ORBİTA HASTALIKLARI
Prof Dr Ayşe
Yağcı
ANATOMİSİ
Orbita bulbus okuli, ekstraoküler kaslar, optik siniri içeren yağ ve bağ
dokusundan zengin kavitedir.Armut şeklinde geriye doğru daralır . Tepesinde
optik sinirin geçtiği foramen optikum vardır.
Orbita duvarları 7 adet kemikten yapılmıştır:
Etmoid,frontal, lakrimal, maksiller, palatin, sfenoid, zygomatik kemiklerdir.
Yer yer kemik yapılar laminer şekilde inceldiğinden komşu doku hastalıkları
orbitaya uzanabilir yada tam tersi orbitada gelişen olaylar çevre dokulara
yayılım gösterebilir.Paranasal sinuslar ve burun boşluğu ile komşuluğu bu açıdan
önemlidir. Orbita duvarlarının en ince olduğu bölge lamina paprycea bölgesidir.
Bu nedenle ethmoid sinus enfeksiyonları özellikle çocuklarda orbitaya kolayca
ulaşabilir.
Glandula lakrimalis üst temporal kadranda frontal kemiğin fossa lakrimalisinde
yerleşmiştir.
Orbita tabanı : Maksiller sinüs ile,
Medial duvarı: Önde burun boşluğu ile geride ethmoid, sfenoid sinüsler ile ,
Orbita tavanı: Frontal sinus, ön kranial fossa,
Lateral duvarı: Orta kranial ve temporal fossa ile komşudur.
Orbita duvarında önemli yapıların geçtiği açıklıklar vardır.
1-Fissura orbitalis süperior: N. Okulomotorius, N Troklearis, N Abdusens, N
Trigeminusun oftalmik dalı, sempatik sinir lifleri geçer. Orbita venöz drenajıda
superior oftalmik ven aracılığı ile bu fissürden geçip sinus kavernozusa
dökülür.
2- Fissura orbitalis inferior: N. Trigeminusun maksiller dalı, infraorbital
sinir, inferior oftalmik ven, infraorbital arter, yanaklar, alt kapak, üst dudak
ve dişlerin duyu sinirleri geçer.
3- Foramen optikum : Optik sinir, oftalmik arter, sempatik sinir lifleri geçer.
Orbita kemiklerini örten periost orbita apeksinde optik siniri çevreleyen dura
mater ile birleşip fibröz bir halka olan Zinn halkasını oluşturur. Ekstraoküler
kaslar orbita apeksindeki bu fibröz halkadan başlayıp öne dogru uzanır.
ORBİTA HASTALIKLARINDA TANI
Tanıya yönelik testler orbital lezyonları periorbital ve oküler lezyonlardan
ayırmalıdır. Hastanın anamnezi, semptomları ve muayene bulguları tanıya
yaklaşımda yardımcıdır.Orbita hastalıkları tanısında 6 (P) kuralı :
1- Pain (Agrı): İnflamatuar, enfeksiyöz hastalıklar, malign tümörlerin
semptomudur.
2- Propitozis (Eksoftalmus): Bu iki tanım eşanlamlı kullanılsada propitozis
orbitada yer kaplayan herhangi bir oluşum nedeni ile gözün öne doğru yer
degiştirmesi anlamında, eksoftalmus, tiroid orbitopati nedeni ile gözün öne
doğru yer değiştirmesi anlamında kullanılır.
Bilateral: Tiroid oftalmopati, lenfoma, lösemi, metastatik tümörler, karotid-kavernöz
fistül
Unilateral: Orbita ve optik sinirin benign, malign tümörleri, arteriovenöz
malformasyonlar
Etyolojiye göre eksoftalmus nedenleri:
Tiroid orbitopati (Graves hastalığı)*
Orbita inflamatuar hastalıkları:
Orbital sellülit
Pseudotümör
Kavernöz sinüs trombozu
Mukosel
Orbita vasküler hastalıkları:
Arteriovenöz fistül
Travmaya bağlı hematom
Orbita tümörleri
3- Progresyon : Günler yada haftalar içinde gelişen bulgular inflamatuar
hastalıklar, malign tümörler,tiroid oftalmopati, haftalar yıllar içinde gelişen
lezyonlar benign tümörlerdir.
