinal duvarları kurulaşır,
elastikiyetini kaybeder ki bu da, sexi kadın için zor ve acılı bir hale
getirir. Günümüzde üretilen östrojen kremleri bu soruna çözüm getiriyor
gibi görünsede, doktorlar her kadının vajinal emme kapasitesi farklı
olduğu için, ne kadar östrojenin kan dolaşımına katılacağı konusunda
hemfikir olamıyorlar.
Hormon
Takviyesi
Menopozdan sonra kadınların yumurtalıkları östrojen üretemez hale gelir,
artık kadının tek doğal östrojen kaynağı yağ hücrelerindeki adrenal
bezleridir. Fazla kilolu olmak genel sağlık için zararlı olmasına rağmen ,
bir diğer gerçek kilolu kadınların, menopoz sonrası rahatsızlıklardan en
az şikayetçi olduğudur. Östrojen kaybıyla vajina kuruluğunu ve
elastikiyetini kaybetmenin yanısıra, idrar yollarının enfeksiyona
yatkınlığı da artar. Bunların yanında östrojen azalması kalp hastalıkları
riskini arttırır ve kemik erimesini hızlandırır. Pek çok doktor günümüzde,
kadınlara östrojen hormonu takviyesini tavsiye ediyor. Ancak tıp
dünyasında östrojen ve progestorenin etkileri tam olarak kanıtlanmış değil.
Örneğin progestoren hormonu östrojenle birlikte alındığında rahim
kanserini önler mi, veya tam tersi ikisi birlikte alındığında göğüs
kanseri riskini arttırır mı, ya da östrojen takviyesi kalp hastalıklarını
önler mi, gibi sorular halen gündemde.
Bu sorular halen gündemde ola dursun, bir başka gerçek var ki, o da
kadınların menopozdan sonra 20-30 yıl kadar daha yaşadıkları. Durum böyle
iken , sex hormonları takviyesi konusunda karar verebilmek için yapılacak
en doğru şey araştırmaların bir an önce sonuçlanmasını beklemek.
HORMONLARINIZ YOLDAN ÇIKARSA
Yetişkin bir kadının sex hormonları, her ay sistemli bir şekilde
salgılanır. Ancak fizyolojik ve psikolojik nedenlerden dolayı
hormonlarınız dengesiz salgılanabilir. İşte bu zamanlarda neler oluyor
gelin görelim ;
• Yüzde aşırı kıllanma, sivilceler, düzensiz adet görme ve hamile kalamama
durumu androjenlerin fazla miktarda çalıştığının göstergesidir.
• Normalde her ay rahim etrafını çevreleyen zar dokusu, beyinden gelen
hormonal sinyallerle faaliyete geçer. Hormonlardaki değişimler, rahim
zarının iltihaplanmasına neden olabilir.
• Östrojen hormonunun uzun süre ile vücutta faaliyet göstermesi, göğüs
kanserine davetiye çıkarabilir. Araştırmalar 12 yaşından önce adet görmeye
başlayan, menopoza 50 lili yaşlardan sonra giren, geç doğum yapan veya hiç
doğurmayan kadınların, vücutlarında uzun müddet östrojen salgılanması
nedeniyle, göğüs kanseri risk grubuna dahil olduğunu gösteriyor.
• Depresyon, hızlı kilo verdiren rejimler, tiroid bozuklukları hormon
dengenizi bozar. Hormon dengesi bozulan kadınlar düzensiz adet görmeye
başlar. Böyle zamanlarda her ay düzenli olarak vücut dışarısına atılmayı
bekleyen kan, menstural kanama olmayınca, yumurtalıklardaki ufak
keseciklere dolar. Bunun sonucu polikistik over sendromu denilen,
yumurtalık kistleri oluşur.
kaynak:hekimce