ÜVEİTLER
Prof Dr Kutay
Andaç
İris, korpus siliare ve koroidea, uvea tabakasını oluşturan dokulardır. Uveanın
inflammasyonuna Üveitis denilmektedir. Göz içi inflamasyonunun göz boşluğuna
yayılarak ağır bir tablo oluşturması Endoftalmitis tir. Endoftalmitis tablosu
sklera dışına yayılmaz, yayıldığı, tenon kapsülünü hatta orbita dokularını da
içine aldığı zaman Panoftalmitis denir.
SINIFLANDIRMA
Anatomik olarak üveitler:
1. Ön üveitis
2. İntermediate üveitis
3. Arka üveitis olarak sınıflandırılabilir.
Ön üveitis; İritis olarak görülmekte fakat sıklıkla olaya korpus siliarenin ön
bölümü yani pars plikata da katıldığı için bir iridosiklitis tablosu olarak
karşımıza çıkmaktadır.
İntermediate üveitis; Kronik siklitis veya pars planitisdir. Tabloya korpus
siliarenin arka bölümü pars plana ve retina periferi katılmaktadır.
Arka üveitis; İnflamasyon vitreus tabanının arka sınırının gerisinde
yerleşmiştir. Lokalizasyonun yerine göre koroiditis, retinitis, korioretinitis
ve retinokoroiditis olarak isimlendirilmektedir.
Uvea dokusunun tümünün klinik tabloya karışması diffüz üveitis veya
panüveitis olarak isimlendirilir. Tedavi edilmediği zaman ön üveit tablosunun
arkasından intermediate, arka ve diffüz üveit tablosu ortaya çıkar.
Üveitis akut veya kronik olur. Akut üveitis, sıklıkla ani başlar ve en çok 6
hafta sürer. Kronik üveitis ise aylar veya yıllarca sürebilir. Sıklıkla sessiz
ve asemptomatiktir, zaman zaman akut ve subakut dönemler görülebilir.
ETYOLOJİ
1. Mikroorganizmalar: Her tür mikroorganizma üveit yapar. Mikroorganizmalar
endojen veya ekzojen yolla uveal reaksiyonlara neden olurlar. Endojen yol, kan
yoludur. Viral, fungal, paraziter enfeksiyonlar, toxoplasmosis üveitisden
sorumlu olabilir. Ürogenital sistemde mevcut olan Klamidya üveitis nedeni
olabilir. HIV, sifiliz, tüberküloz sorumlu olabilir, bütün bunlar
araştırılmalıdır. Diş ve KBB enfeksiyonları eskiden olduğu gibi günümüzde
üveitis konusunda fazla önem taşımamaktadır. Fokal enfeksiyon odağı mevcut
inflamasyonun devam etmesine yolaçabilir, fakat asıl neden olamaz.
Ekzojen yol perforan göz yaralanmaları sonucu sık olarak ortaya çıkar. Böyle bir
üveitis birkaç gün içinde bütün göz küresini içine alan endoftalmitis
tablosuna dönüşür. Göz boşluğu cerahat kesesi durumuna gelir ve görme tamamen
kaybolur.
2. İmmunolojik faktörler; Bu grupta, üveitise yol açabilen ankilozan spondilitis,
Reiter Hastalığı ve HLA B27 ye bağlı izole üveitis sıktır. Bunlar akut ön
üveitis yapar. Reiter hastalığında üretritis, konjonktivitis, poliartritis, ön
üveitisle birliktedir. Juvenil romatoid artritiste tipik bir göz tablosu ortaya
çıkar. Korneada horizontal bant keratopati, ön üveitis ve katarakt vardır.
Sarkoidoz sinsi seyirli, granülomatöz bir üveitis yapar. HLA lokusları özellikle
B27 antijeni araştırılmalıdır.
Üveitis genelde gençleri tutan bir hastalıktır. Yaşlılarda görüldüğü zaman göz
içi lenfoma araştırılmalıdır. Diğer taraftan diabet gibi bazı metabolik
hastalıklar da üveitisten sorumlu olabilirler. Üveitiste % 25 olgu idyopatik
üveitis olup hiçbir nedene bağlanamaz.