4- Palpasyon: Lezyonun lokalizasyonu, çevre dokular ile ilişkisi,sertlik-
yumuşaklığı, yüzeyinin muntazam olup olmaması lezyonun dogasını aydınlatmada
yardımcıdır.
5- Pulsasyon: A-V fistüller, karotid kavernoz fistül, meningoansefaloseli
düşündürür.
6- Periorbital degişiklikler: Kapaklarda, konjonktivada vasküler degişiklikler,
kapak retraksiyonu, kapakta ekimoz, ekzamatöz degişiklikler gibi olaylar
değerlendirilmelidir.
Tanı yöntemleri:
Tam oftalmolojik muayene
Direkt orbita grafisi
Ultrasonografi, doppler ultrasonografi
Komputerize tomografi
MRG
Biopsi
Eksoftalmometrik ölçüm
Laboratuar testleri ( T3, T4, TSH, ACE)
Direkt orbita grafisi, orbita duvarlarında, lakrimal gland çukurluğunda, optik
foramende, paranasal sinuslardaki patolojileri gösterir.
Ultrasonografi, orbita ve periorbitadaki patolojik değişiklikleri çok daha iyi
gösteren uygulaması kolay noninvaziv yöntemdir. Ekolarının orbita apeksine dogru
zayıflaması nedeni ile orbita derinlerinde gelişmiş lezyonlarda yetersiz bilgi
verir. Doppler ultrasonografi vasküler lezyonlarda kan akım hızı ve yönünü
gösterdiğinden vasküler oklüziv hastalıklarda vasküler anomalilerde yardımcıdır.
CT, lezyonun lokalizasyonu, yoğunluğu, büyüklüğü hakkında detaylı bilgi verir.
Orbita kırıkları, yabancı cisim, ekstraoküler adele boyutları, paranazal
sinusların incelenmesinde yararlıdır. Kalsifikasyon ve kemik lezyonların
görüntülenmesinde MRGden üstündür.
MRG , elektromanyetik ortamda radyofrekans atımları ile kaydedilen görüntüdür.
Uygulamada değiştirilebilen ekstrensek parametreler dokuya özel intrensek
paramatreler ile bilgisayar aracılığı ile birleştirildiğinde yumuşak doku
lezyonlarının dogası konusunda bilgi verir. Bu nedenle yumuşak doku
lezyonlarında tanıya yaklaşımda CT den üstündür.
ORBİTA ENFEKSİYONLARI ( SELLÜLİT)- Preseptal -
Orbital
Orbital ve periorbital dokuların enfeksiyonudur.
Etyoloji: Enfekte materyal ile delici yaralanmalar, cilt enfeksiyonları, akut
dakriosistit, paranasal sinus enfeksiyonları, diş enfeksiyonu, pnömoni,otit,
menenjit gibi hastalıklar sırasında gelişen bakteriyemi sonucu gelişir.
Preseptal sellülitte, enfeksiyon orbita yağ ve bağ dokularını kapak ve
periorbital dokulardan ayıran fibröz yapıdaki septum orbitale önündedir.
Kapaklar ödemli, hiperemik, inflamedir. Orbital yapılar ve göz küresi
tutulmadığından göz hareketleri, pupil reaksiyonları, görme normaldir.
Orbital sellülitte enfeksiyon orbita yumuşak dokularını da tutmuştur.
Kapaklarda, periorbitada ödem, hiperemi, ağrı, enfeksiyona bağlı orbita volümü
artışı nedeniyle propitozis vardır, göz hareketleri kısıtlanmış ve ağrılıdır.
