KORNEA HASTALIKLARI

 Prof Dr Ayşe Yağcı

ANATOMİSİ

1. Kornea tunika fibrozanın 1/6 �n kısmını oluşturur.

2. G�z�n en �nemli kırıcı ortamıdır (42-43 D).

3. Saydam, avask�ler bir dokudur.

4. G�zyaşı ile b�t�nleşmiş olan �n y�z� son derece muntazamdır.

5. Horizontal �apı vertikale g�re biraz daha uzun olup ortalama 11.5mm. dir.

6. Duyu sinirlerinden �ok zengindir. N. Trigeminusun oftalmik dalı ile innerve olur.

7. Santralda sferik(k�resel) yapıdadır.

8. Kalınlığı merkezde 0.5-0.6 mm.dir, perifere doğru kalınlaşarak 0.9 mm. ye ulaşır.

Mikroskopik yapı:

Kornea anatomik olarak 5 tabakadan oluşur.

1. Epitel Tabakası: Rejenerasyon yeteneği hızlı 5-6 sıralı, keratinize olmayan �ok katlı yassı epiteldir. �n y�z� g�zyaşı ile kaplanmıştır. Bowman Membranı d�zeyinde seyreden duyu sinirleri epitel h�creleri arasında sonlanır. Altındaki Bowman membranına bazal membranı ile sıkıca yapışıktır.

2. Bowman Tabakası: Stroma lamellerinin kondanse olmuş �n kısmıdır. Yaralanmalardan sonra yenilenmez, yerinde g�rme bozukluğuna neden olabilen opasiteler (skar dokusu) gelişir.

3. Stroma: Kornea kalınlığının %90�nını oluşturur. Stromayı oluşturan kollajen lifler uniformdur yapıdadır. Birbiri ile kesişmeden limbustan limbusa seyreder. Mukosakkaridlerden oluşan aramadde i�inde yerleşmişlerdir. Stroma h�creden fakirdir. Keratosit adı verilen bu h�creler, yaralanmalarda fibroblastlara d�n�şerek yara onarımı sağlar.

4. Desme Membranı: Endotel h�crelerini bazal membranıdır. Korneanın diğer katlarına g�re elastisitesi fazladır. Stromaya yapışık değildir. Kolayca sıyrılabilir.

5. Endotel Tabakası: Tek sıralı altıgen h�crelerden oluşur. Mitoz ile �oğalmazlar.

KORNEA FIZYOLOJISI
Epitel tabakası, kornea tabakaları arasında en fazla oksijen ve glikoz ihtiyacı olan tabakadır. Metabolizması i�in gerekli oksijeni, aminoasitler, glikozu:

G�zyaşı aracılığı ile atmosferden
Limbus �evresindeki kapiller ağdan
Ak�z h�m�rden diff�zyon yoluyla sağlar.
Epitel h�creleri arasındaki sıkı bağlar mikroorganizmalara karşı bariyer g�revi g�r�r. Intakt epitelden Difteri basili, gonokoklar, hemofilus ve listeria t�rleri dışında mikroorganizmalar penetre olamaz.

Endotel tabakası, h�m�r ak�ze karşı bariyer g�revi g�r�r, aktif metabolik pompa fonksiyonu ile kornea su i�eriğini dengede tutar (Kornea su i�eriği %70-75 dir). Endotel pompa fonksiyonunun bozulması durumunda kornea �demi ve buna bağlı kornea bulanıklığı gelişir. �n segment cerrahisi sırasındaki travmalar, bazı kornea distrofileri ve �n segment inflamasyonları endotel fonksiyonunu bozarak kornea �demine neden olabilir. Bu durumda kornea buzlu cam g�r�n�m� alarak bulanıklaşır. G�rme azalır.

Kornea ni�in saydamdır?
Avask�ler olduğundan, stromadaki kollajen fibrillerin uniform yapısı ve birbirleri ile kesişmemesinden, su i�eriği d�zeyinden.

KORNEA HASTALIKLARININ SEMIYOLOJISI
Tabakalarına g�re semiyoloji:

Epitel tabakası:

Kornea duyu siniri olan N. Trigeminusun �ekirdeği veya oftalmik dalı lezyonları, viral keratitler ve kornea kimyasal yanıklarında kornea anestezisi gelişir. Kornea anestezisi sonucu gelişen keratit �n�roparalitik keratit� olarak isimlendirilir.