ÖN ÜVEİTİS
Hastalarda fotofobi, ağrı ve gözde sulanma vardır. Akut ön üveitiste bir iki gün
içinde görme derecesi azalır, göz hiperemiktir. Hiperemi kornea çevresinde
silier enjeksiyon şeklinde derin bir hiperemidir. Göz içi basıncı düşük olup göz
hipotondur, pupilla miyozis halindedir. Kronik ön üveitiste ise göz daha sakin
olup, hiperemi yoktur.
Biomikroskobun ışığı daraltılarak ön segment incelendiğinde, humör aközün
bulanık olduğu görülür. Bu hasarlı iris damarlarından humör aköze protein
sızıntısına bağlıdır. Bunun hemen arkasından ön kamarada iltihap hücreleri
belirir. Bunlar kornea endoteline yapışır. Bunlara keratik presipitasyonlar
denir. Granülomatöz üveitlerde bu presipitatlar büyük olup koyun yağı
presipitatlar denir. Bazı olgularda iriste gri beyaz nodüller oluşur. Pupilla
kenarında oluşanlara Koeppe nodülleri, iris stromasında oluşanlara Busacca
nodülleri denir. Koeppe nodülleri hem granülomatöz hem de non granülomatöz
üveitlerde görülür. Busacca nodülleri ise non graülomatöz üveitlerde ender
görülür.
İris sıklıkla, lens ön kapsülüne yapışır, buna arka sineşi denir. Aynı şekilde
ön kamara açısına yapışır, periferik ön sineşi denir. Gerek periferik ön sineşi,
gerekse çepeçevre arka sineşi sekonder glokom nedenidir. Arka yapışıklıklar lens
opasitelerine yol açar. Bazı olgularda ön kamarada seviye yapan süpürasyon
görülür. Buna hipopion denir. Süpürasyon, zamanında tedaviye başlanmazsa
endoftalmitise yolaçar.
İNTERMEDİATE ÜVEİTİS
Hastalar gözlerinin önünde yüzen cisimciklerden yakınırlar, kronik kistoid
maküler ödem dolayısıyla santral görme bozulmuştur. Vitreusta yaygın hücre
infiltrasyonu vardır. Buna kar topu opasiteler denir. Ender olarak ağrı olur.
Ön segment bazen tabloya katılabilir. Pars planada presipitasyonlar vardır. Pars
planada siklitik membran formasyonu olur. Buna kayak izleri görünümü denir.
Retina periferinde periflebitis, optik diskte ödem ve kistoid maküler ödem sık
görülen bulgudur. Makula ödemi sistemik kortikosteroid tedavisine iyi yanıt
verir. Steroidler ağır olgularda subtenon enjeksiyon şeklinde de verilmelidir.
Pars planitis kronik bir üveitis tablosudur, zaman zaman tekrarlayıcı özelliğe
sahiptir. Çocuklarda ve gençlerde görülür. Etyoloji kesinlik kazanmamıştır.
Multipl skleroz da pars planitise yol açabilmektedir.
ARKA ÜVEİTİS
Hastalar yüzen cisimler veya sinek uçuşmaları gördüklerinden yakınırlar, görme
bozulmuştur. Lezyon ne kadar arka kutba, foveaya yakınsa görme o kadar bozulur.
Vitreus bulanıktır, sıklıkla arka vitreus dekolmanı vardır. Fundus muayenesinde
sarı veya gri, sınırları belirgin koroidal plaklar görülür. Lezyonlar eskidikçe
sınırları pigmente olmuş, beyaz inaktif odaklara dönüşür. Bu odaklar retinal
nekrotik odaklardır. Periflebitis veya periarteritis şeklinde vaskülitis tabloya
eşlik edebilir. Damarların çevresinde beyaz kılıflanmalar vardır.
Konjenital toxoplazmosis tipik bir koroiditis tablosu yapar. Arka kutupta, tek
bir koroiditis odağı vardır. Olay intrauterin hayatta tamamlanmıştır, postpartum
koroiditisin skatrisi ve nekrozu söz konusudur, tedavi gerektirmez. Fakat bebek
ve çocuklarda santral görme oldukça bozulmuş olup şaşılığa neden olabilir.