Orbita apeksi tutulursa optik sinir bası altında kalır görme azlığı, pupil
reaksiyonlarında bozulma görülür.Hastanın genel durumu bozuktur,ateş, düşkünlük
hali vardır. Hastalığın seyri preseptal sellülitten ciddidir. Tedavinin
gecikmesi durumunda sinus kavernozus trombozu, beyin absesi gelişebilir.
Tedavi:Tedavinin başlanğıcında hastanın sistemik ve göz muayenesi, direkt grafi,
CT, tüm kan testleri yapılmalıdır. Konjonktiva, nazofarinksten, abse yada fistül
varsa bu bölgelerden kültür alınmalıdır. Enfeksiyonun ciddiyetine göre peroral
yada parenteral geniş spektrumlu antibiotik tedavisi gerekir. Abse varsa drene
edilmelidir. İnfantlarda ve 5 yaş altındaki çocuklarda Hem. Influenza
enfeksiyonunu takiben sellülit gelişme riski fazladır.
|
SELLÜLİT |
Preseptal |
Orbital |
|
Enfeksiyon septum orbitalenin |
Önünde |
Gerisinde |
|
Kapakta ödem,hiperemi |
+ |
+ |
|
Göz hareketleri |
N |
Sınırlı |
|
Pupil reaksiyonları |
N |
Bozulmuş olabilir |
|
Görme |
N |
Azalabilir |
|
Enfeksiyonun sist. Bulguları |
- |
+ |
GÖZYAŞI
DRENAJ SİSTEMİ
Orbita üst temporalinde frontal kemiğin fossa lakrimalisinde yerleşmiş olan
glandula lakrimalis ve konjonktivada bulunan yardımcı gözyaşı bezlerinden (Krause
ve Wolfring bezleri) salgılanan gözyaşı kapak hareketleri ile medial kantüse
doğru sürüklenir. Alt ve üst kapak medial kenarındaki punktumlardan alt ve üst
kanaliküllere, takiben gözyaşı kesesine akar. Buradan nazolakrimal kanal ile alt
meatusa geçer.
Dakriosistit
Nazolakrimal kanal tıkanıklığı sonucu gözyaşı kesesinde gelişen inflamasyondur.
Konjenital yada akkiz olabilir.
Tanı:
1. Anatomik tıkanıklığın yerini ve türünü saptamak için sistemin içine radyoopak
madde verilerek direkt orbita grafisi çekilir (Dakriosistografi).
2. Lavaj, sonda
3. Lakrimal sistem endoskopisi
Konjenital Dakriosistit (Dakriostenoz):
Yeni doğanlarda %2-6 oranında görülür. Nazolakrimal kanalın alt ucundaki
membranın (Hasner valvülü) doğumda henuz diferansiyasyonunu tamamlayarak
açılmadığı durumlarda ortaya çıkar.
Doğumdan 2-3 hafta sonra bir yada iki gözde sulanma, çapaklanmaya yol açar.
Membranın diferansiyasyonunu tamamlaması sonucu ilk 6 ay içinde spontan olarak
açılma şansı %80-90dır. Bu nedenle 6-8. aya kadar kadar müdahele edilmez,
sadece masaj ve enfeksiyon varsa topikal antibiotik önerilir. İlk 8 ay içinde
spontan olarak açılmazsa sonda ile nazolakrimal kanalın alt meatusa açılan
ağzındaki kanal perfore edilir. 2,5-3 yaşın üzerindeki olgulara sonda başarısı
azaldığından uygulanmaz. 5-6 yaşlarında cerrahi yöntemler ile yeni bir drenaj
yolu açılır (Dakriosistorinostomi ameliyatı).
Akkiz Dakriosistit: Akut yada kronik tablo ile seyreder.
Akut Dakriosistit: Gözyaşı kesesinin akut, süpüratif iltahabıdır. Preseptal
sellülit gelişimine neden olur. Kese bölgesinde ağrı, ödem, hiperemi ve sulanma
ile karekterizedir. Etken çogunlukla pnömokok yada stafilokok türleridir. Kese
üzerine bası ile punktumlardan pü regürjite olabilir, yada kesede abse gelişerek
deriye fistülize olabilir.