Epitel h�cre kayıpları kornea epitel erozyonlarıdır. Bu lezyonlar d�zeldiği zaman yerinde skar dokusu bırakmadığından g�rmeyi etkilemez.Floressein veya Rose Bengal ile g�zyaşının boyanmasını takiben biomikroskop ile erezyonların yaygınlığı ve şekli değerlendirilir.

Bowman Tabakası:

Epiteldeki h�cre kaybı Bowman membranı ve daha derindeki katları i�ine alıyorsa kornea �lseri denir. Bowman membranı ve derin katları i�ine alan �lserler skar dokusu bırakarak iyileştiğinden g�rme azalmasına neden olur. Y�zeyel yaralanmalarda gelişen skar dokusuna bağlı hafif bulanıklıklara Nefelyon denir. Stroma derin katlarını i�ine alan �lserlerden sonra gelişen yoğunluğu fazla olan skarlara L�kom denir. Derin �lserler genellikle korneada limbustan ilerleyen damarlanmaya neden olur. Epitel, bowman membranı ve stromanın y�zeyel katlarında kalsiyum depolanması sonucu limbustan limbusa uzanan horizantal bulanıklığa bant keratopatisi denir.



Stroma:

K�nt g�z travmalarında �n kamarada oluşan kanın (hifema), stroma i�ine sızması ile korneada oluşan sarımsı bulanıklığa disk hematik denir. Wilson sirozunda stroma katları i�inde bakır depolanmasına bağlı sarımsı yeşilimsi renkte Kayser- Fleischer halkası oluşur.

Desme Membranı kırışıklıkları kornea �deminde, �atlakları keratokonus, konjenital glokom ve forseps ile doğumlarda aletin g�z �zerine gelmesi ile gelişir. Desme yırtıkları kornea su i�eriğinin artmasına bağlı kornea �demine yol a�ar.

Endotel �zerinde g�r�len h�cre depozitlerine keratik prespitat denir. Eksravaze olan lokositler ve fibrine bağlıdır. �n �veitler, kerato�veitlerde g�r�l�r. Fibrin ile karışmış lokositlerin �n kamarada seviye verecek şekilde birikmesi hipopion olarak isimlendirilir.

KORNEA MUAYENE Y�NTEMLERI
G�z hekimi olmayan bir kişi lokal ışık ile kornea saydamlığını, y�zeyinin parlaklığını, kornea yaralanmalarını, pamuk bir �ubuk ile kornea duyarlığını değerlendirebilir. G�z hekimleri kornea morfolojisi ve fonksiyonunu değerlendirmek i�in alet kullanır.
1. Biomikroskopi : Kornea ve �n segmente ait diğer yapıların binok�ler olarak incelenmesine yarar. Değişik kalınlıkdaki ışık demetleri değişik a�ılardan g�nderilerek biomikroskobun b�y�tmesi altında incelenebilir. Rutinde en sık kullanılan muayene y�ntemidir.

2. Keratometri: Korneanın kırma g�c�n�n �l��lmesidir. Kontakt lens ve g�zi�i lens implantasyonu uygulamasına hazırlıkta kullanılır.

3. Topografi: Korneanın �n y�z�n�n topografik analizinde kullanılır.

4. Pakimetri: Kornea kalınlığının �l��m�d�r.

5. Spek�ler mikroskopi: Endotel h�cre sayısı ve yapısını g�sterir.

6. Esteziometri: Kornea duyarlılığının değerlendirilmesinde yararlanılır.

7. Korneanın boyanarak muayenesi: Kornea y�zeyindeki defektler floresseine ve rose bengal solusyonu ile g�r�lebilir.



G�ZYAŞI SEKRESYON SİSTEMİ
G�zyaşı sekresyonu bazal sekresyon ve refleks sekresyon olarak iki t�rde salgılanır. Bazal sekresyon yardımcı g�zyaşı bezlerinin sekresyonudur. Normal şartlarda esas g�zyaşı bezi �alışmaz. Ancak refleks uyaran olursa sekresyon yapar.





