Aslında kişinin genetik özelliğine göre belirlenmiş,100 den fazla kan
grubu tanımlanmıştır. Ancak herkeste tespit edilen, evrensel olarak kabul
görmüş ,başlıca kan grupları ABO sistemiyle adlandırılandır.
Her bir birey asıl (major) olan A,B, AB ve 0 gruplarından birine sahiptir.
Kan grupları,kırmızı kan hücrelerinin üzerinde bulunan antijenlere göre
belirlenip adlandırılır. Antijenler, savunma sistemini harekete geçiren
proteinlerdir. A grubu sadece A antijenlerine,B grubu sadece B
antijenlerine,AB grubu ise her iki (A ve B ) antijene sahiptir."O"
grubunda ise ne A ne de B antijeni bulunmaktadır.
Kan gruplarını daha da özelleştiren diğer antijenler de vardır.Bunlardan
en belirleyici olanı Rh faktörüdür. Doğum öncesi takipte annenin kan
grubunun bilinmesi zorunludur. Öyleki elinde yazılı bir belge ile kan
grubunu doğru olarak ifade edememe ihtimali olan her anne adayından, kan
grubunun tekrar tespiti istenmelidir.
Eğer kanınızda Rh antijeni yoksa Rh negatif (-) , Rh antijeni varsa Rh
pozitif (+) olarak tanımlanırsınız.İnsanların % 85'inden fazlası Rh
pozitifdir. Özellikle annenin Rh (-) (Rh antijeni taşımayan) babanın Rh
(+) (Rh antijeni taşıyan) olduğu durumlarda bir kan uyuşmazlığından söz
edilir.
Anne Rh (-) , baba Rh (+) olduğunda doğacak bebek, Mendel Kanunlarına göre,
babanın genetik yapısına bağlı olarak (heterozigot veya homozigot) %50
veya %100 Rh (+) olacaktır. Babanın kan grubunu belirleyen genlerin nasıl
düzenlendiği günlük araştırmalarda belirlenemediğinden, annenin Rh(-),babanın
Rh(+) olduğu her durumda ( çocuk kan grubu başka bir nedenle
belirlenmediği takdirde) genel olarak bilinen, klasik "kan uyuşmazlığı"
veya "Rh uyuşmazlığı" olduğu kabul edilir.
Bebek gerçekten Rh(+) iken çok az miktarlarda kan bile (0.1 ml ) annenin
kanına karışırsa(bu genellikle doğum sırasındaki yırtık ve eşin ayrılması
sırasında olur) annenin bağışıklık sistemi kendi kırmızı kan hücrelerinden
farklı olan çocuk kırmızı kan hücrelerine karşı antikor denilen maddeler
oluşturur.
Klasik kan uyuşmazlığında annenin oluşturduğu antikorlar ikinci gebelikte,
bebek dolaşımına çocuk eşinden (plasenta) geçerek kan hücrelerini
öldürmeye başlar. Geçen antikor miktarı ile doğru orantılı olarak ,
bebeğin anne karnında , kansızlığa bağlı kalp yetmezliği ve buna bağlı
ölümüne kadar giden bir hastalık tablosu görülebilir.Annenin bağışıklık
sistemi bir kez uyarıldıktan sonra geri dönülmez bir şekilde bu yabancı
kırmızı kan hücrelerine karşı antikor ürettiğinden bu uyarının hiç
oluşmaması en önemli korunma prensibidir.
Bu uyarılma işlemi ilk doğumda %1 oranında mümkündür. Ancak her uyarı
doğumla olmak zorunda değildir.Yanlış kan nakli , kan ile bulaşmış cerrahi
aletler ile girişim veya enjeksiyonlara bağlı olarak da kan uyuşmazlığı
gelişebilir.
Bu yüzden Rh (-) olan her anne, gebeliğin hemen başında anti-Rh antikorlar
açısından araştırılmalıdır(İndirekt Coombs Testi).Bu tür bir hastalıktan
kurtulmanın temel kuralı korunma olduğundan aşağıdaki kurallara
uyulmalıdır:
Gebeliğin başında eşlerin kan grupları tespit edilmelidir.
Eğer Rh uyuşmazlığı varsa indirekt coombs testi uygun aralıklarla tekrarlanmalıdır.
İlk gebelikte 28.haftada erken korunma iğnesi (Rh hiper immün globulin)yapılabilir.
Doğumdan sonra bebek kangrubu Rh pozitif bulunursa ; sonraki bebekleri korumak için antikor üretimini engelleyecek Rh hiperimmunglobin enjeksiyonu 72 saat içinde yaptırılır.
Eğer anne duyarlı hale gelmişse bebek risk altındadır.Gebelik ilerledikçe ; kandaki antikor düzeyleri kontrol edilir.Eğer yüksek düzeylere çıkarsa ,özel testlerle bebeğin sağlığı mutlaka bir perinatoloji kliniğinde takip edilmeli ve uygun tedavi yapılmalıdır.
Düşüklerde gebelil 3 aydan büyükse immunglobulin uygulaması tam doz yapılmalıdır. İlk 3 ay içinde 6-8 haftadan sonra ceninde kırmızı kan hücreleri oluşmaya başladığından düşük doz hiperimmünglobulin (koruyucu iğne) yapılması uygun olur.
Tıbbi nedenlerle veya isteğe bağlı kürtajlarda Rh hiperimmunglobulin müdahaleden önce uygulanmalı,operasyon mümkünse vakum ile yapılmalıdır.