Rahmin iç yüzeyini kaplayan, rahmin mukozası denilen ve her adet döneminde
üst kısmı dökülen dokuya endometrium denilir. Normalde bu doku sadece
rahim iç yüzeyinde bulunmaktadır. Yumurta hücrelerinin gelişimi sırasında
salgılanan estrojen hormonu endometriumu kalınlaştırır. Yumurtlamanın
oluşmasıyla progesteron denen ikinci bir hormon ile olgunlaşır ve eğer
döllenme olmuşsa embiriyonun yerleşimine hazırlanır. Gebelik meydana
gelmez ise kandaki hormonların düşmesini takiben gelişmesine devam edemez
ve bir süre sonra dökülür. Gelişmiş olan endometrium dokusunun en üst
kısmındaki hücreler ölerek dökülmeye başlar. Bir kanamayla beraber olan bu
dökülme olayına “adet” görme (menstruasyon) diyoruz. Normalde sadece rahim
iç yüzeyinde olması gereken endometrium dokusunun rahim dışında
bulunmasına endometriosis adı verilir. Yerleşme yerine göre, rahim duvarı
içinde görülürse adenomyosis, yumurtalıklarda içi erimiş kanla dolu
kistler şeklinde ortaya çıkarsa endometrioma (çikolata kisti) ismi
verilmektedir.
Endometriosis hastalığında rahim dışında bulunan endometrium hücreleri,
her ay hormonların etkisi ile gelişir ve tıpkı rahim içindekiler gibi bir
miktar kanamayla dökülür.Rahim içindeki kanama vajina yoluyla dışarı
atılırken, rahim dışındaki hücrelerdeki kanama etraf dokulara zarar verir.
Endometriosisin sıklık sırasına göre bulunduğu
yerler
· Yumurtalıklar ( %80 )
· Tüpler, rahim ve rahim etrafındaki karın zarı
· Rektovaginal bölge
· Mide barsak kanalı
· Rahim ağzı, vagina, vulva
· Deri, göbek ve ameliyat kesi bölgeleri
· Kasık bölgeleri
· Mesane duvarı
· Diğer nadir görülen organlar
şeklinde sıralanabilir.
Karnın açıldığı tüm ameliyatlar ele alındığında her yüz hastanın 18’inde
endometriozis gözlenmektedir. Kısırlık nedeniyle ameliyat edilen vakalara
baktığımızda ise görülme sıklığı %33’lere kadar yükselmektedir. Prostat
kanseri nedeniyle estrogen hormonu kullanan erkeklerde de endometriozis
görüldüğü bildirilmiştir.
Bulgu ve belirtiler
Aslında vücudun herhangi bir organında veya bölgesinde yerleşip ona göre
bulgular verebilir. Bunların çoğunda kadında adet ile birlikte ortaya
çıkan kanamalar sözkonusudur. Temel olarak kadın üreme organları
tutulmakta ve etkilenmektedirler. Endometriosiste hastalar en sık ağrılı
adet görmekten (dismenore) yakınırlar. Ağrılı adet görme rahim bağlarının
üzerine yuvalanan, adet öncesi ve sırasında şişen ve kanayan endometrium
parçacıklarından kaynaklanmaktadır. Kalın barsak ile vaginal bölgenin
istilaya uğraması ile cinsel ilişki sırasında , dışkılama sırasında ağrı (disparoni
ve tenesmus) ve kanlı dışkı görülebilir.
Endometriozisli hastaların başvuru nedenlerinden en önemlisi kısırlıktır.
Genellikle kısırlık araştırmaları sırasında yapılan bir ultrasonografide
görülen yumurtalık kisti için veya direk tanı amaçlı laparoskopi sırasında
ağrılı adet gören ve ve kısırlıkla başvuran hastaların yarısından
fazlasında değişik derecelerde endometriozis görülebilmektedir. Tüpler
veya etrafına yerleşen endometrium dokusunun yol açtığı yapışıklıklar ve
sertleşmeler tüplerin hareketlerini azaltmakta buna bağlı kısırlığa yol
açmaktadır.Yumurtalıklarda yerleşen ve yapışıklıklara yol açan
endometriosis dokusunun yumurta hücresinin olgunlaşmasını bozabileceğini
ve bu yolla kısırlığa yol açabileceği düşünülmektedir. İlerlemiş
endometriozis yumurtalık, rahim ve tüplerde yaptığı yapışıklıklar ile
kısırlığa neden olur. Endometriozis hafif olduğu durumlarda hiç bulgu
vermeyebilir. Hafif(hiçbir tıkanma veya yapışıklığa yol açmamış)
endometriozisin bile kısırlık nedeni olabileceği ileri sürülmüş ise de
artık bu tartışılmaktadır.
Endometriozis, nadir olarak da görülse üreme organları dışında da
yerleşerek ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Endometriozis
barsaklara yerleştiğinde karnın aşağı bölgelerinde kramp tarzı ağrılar
olabilir. Barsak tutulumu iştah kaybı, bulantı kusma karında gerginlik,
gittikçe artan kabızlıkla kendini gösterebilir. Endometriosis idrar
torbasında yerleşebilir ve hasta sık idrara çıkma, sıkışma ve nadiren
kanlı idrar nedeniyle doktora başvurabilir. Eğer, idrarı böbreklerden
mesaneye taşıyan idrar borusuna (üreter) yerleşerek darlık oluşmasına ve
idrarın böbreklerde birikmesine, dolaysıyla böbreklerde bir iltihap
oluşumuna uygun bir ortam oluşmasına neden olabilir. Göz yaşı ve tükrük
bezlerinde yerleşebilir. Böylece kanlı gözyaşı veya kanlı tükrük olabilir.