Tedavide antibiotikler ve antienflamatuar ilaçlar kullanılır. Enfeksiyon
geçtikten sonra yapışıklıklar nedeni ile sistem, çoğu kez nazolakrimalis
seviyesinde tıkandığından cerrahi uygulanır..
Kronik Dakriosistit: Süpüratif belirtiler olmaksızın gelişen gözyaşı kesesi
inflamasyonudur. Sulanma ve basmakla punktumlardan saydam mukoid salgı gelmesi
ile karekterizedir. Tedavide antibiotiklerden yararlanılır. Kesin tedavisi
dakriosistorinostomi ameliyatıdır. Bu ameliyatta orta meatus hizasında burun
boşluğu ile kese arasında anastomoz sağlanır.
Kanalikülit:
Sıklıkla Aactinomyces Israeli (Streptothrix) tarafından oluşturulan
kanalikülitler akut yada kronik formlarda gelişebilirler.
Tedavide akut formda uygun antibiotikler ve sıcak pansuman önerilir. Sıklıkla
kanaliküllerde tıkanıklığa neden olurlar.
TİROİD ORBİTOPATİ (Oftalmopati, Graves Hastalığı)
Hipertiroidide, nadiren eutiroidi ve hipotiroidide görülen otoimmun kökenli
orbita inflamasyonudur.
Kadınlarda, erkeklere oranla 8 kat fazladır. 20-45 yaşları arasında görülür.
Histopatolojik olarak ekstraoküler kaslarda , orbita yumuşak dokularında,
lakrimal glandda lenfosit, plasma hücre infiltrasyonu, glikozaminoglikan
akümülasyonu, ödem ve takiben fibrozis gelişir.
Tiroid antijenlerine karşı sensitize olmuş B,T lenfositler, natural killer
hücreler için hedef doku ekstraoküler kaslar, orbita dokuları, lakrimal glanddır.
Klinik Bulgular :
1. Periorbital ödem, kemozis,
2. Ekstraoküler adele üzerindeki konjonktiva damarlarında genişleme, kıvrım
artışı.
3. Ekstroküler kaslarda hücre infiltrasyonu, miyozit, takiben gelişen fibrozise
bağlı diplopi ve gözde hareket sınırlılığı. En sık tutulan kaslar alt ve iç
rektustur.
4. Glandula lakrimaliste hücre infiltrasyonuna bağlı gözyaşı yetersizliği,
5. Eksoftalmus
6. Alt ve üst kapakta sempatik stimülasyon fazlalığına bağlı retraksiyon .
Eksoftalmus artmış orbita içeriği nedeni ile artan orbita basıncına karşı optik
sinire basıyı azaltan savunma mekanizmasıdır.Adultlarda unilateral yada
bilateral eksoftalmusun en sık nedeni tiroid hastalığıdır. Eksoftalmus ile
birlikte gözyaşı yetersizliği, göz kırpma refleksinin azalmış olması, korneanın
korunma mekanizmalarını zayıflatıp exposure keratit gelişmesini kolaylaştırır.
Tiroid oftalmopatide görmeyi tehdit eden olaylar artmış orbita basıncı nedeni
ile gelişen kompresif optik nöropati ve eksposure keratitdir.
Tedavi: Tedavinin amacı görme kaybını önlemek, hastayı rahatlatmak, gözde
hareket bozukluklarını düzeltmektir. Tedavi seçenekleri:
1- Koruyucu lokal tedavi
2- Antienflamatuar tedavi
3- Cerrahi
4- Radyoterapi
Suni gözyaşı damlaları gözyaşının azalması ile ortaya çıkan irritasyonu
rahatlatır.
Aktif orbital inflamasyonda özellikle ekstraoküler kaslarda miyozitin aktif
döneminde sistemik steroid verilmelidir. 80-100 mg/gün prednisolon orbital
inflamasyonu bastırmada yeterlidir. Tedaviye yanıt alınması durumunda progresif
olarak azaltılarak 3 ay içinde kesilir.
