ÇOCUKLARIMIZA GÖSTERDİĞİMİZ TEPKİSEL DAVRANIŞLAR
Tepkisel davranış;insanın sadece kendi ihtiyaçlarını gözönünde
bulundurarak,çevresinden kaynaklanan bir duruma karşı gösterdiği anlık
davranış biçimidir. Tepkisel davranışlar aniden ortaya çıkarlar,çünkü
karşılaşacağımız durumlardan daha önce haberdar olmadığımız için nasıl
davranmamız gerektiğini önceden tasarlamamış oluruz. Canımız yandığında
”ay” diye bağırmamız,birinin söylediği bir söz karşısında öfkelenmemiz,hiç
ummadığımız bir yerden gelen olumlu cevap karşısında hayret ve sevinçle
karışık bir ses tonuyla ”gerçekten mi?”diye sormamız sık sık gösterdiğimiz
tepkisel davranışlara örnek olarak verilebilir.
Karşılaştığımız olaylara ve kişilerin davranışlarına karşı çeşitli
tepkiler verdiğimiz gibi çocuklarımızınkilere karşı da tepkisel
davranışlarda bulunuruz. Bize, hoşumuza gidecek bir armağan verdiği zaman
hiç düşünmeden onu öper kucaklarız,bir konuda bizim gibi düşünüyorsa
başımızı sallayarak onu onaylarız,ödevlerinin hepsini doğru yapmışsa
gözlerinin içine bakarak gülümser ”aferin”deriz. Ancak çocuklarımıza karşı
gösterdiğimiz tepkisel davranışlarımız yalnızca olumlu olanlarla sınırlı
değildir. Bazen çocuklarımıza öfkelenebiliyor,kızıp bağırabiliyoruz.
Acaba çok sevdiğimiz yavrularımıza karşı neden olumsuz tepkiler
geliştirebiliyoruz?Neden mi?Çünkü düşünmeden hareket ediyoruz. Düşünmeden
hareket ettiğimiz için de karşımızdakinin içinde bulunduğu durumu gözönüne
almadan,sadece kendi ihtiyaçlarımızı gözönünde bulundurarak davranıyoruz.
Siz evde herhangi bir işle meşgulken,çocuklarınızın salona girdiklerini
düşünün. Bir süre sonra yanlarına gittiğinizde;saksılardaki toprakların
yere dökülerek tüm salona yayıldığını,gazetelerin küçük küçük parçalanarak
sağa sola atıldığını ve koltukların üzerinin yağ lekeleriyle dolu olduğunu
görseydiniz ne yapardınız?Bu soruyu pek çok
anne-baba;bağırırdım,cezalandırırdım veya döverdim şeklinde
cevaplandıracaktır. En fazla verilen yanıt da muhtemelen üçüncüsü
olacaktır. Toplumumuzda dayağa çok sık rastlanır,hemen hemen her ailede
dayak vardır. Dayak; bizim ihtiyaçlarımızın karşılanmaması veya
engellenmesi karşısında gösterdiğimiz tepkisel bir cezalandırma biçimidir.
Bu haldeki bir salonla karşılaştığımızda;yapmayı planladığımız bir işten
veya dinlenmekten vazgeçerek salonu temizlemek zorunda kalacağımız için
çocuklarımıza kızarak onları cezalandırırız. O an için önem verdiğimiz
sadece ve sadece dinlenme ihtiyacımızın karşılanmaması veya işimizin
engellenmesidir.
Peki,çocuklarımızı cezalandırmaya fırsat kalmadan bizi on
dakikalığına,deniz kenarında, çıplak ayakla,dalgaların sesini içimizde
hissederek her türlü sıkıntıyı unutacağımız bir yürüyüşe davet etseler;on
dakika sonra salona girdiğimizde tepkimiz bu kadar şiddetli olur mu?Tabii
ki olmaz. Çünkü bu süre içinde olaya alışmış ve nasıl altından
kalkabileceğimizi bilinç altımızda tasarlamışızdır.
Tepkisel cezalandırmaların çocuk eğitiminde etkili olduğunu söyleyemeyiz.
Belli bir süre sonra çocuklarımız aynı davranışı yine
tekrarlayabilirler,ayrıca bu tür davranışlar sonucunda aramızdaki ilişki
zedelenir. Sizi kızdıracak durumla karşılaştığınızda gözlerinizi kapatarak
içinizden ona kadar saymanızı ve sakin olmanız gerektiğini,bunun altından
kalkabileceğinizi kendi kendinize telkin etmenizi öneririm. Bunun
sonucunda sinirleriniz biraz olsun yatışacaktır.
Karşılaştığımız durum ile vereceğimiz tepkiler arasında bir boşluk vardır.
Bu boşluk ne kadar çok olursa,anlık tepkilerden uzaklaşır,mantıklı
kararlara doğru ilerleriz. Bu boşluk;bize tepkimizi seçme özgürlüğünü ve
gücünü veren,düşünmek için ayırdığımız zamanın ta kendisidir.
Çağla GÜR
ÇOCUK GELİŞİMİ UZMANI
Elektronik posta: caglagur@turk.net