Lipid tabaka: En �stte atmosfer ile temas eden kısımdır. Zeiss ve Meibomius bezleri tarafından salgılanır.Bu tabaka g�zyaşının buharlaşmasını geciktirir.
Ak�z tabaka: G�zyaşı film tabakasının en kalın katıdır. Normal koşullarda, konjonktivadaki yardımcı g�zyaşı bezlerinden (Krause, Wolfring), refleks uyarı durumunda, glandula lakrimalis tarafından salgılanır
Mukus tabakası: En altta epitel ile temas halinde olan bu tabaka g�zyaşının akışkanlığını azaltıp epitel �zerinde daha uzun s�re kalmasını sağlar. Konjonktivadaki Goblet h�crelerinden salgılanır.
G�zyaşı film tabakasının g�revleri:

Korneanın oksijen ihtiyacını karşılamak,
Kornea ve konjonktiva epitelinin kurumasını �nlemek,
Kornea epitelindeki k���k boşlukları (mikrovill�sler) doldurarak, d�zg�n bir optik y�zey sağlamak,
İ�indeki imm�nglobulinler ve lizozim sayesinde g�z� enfeksiyonlara karşı korumak.
G�zyaşı oluşumunun değerlendirilmesi:

1. Schirmer testi : Alt g�z kapağının 1/3 dış yanı hizasına şerit şeklindeki test kağıdı yerleştirilir. Normalde 5 dakika sonra en az 15mm lik kısmı ıslanır. Bunun altındaki eğerler anormaldir. Aynı test lokal anestezik damlatılmasından sonra yapılırsa refleks g�zyaşı sekresyonu inhibe edilmiş olacağından bazal g�zyaşı sekresyon değerlerini verir. Bu �l��mde de test şeritinin en az 5mm si ıslanmış olmalıdır.

2. G�zyaşı kırılma zamanı= Break up time (BUT) :

Bir g�z kırpma hareketi ile kornea epitelinde ilk kuru noktanın �ıkışına kadar olan s�redir. Normal şartlarda 25sn kadardır. 10sn nin altına inmiş olması kuru g�z sendromu lehine bir bulgudur. Test, fluoressein ile boyanmış g�zyaşı film tabakasının biomikroskobun kobalt ışığında izlenmesi ile yapılır.

3. Rose Bengal ile boyama: �l� veya nekroze epitel h�crelerini, m�sini boyar. Boya alan b�lgenin �zellikle kapak aralığına uyan b�lgede toplanmış kuru g�z i�in tipiktir.

Keratokonjonktivitis sicca (Kuru g�z)

Kornea ve konjonktivanın yetersiz ıslanması ile ortaya �ıkan enfeksiy�z olmayan keratokonjonktivitdir. Menapozdaki hormonal değişiklikler sonucu kadınlar erkeklerden daha �ok etkilenir.



Etyoloji:

Lakrimal bez sekresyonunun azalması: Sj�gren sendromu , romatoid artrit, lupus eritomatosus gibi sistemik otoimmun bağ dokusu hastalıklarında gelişir
Konjonktivada skatrizasyon gelişmesine neden olan olaylar: Trahom sekeli, kimyasal (�zellikle alkali) yanıklar, A vitamini eksikliği,ok�ler skatrisyel pemphigus, Stevens Johnson sendromu konjonktivadaki yardımcı g�zyaşı bezlerinde harabiyet ile kuru g�z gelişimine neden olur.
Semptomlar: Hastalar yanma, batma, kızarıklık ve kuruluk hissinden yakınırlar. Kuruyan epitel h�crelerindeki sinir u�larının uyarılması sonucu, refleks arkın uyarılması ile zaman zaman hipersekresyonlarda ortaya �ıkabilir. İlerlemiş d�nemlerde ise kornea epitelinin d�zensizleşmesine bağlı olarak bu semptomlara g�rme bozuklukları da eklenir.

Hastalığın ileri safhalarında korneada mukus iplikcikleri etrafına sarılmış epitel h�crelerinin oluşturduğu flamanlar gelişir. Flamanlar g�zde aşırı irritasyon ve batmaya neden olur. Sonu�ta korneada epitel erozyonları, �lserler, keratinizasyon ve korneada neovask�larizasyon gibi yapısal değişiklikler gelişebilir

Tedavi: Semptomatiktir. Etyolojinin �eşitliliği karşısında nedene y�nelik bir tedavi yapmak m�mk�n değildir.