Steroide dirençli vakalarda radyoterapi yararlı olabilir. 2000 rad civarı
yeterlidir. Katarakt, keratit, optik atrofi oluşturma gibi komplikasyonları
vardır.
Optik sinire bası ve eksposure keratit gelişme riskinde yoğun tıbbi tedavi,
gerekirse cerrahi (orbita dekompresyonu) uygulanmalıdır.
Ekstraoküler adelelerdeki hareket kısıtlılığı stabilize olduktan sonra diplopiyi
gidermek için kas cerrahisi yapılabilir. Alt ve üst kapak retraksiyonu
mevcudiyetinde oküler eksposuru azaltmak için kapak retraktörlerine geriletme
operasyonları yapılabilir.
PSEUDOTÜMÖR ( BENİGN İDİOPATİK ORBİTA İNFLAMASYONU)
Genelde orta yaş grubunda görülen lenfosit orbita inflamasyonudur.
Klinik bulgular: Lezyonun geliştiği yere göre dakrioadenit, ekstraoküler
adelelerde myozit, sklerotenonit , preseptal yumuşak dokularda inflamasyon,
eksoftalmus gibi bulgular vardır. Ağrı, göz hareketlerinde kısıtlılık olabilir.
Orbita apeksinin tutlması ile ağrılı oftalmopleji gelişir. Kesin tanı biopsi ile
konabilir.
Tedavi: Sistemik steroid tedavisine (prednisolon 60/80mg/kg)yanıt genelde
hızlıdır. Radyoterapi steroide yanıt alınamayan olgularda düşük dozda
verilebilir. Genelde sistemik hastalıklarla birlikte degildir. Nadiren kollajen
doku hastalığı ile birliktedir.
ORBİTA KIRIKLARI ( BLOW- OUT FRAKTÜR)
Orbita basıncını aniden arttıran künt travmalarda gelişir. Orbita üst ve dış
duvarı dayanıklı olduğundan kırık genellikle alt-medial duvarda olur. Künt
travmaya bağlı hifema, lens luksasyonu, vitreus hemorojisi gibi komplikasyonlar
olabileceğinden tam oftalmolojik bakı yapılmalıdır.
Klinik Bulgular:
Enoftalmus
Yukarı bakış kısıtlılığı
Vertikal diplopi
Travmaya bağlı olarak
kapaklarda ödem ve ekimoz geriledikten sonra bulgular daha sağlıklı
degerlendirilir. Orbital dokuların kırık hattından komşu sinusa hernie olması
nedeni ile enoftalmus gelişir. Alt rektus adelesinin kırık hattına sıkışması
nedeni ile gözde yukarı bakış sınırlılığı ve vertikal diplopi yakınması vardır.
Tedavi:
Diplopinin kalıcı olmasını önlemek, enoftalmusu düzeltmek amacı ile yapılır.
Küçük kırıklarda bir süre izlemek uygundur. Büyük kırıklarda cerrahi ile kırık
hattından hernie olmuş dokular repoze edilip, kırık kemik greft yada teflon
plaklar ile kapatılır. Cerrahi 6-8 haftadan fazla geciktirilmemelidir. Aksi
halde adelede gelişen fibrozis nedeni ile cerrahi göze yeteri kadar elevasyon
sağlamaz,diplopi yakınması geçmez.
ORBİTA TÜMÖRLERİ
Tüm orbita tümörleri göz küresine bası uygular, gözde hareket kısıtlılığı ile
eksoftalmusa yol açarlar.
1. Primer orbita tümörleri
2. Sekonder orbita tümörleri: Göz, nazofarinks, paranazal, sinuslar, göz
kapaklarının özellikle sebase bez karsinomlarının orbitaya ilerlemesi ile
gelişir.