SEMPATİK OFTALMİ
Perforan göz yaralanmalarından sonra ortaya çıkan bilateral progresif
granülomatöz bir panüveitistir. Önce yaralanan gözde başlar, bu göze sempatizan
göz, sonra diğer göze geçer bu göze de sempatize göz denir. Olguların % 90ı
yaralanmadan sonraki ilk yıl içinde olmaktadır. Fakat günümüzde oldukça ender
görülmektedir. Bu muhtemelen ameliyatlarda kullanılan iğne ve ipliklerin ve
mikroşirürji yöntemlerinin günümüzde çok gelişmiş olmasına bağlıdır. Ağır hasar
görmüş, görme şansı olmayan yaralanmış gözlerde diğer gözün korunması açısından
enükleasyon yapmak gereklidir. Enükleasyon yaralanmadan sonra 2 hafta içinde
yapılmalıdır.
BEHÇET HASTALIĞI
1936 yılında Dermatolog Ord. Prof. Dr. Hulusi Behçet in ortaya attığı ve bütün
dünya literatüründe Behçet Sendromu adı ile kabul edilen bir klinik tablodur.
Günümüzde multisistemik bir tablo olduğu için Behçet sendromu yerine Behçet
Hastalığı denilmektedir. Hastalık 20-40 yaş arası ortaya çıkar. Erkeklerde 2/1
oranında kadınlara göre sık görülür. Doğu Akdeniz ülkeleri ve Japonyada daha
sık görülmektedir. Zaman zaman nükslerle ve remisyonlarla kendini gösterir. HLA-
B51 antijeni pozitiftir.
Hastalık bulguları major ve minör olmak üzere iki grupta toplanır;
Major Bulgular:
1. Tekrarlayan oral ülserler: Göz bulgularından yıllar önce başlar.
2. Hastaların % 90 ında genital ülserler olur.
3. Eritema nodosum başta olmak üzere püstül, kutanöz hipersensitivite ve
ülserler şeklinde deri lezyonları
4. Bilateral hipopiyonlu üveitis: hipopiyon tedavi ile çabuk kaybolur.
Minör Bulgular:
* Göz Bulguları: Retinal vaskülitis, periflebitis, maküla ödemi, optik nöritis,
choroiditis
* Eklem bulguları: Romatizmal değişiklikler, periferik artrit
* Santral sinir sistemi bulguları: Ensefalitis, meningitis
* Kardiovasküler sistem bulguları: Vaskülitis, periflebitis, emboliler,
tromboemboliler
* Gastrointestinal sistem bulguları: Enteritis, kolitis, diyare
* Ürogenital sistem bulguları: Epididimitis, orşitis, vajinitis, vulvo-vajinitis
Tanı önem taşır. En az 3 major bulgu, veya 2 major, 2 minör bulgu olması
şarttır.
Paterji testi : Tek başına bir anlam taşımaz. Pozitif olması klinik bulgularla
paralellik gösteriyorsa anlamlıdır. Ayrıca pyoderma gangrenosum, eritema
elevatum gibi bazı dermatolojik klinik antitelerde paterji pozitiftir.
Paterji testinin yapılışı: Bir kol ön fleksör yüzüne disposable tercihan 1No.lu
iğneyle (18 veya 20 No.lu iğneyle de olabilir) iki ayrı pikür yapılır. Ayrıca
diğer kol fleksör yüze üst bölüme iki adet, alt bölüme iki adet pikür yapılır,
24-48 saat sonra incelenir. Sonra ayni iğne ince zımpara ile törpülenerek pikür
tekrarlanır. Pikürler subkutan ve dermaya yakın olacak şekilde yapılmalı, ve
oblik girilmelidir.
Reaksiyonlar incelendiğinde eritem 10, papül 20 , pürülan reaksiyon 30- 40
olarak değerlendirilir. Reaksiyonun çapı 2 mmden küçük ise negatif, 3 mmden
küçük ise şüpheli, 3 mmden büyük ise pikür testi pozitif kabul edilir.