1. Suni g�zyaşı damla ve pomadları (Viskotears, Tears Naturel, Protogent gibi). İhtiya� duyulan sıklıkta kullanılır.

2. Terap�tik kontakt lensler. Hidrofilik oldukları i�in kornea �zerinde ıslak tampon vazifesi g�r�rler.

3. Punktumların tıkanması veya koterizasyonu.

4. Hastalara g�zlerinin kurumasını �nlemek i�in havalandırma sistemlerinin �n�nde durmaktan ka�ınmaları, g�neş g�zl�kleri �nerilir.

KONJENITAL KORNEA ANOMALILERI
Megalokornea: Kornea �apının 12-13 mm den fazla olmasıdır. Refraksiyon kusuru dışında sorun oluşturmaz. Konjenital glokomda gelişen buftalmustan ayırt edilmelidir.

Mikrokornea: Kornea �apının 10mm den k���k olmasıdır. Genellikle mikroftalmiye eşlik eder.

Kornea plana: Kornea �n y�z�n�n d�zleşmesidir. Astigmatizma ve hipermetropiye neden olur.



KORNEA ENFEKSIYONLARI ( Keratit)

A- Enfeksiyoz
Bakteriyel keratit

Viral keratit

Fungal keratit

Akantamoeba keratiti

B- Intersitisyel keratit

C- Non- enfeksiy�z keratitler

Eksposure keratit

N�roparalitik keratit



Kornea enfeksiyonlarında predispozan fakt�rler:

Epitel lezyonlarına neden olan travmalar
Blefarit, dakriosistit
Kuru g�z
Kontakt lensler
Lagoftalmus
Kornea innervasyon bozuklukları
Topikal, sistemik imm�nos�presif ajanlar
A. Enfeksiy�z keratitler:

Bakteriyel Keratit
Korneanın bakteriyel enfeksiyonları en sık Staf. Aureus, Staf epidermidis, Str. Pn�monia, Ps. Aeruginoza, koliform mikroorganizmalarla ortaya �ıkabilir. Doku kaybının en fazla olduğu, mukop�r�lan sekresyon ile seyreden Ps. Aeruginozaya bağlı keratitlerdir. Kontakt lens kullananlarda daha �ok g�r�l�r.

Semptomlar: Ani başlayan konjonktival hiperemi, ağrı, fotofobi, g�rmede azalmadır. Enfekte mikroorganizmanın vir�lansına bağlı olarak semptomlar şiddetlenir. �lserin derinliği, şekli ve yaygınlığı floressein ile boyanarak tayin edilir.

Gram (+) mikroorganizmalar fokal abse benzeri lezyonlar oluştururken, Gram (-) mikroorganizmalar diff�z, hızlı yayılan gri, beyaz nekrotik kornea �lserlerine neden olur. Mikroorganizmaların toksinleri ve b�lgeye infiltre olan lokositlerin proteolitik enzimleri etkisiyle korneada doku kaybı, stromada �dem ve bulanıklık gelişir. Doku kaybı stromanın derin katlarına kadar ilerlediğinde desme membranı g�zi�i basıncının etkisiyle �ne doğru prolabe olur. Bu tabloya desmatosel denir. Limbusdan keratit b�lgesine doğru korneal vask�larizasyon gelişir. Enfeksiyonun �n kamaraya ulaşması ile keratik prespitat ve hipopion gelişir. Enfeksiyonun tedavisi sonucunda �lserin derinliği ve doku kaybının miktarına g�re değişen yoğunlukta kornea opasitesi (lokom) gelişir.

Kesin tanı kazıma materyallerinin boyanması ve k�lt�r ile mikrobiyolojik değerlendirilmesi ile m�mk�nd�r.

Tedavi: Geniş spektrumlu antibiotikler ile topikal tedavi hemen başlanır. Klinik tablonun şiddetine g�re doz ayarlanır. Gram (-) ler i�in Tobramisin, Seftazidim, Gram (+) ler i�in sefazolin, siprofloksasin,tercih edilir. Silier spazmı ��zmek ve �n kamara inflamasyonu varsa iris ile lens arasında yapışıklık (posterior sineşi) gelişmesini �nlemek i�in sikloplejikler verilir. Epitel iyileşmesini hızlandırmak, ağrıyı gidermek i�in g�z steril pet ile kapatılır.