3. Metastatik orbita tümörleri: Günümüzde kanser hastalarının yaşam sürelerinin
uzaması orbita metastazlarının görülme sıklığını arttırmıştır. Kadınlarda meme,
erkeklerde akciger, çocuklarda nöroblastom en sık orbita metastazı yapan
tümörlerdir. Ayrıca prostat, cilt,GİS tümörleri orbitaya sık metastaz yaparlar.
Çocuklarda görülen orbita tümörleri :
1-Vasküler Tümörler
Kapiller Hemanjiom: Sık görülen benign tümördür. İlk 1 yaş içinde ilerleme
eğilimindedir, sonraki 4-5 yıl içinde spontan regresyon gösterir. Pupil alanını
örtüp ambliyopiye neden olma riski oluşturmadıkca beklenmelidir. Lezyon içine
steroid enjeksiyonu,radyoterapi, cerrahi eksizyon tedavi seçenekleridir.
Lenfanjioma: Orbita ile birlikte kapaklar, konjonktivada gelişebilir.
İnfiltratif olarak büyüyüp lezyon içine ani kanamalarla seyreder. Görülme
sıklığı fazla değildir.
2- Rabdomyosarkom : Çocukluk çagının en sık rastlanan primer malign orbita
tümörüdür. 5-7 yaş arasındaki çocukların sık rastlanan mezenşimal kökenli primer
malign tümörüdür. Ani başlayıp hızlı ilerleyen propitozise neden olur. Kesin
tanı biopsi ile konur. Radyoterapi, kemoterapi, cerrahi eksizyon, eksenterasyon
tedavi yöntemleridir.
3- Nöral Tümörler :
Optik sinir gliomu: Nadir görülür, sıklıkla nörofibromatozis ile birliktedir.
Yavaş ilerleyen ağrısız propitozise, daha geç dönemde görme kaybı ,optik
atrofiye yol açar. İntrakranial tutulum ile birlikte olursa mortalite ile
sonlanabilir. Genelde kendi kendini sınırlar, fazla büyümez.
4 -Kistik Tümörler
Dermoid kist: Sık rastlanan benign kistik oluşumdur.Epidermal,dermal elementler,
kıl follikülleri,yag bezleri,keratin ile dolu kistik boşluklar içerir. Rekürrens
göstermemesi için kapsülü ile birlikte parçalanmadan alınmalıdır.
Adultlarda gelişen orbita tümörleri :
1-Kavernoz hemanjiom, lenfanjiom: Sık görülen benign,primer tümördür.Yavaş
ilerleyen propitozise neden olur. Çevresi genellikle kapsüllüdür. Cerrahi
eksizyon sonuçları başarılıdır.
2-Lenfoproliferatif lezyonlar: Benign yada malign olabilir. Benign olan reaktif
lenfoid hiperplazi idiopatiktir. Uzun süreli takiplerde hastaların % 25inde
sistemik hastalık gelişir.Yavaş ilerleyen ağrısız kitle orbita ön kısmında
yerleşmiş ise sınırları belirgin olmayan yumuşak kitle şeklinde palpe edilir.
Her iki tip lezyonun histopatolojisi mikroskopik farklılık göstemez.Yüzey
markerlarının immünolojik ayırımı ile lezyonun benign yada malign olduğu
anlaşılabilir. Monoklonal lenfositlerin %60ı maligndir, sistemik hastalıklarla
birliktedir. Poliklonal lenfositler benign lezyonu gösterir. Fakat polyklonal
lenfositlerin bir kısmında malignite gelişebileceğinden premalign lezyonlar
olarak kabul edilip hematolojik değişiklikler açısından izlenmelidir.
3-Lakrimal gland tümörleri: Hemen hemen yarısı lenfoid proliferasyonlardır.
Epitelial kökenli tümörler benign ve malign mixt tümör, adenoid kistik karsinom,
adenokarsinom olabilir.
4-Nöral tümörler: Menenjiom, schwanom, gliom olabilir. Menenjiom optik sinirin
araknoid zarından köken alır. Erken devrede görmeyi bozar. Gliom adutlarda nadir
görülür, hızlı ilerleyip mortalite ile sonuçlanır.