Beyinde dokusu içinde yerleşirse bulunduğu yere göre ciddi norolojik
problemlere yol açabilir. Akciğer içinde ise kanlı balgam ve öksürük
yapabilir. Bu tür yerleşimler nadir olmakla birlikte kadınlarda bu tarz
semptomlarda endometriosis ayrıcı tanıda unutulmamalıdır.
Endometriosis tanısı nasıl yapılır.?
Deri, göbek, rahim ağzı ve vulva da gözlenen pelvis dışı lezyonlarda tanı
kolaydır. Buradaki deri üzerindeki mavimsi renk değişikliği ve adet ile
ortaya çıkan ağrı bize gerekli kanıtları vermektedir. Karın içinde, üreme
organları etrafında yerleşmiş endometriosiste hastanın adeti ile eşzamanlı
ortaya çıkan veya cinsel ilişkideki ortaya çıkan ağrı, jinekolojik muayene
sırasındaki ağrı ya da sertliklerin ele gelmesiyle endometriosisten şüphe
edilir. Laporoskopi (ya da başka nedenlerle yapılan laparotomi sırasında )
ile hastalıklı alanlar görülerek , gerekirse parça alınıp patolojik
inceleme ile kesin tanı konabilir. Ancak genellikle laparoskopi hem en
önemli tanı, hem de en önemli tedavi yöntemidir. Laparoskopi ile üreme
organlarına zarar vermeden, aynı zamanda(tek işlemle) tanı konulup, tedavi
yapılır.
Endometriozis Tedavisi
Tedavinin amacı yumurtalık hormonlarının rahim içi mukozasına yaptığı
düzenli etkiyi önlemek ya da cerrahi olarak endometriozis odaklarını
çıkartmaktır. Endometriozis yumurtalık hormonlarıyla direkt olarak
ilişkili bir hastalıktır. Bu yüzden gebelikte, doğal menapozda,
yumurtalıkları çıkarılarak menapoza girmiş kadınlarda endometriozis
şikayetlerinin gerilediği ve ortadan kalktığı görülmüştür. Böylece
tedavinin temeli, gebelerde olduğu gibi progesteron ağırlıklı hormonal
çevre koşulları oluşturularak ya da menapozda olduğu gibi over
hormonlarının devre dısı bırakılmasıyla rahim dışındaki endometrium
dokusunun gerileyip yok olması prensibine dayanmaktır.
Tedavi;
· Ağrıyı gidermek ( adet,ilişki vb)
· Gebelik elde etmek
· Diğer organ fonksiyonlarını düzeltmek
amacıyla yapılır.
Tıbbi tedavide amaç yumurtlamayı baskılamak, adetleri uzun süre durdurmak
ve endometriosis odaklarının gerilemesini hatta yok olmasını sağlamaktır.
Tedavi her zaman hastanın isteklerine göre planlanır.
Gebelik istemeyen hastalarda ;
· Doğum kontrol hapları
· GnRh analogları( Danazol,lucrin,zoladex,decapeptiyl)
· Androgenler(Danazol)
· Progesteron hormonu türevleri( MPA vb)
kullanılabilir.
Ağrı tedavisi için;
· Mefanemik asit
· Non steroid Anti-inflamatuarlar ( Diklofenac, Naproksen sodyum vb)
kullanılmaktadır.
Son yıllarda değişik hormon yapını engelleyen ilaçlar (aromataz
inhibitörleri vb ) endometriozis tedavisinde kullanılmaktadır.
Endometriosiste Cerrahi Tedavi Yöntemleri
Hasta dokuların kısmen ya da tamamen çıkartılması amaçlanır. Uygulanacak
tedavinin seçiminde bulgu ve belirtilerin derecesi, lezyonların büyüklüğü,
lokalizasyonu, hastanın yaşı, çocuk isteği gibi kriterler göz önüne alınır.
Muayene bulguları ve tedavi sonuçlarını karşılaştırmak için skorlama
yapılmakta ve buna göre de endometriosis hastalığı 4 evreye ayrılmaktadır.
Tedavi seçenekleri ve başarısı bu evrelere göre değişmektedir. Örneğin
evre 1 (minimal) endometrioziste kısırlık tedavisinin başarısı oldukça
yüksek iken evre 4’ te gebelik oranları (ağır) %0 ila 30 arasında
değişmektedir.
Cerrahi tedavinin en önemli şekli endoskopik yöntemdir.Laparoskopi
aracılığı ile pek çok dışarıdan görülemeyen endometriozis odakları tanınır
ve aynı anda tedavisi de yapılmış olur. Pek çok endometriozisli hastada
laparoskopi tek tanı ve en etkin tedavi yöntemidir.(Sitemizde endoskopi
sayfalarında ayrıntılı bilgi bulabilirsiniz)
*Kaynak:Prof.Dr. Kazım Arısan, Kadın Hastalıkları 3. Baskı