Viral Keratit
Viral keratit en sık baş boyun b�lgesinde herpetik lezyonlara yol a�an Herpes simplex 1 vir�s� ile gelişir. Primer enfeksiyon genellikle 6 ay- 5 yaş arasında g�r�l�r. Altı aydan k���klerde g�r�lmemesi, maternal immun glob�linlerin koruyuculuğuna bağlıdır. Primer herpes enfeksiyonu g�zde punktiform keratit, blefarokonjonktivit gibi nonspesifik bulgularla seyreder. Primer enfeksiyon sırasında vir�s sensorial sinir aksonlarından retrograd yolla trigeminal gangliona latent olarak yerleşir. V�cut direncinin d�şt�ğ� koşullarda sensorial sinir aksonlarıyla sinir uclarına ve kornea epitel h�crelerine ulaşır.

Herpetik epitelyal keratit:

Dendritik �lser: Vir�s�n epitel h�crelerine ulaşmasıyla epitel h�creleri opaklaşır, d�k�l�r ve herpes i�in karakteristik olan kuru ağa� dalı şeklinde g�r�n�m gelişir. Tedavide hatalı olarak steroidlerin kullanılması yada kişinin imm�n direncinin zayıf olması durumunda �lser genişleyerek jeografik epitelial keratit g�r�n�m�n� alır

Semptomlar bakteriyel keratitle benzerdir. Lezyon �zerinde kornea duyarlılığı azalmıştır.

Tedavide g�z epitel defekti kapanıncaya kadar kapalı tutulur. Enfekte epitel h�creleri steril koşullarda debride edilebilir. Topikal antiviral ila�lar etkilidir, Asiklovir ve Triflorotimidinin topikal formları vardır.Doğru ila� tedavisiyle en ge� 7 g�nde klinik d�zelme g�r�l�r.

Stromal Herpetik Keratit:

Daha �ok rek�rrent herpetik keratit ge�irenlerde g�r�l�r. Nekrotizan stromal keratit ve nonnekrozitan (diskiform) keratit olmak �zere 2 tipi vardır.

Nekrotizan tipde stromada �dem, vask�larizasyon ve nekroz vardır. Kısa s�rede korneada incelme ve perforasyona yol a�abilir. Prognoz bu tip klinik seyirde k�t�d�r.

Nonnekrozitan tipinde kornea santralinde disk şeklinde �dem gelişir. Lezyon �zerindeki epitel intaktdır. Genellikle endotelde keratik prespitatlar eşlik eder. Vir�se karşı bağışıklık reaksiyonu sonucu gelişen h�cresel imm�n yanıttır.

Tedavide antiviral tedavi sistemik ve topikal olarak uygulanır. Bu klinik tipte epitel sağlam olduğu takdirde topikal steroid endikasyonu vardır.

Fungal Keratit:

Sağlam kornea epiteli mantarlara karşı diren�lidir. �zellikle bitkisel travmalar, uzun s�re steroid ve kemoterapi uygulanmış v�cud direnci zayıf hastalarda g�r�l�r. Fungal keratitin en sık nedenleri Candida, Aspergillus t�rleridir.

Klinik tablo: Korneada kenarları stromal infiltrasyon ile kabarmış gri beyaz �lserasyon, lezyonun �evresinde k���k uydu infiltrasyonlar vardır. Derin formlarında endotelde kirli beyaz infiltratlar, hipopion g�r�lebilir. Bakteriyel �lserlere g�re �ok uzun s�relidir, ağır seyreder.

Tedavi: Topikal olarak Amphoterisin B %0.15 solusyon kullanılır. Ayrıca Ketakonazole (200-600 mgm/g�n), Flukonazole (200-400 mgm/g�n) etkilidir.

Akantamoeba Keratiti:

Akantamoeba t�rleri doğada , suda yaşayan, soğuk ve kurumaya diren�li saprofit bir protozondur.. Kontakt lensi ile havuza giren yada lensi musluk suyu ile temizleyen kontakt lens kullanıcılarında g�r�l�r. Tedaviye oldukca diren�lidir. Hastalar şiddetli ağrı ve fotofobiden yakınır.