Pozitiflik derecesi ve çapına göre tanı desteklenir. Testin negatif olması
klinik tanıyı tek başına red ettirmez. Testin sağlıklı değerlendirilebilmesi
için 4 veye 6 pikür yapılmalıdır.
ÜVEİTİSLERDE TEDAVİ
Lokal ve sistemik olmak üzere iki yolla tedavi yapılmalıdır.
Lokal Tedavi
1. Midriatikler: Atropin gibi kuvvetli midriatikler, arka sineşileri önler,
silier spazmı çözer ve hastaya rahatlık verir.
2. Hafif bulgu gösteren olgularda tropikamid gibi hafif midriatikler veya
siklopentolat gibi kısa süreli sikloplejikler kullanılır.
3. Steroidler: Damla, pomad, subtenon enjeksiyon şeklinde uygulanır. Pomadların
kornea penetrasyonu damlalara göre daha zayıftır. Ayrıca gözde yağlı bir madde
olarak görmeyi daha da bulandırır. Damlalar ön üveitlerde kullanılır, arka
üveitlerde etkili değildir. Ağır ön üveitlerde saat başı başlanarak, tablo
hafifledikçe azaltılır. Lokal steroid tedavisinin 6 haftayı geçtiği durumlarda %
5 oranında glokoma yol açabileceği gözönünde tutulmalıdır. Diğer taraftan
sekonder enfeksiyonlara da yolaçabilir.
4. Perioküler enjeksiyonlar: Subkonjonktival, subtenon bazen retrobulber
enjeksiyonlar yapılabilir. Arka segmente de etkilidir, depo etkililerin etkisi
daha uzundur. Hipopiyonlu ağır üveitlerde uygulanmalıdır. Ayrıca intermediate
üveitte subtenon enjeksiyon etkilidir.
5. Antiinflamatuar damlalar: Steroidlere destek olarak günde 3-4 kez
indomethasin gibi göz damlaları etkilidir.
Sistemik tedavi :
1. Sistemik steroidler yine en başta gelen ilaçlardır. Uzun süre kullanımında
subkapsüler lens opasitelerine yol açabilir. Bu etki bazen lokal kullanım ile de
görülmektedir. Yüksek doz ile başlanır, klinik tablonun hafiflemesi ile doz
azaltılır. Prednizolon için başlangıç dozu 1 -1.5 mg/kg dır. Peptik ülser veya
gastriti olan hastalarda ağızdan verilmez, parenteral yol tercih edilmelidir.
2. İmmunosupressif tedavi: Behçet hastalığında uygulanır. Sempatik oftalmide de
endikasyon vardır, fakat fazla etkili değildir. Bu grupta Azathioprine,
Cyclophosphamide ve Chlorambucil gibi ilaçlar vardır. Behçet hastalığında uzun
süre kullananlar için kanda lökosit, trombosit sayımları yapılmalıdır, çünkü
lökopeni ve trombopeni yapar. Bu durumda ilaç birkaç gün kesilir. Kan hücreleri
normal düzeye gelir ve aynı doz devam eder. Tedavi en az 6 ay devam eder, atak
olmazsa yarı doza inilir, en az 2 yıl devam edilir. Bu ilaçların özellikle
Cyclophosphamidin alopesi ve azospermi yapıcı etkisi de gözönüne alınmalıdır.
Azospermi bazen irreversibldir. Cyclosporin yine Behçet hastalığında kullanılan
bir ilaç olup T- hücrelerine etki ederek immunosupresyon yapar. Diğer ilaçlara
dirençli Behçet olgularında kullanılabilir. Renal toksik etkisi vardır.
3. Levamisol: Behçet hastalığında bu ilaç oral va genital ülserlere etkilidir. T
hücrelerine etki etmektedir.
4. Colchicin: Özellikle ağır olgularda, diğer sitostatik ilaçlara destek olarak
veya bu ilaçları red eden Behçet olgularında kulanılır. Behçet hastalığında
polimorf nüveli hücrelerin kemotaksisini inhibe ederek etkilidir. Hematokrit
düzeyini düşürür, idrarda protein görülür. Bu durumda ilaç yine bir kaç gün
kesilir, normale dönünce tekrar devam edilir.