B. Intersitisyel keratit:

Kornea stromasının s�p�ratif olmayan iltihabıdır. Epitel ve endotel sağlamdır. Stromada �dem sonucu korneada kalınlaşma, derin vask�larizasyon gelişir. Sifiliz, t�berk�loz ve leprada mikroorganizma ve antijenlerine karşı immun reaksiyon sonucu gelişir. Etyolojiye bağlı sistemik tedavi yanısıra g�z lezyonlarında topikal steroid verilir.

C. Non- enfeksiy�z keratitler
Exposure Keratit:

Korneanın dış etkenlerden korunmasını sağlayan mekanizmaların zayıflaması durumunda kornea �n y�z�nde kurumaya bağlı gelişir. Başlangı�ta epitel defektleri ve buna bağlı batma, sulanma olur. Sekonder enfeksiyonlara bağlı enfeksiy�z keratite d�n�şebilir. Ağır olgularda korneada perforasyon gelişebilir.

Nedenleri: Fasial paralizi, trikiasis, ektropiyum, tiroid oftalmopati gibi lagoftalmusa neden olan hastalıklardır.

Tedavi nedene y�neliktir. Keratit i�in g�ze kapama, antibiotikli damlalar ve sunni g�zyaşı damla ve jelleri �nerilmektedir.

N�roparalitik Keratit:

Herpes zooster, fasial nevraljiler, cerrahi yolla N. Trigeminusun oftalmik dalının kesilmesi, g�z �evresine uygulanan eksternal radyoterapi ve alkali yanıklarından sonra g�r�l�r. Kornea anestezisi yanısıra g�z kırpma refleksinin zayıflaması, epitel h�crelerinde mitozun yavaşlamasına bağlıdır. Tedaviye yanıtı oldukca k�t�d�r. Terap�tik ama�lı yumuşak lensler ve yapay g�zyaşı damla, jelleri verilir.

 


KORNEA YABANCI CISIMLERI

Toz, demir �apağı gibi yabancı cisimler epitel abrazyonuna neden olup korneaya g�m�lebilirler (alt resim). Bu durumda hasta şiddetli batma şeklinde ağrı, sulanma, kızarıklık, fotofobi yakınmaları ile başvurur.

 

Bu hastalarda konjonktival forniksler dikkatle kontrol edilir, olası yabancı cisim varlığı araştırılır.Yabancı cisim fazla g�m�l� değilse lokal anestezik damla g�ze damlatıldıktan sonra steril iğne ucu yada yabancı cisim forsepsi oblik pozisyonda tutularak m�mk�nse biomikroskopik bakı altında, kazınarak �ıkarılır. Proflaktik olarak antibiotikli damla başlanıp epitel iyileşene kadar g�z baskılı şekilde kapatılır.

KORNEA DISTROFILERI
Bilateral, herediter karakterlidir. Epitelyal, stromal ve endoteliyal distrofiler olmak �zere değişik g�r�n�m ve lokalizasyon g�sterirler. Bir kısmı erken yaşlarda bir kısmı da ileri yaşlarda ortaya �ıkar. Epitel tabakasını tutan distrofiler tekrarlayan epitel defektleri nedeniyle ağrılı tablo oluşturur. Diğer tip distrofilerde ise g�rme bulanıklığı s�z konusudur. Bu hastalar keratoplasti ameliyatı ile g�rme fonksiyonlarını kazanırlar.

Keratokonus:

Korneanın ektatik distrofisidir. Kornea bombeliğinin artıp, incelerek �ne doğru konik bir yapı kazanmasıdır (alt resim). Buna bağlı olarak gelişen irreg�ler astigmatizma nedeniyle hastaların g�rmesi bozulmuştur. G�zl�k g�rme d�zeyini

arttırmaz. Bu hastalar i�in �retilmiş �zel gaz ge�irgen lensler

ile g�rme arttırılabilir. Hastalık lens kullanılamayacak

kadar ilerlediğinde keratoplasti ameliyatı yapılarak muntazam

kornea �n y�z� oluşturulur. Hastalığın progresyonu sırasında

gerginliğe bağlı olarak desme membranında �atlaklar

(Vogt �izgileri) oluşursa kornea �demi gelişir.

KERATOPLASTI
Bulanık korneanın, kadavradan alınan saydam kornea ile değiştirilmesidir. Genelde uygulanan korneanın t�m katlarının değiştirildiği penetran keratoplastidir. Kornea b�t�n� ile alınmaz santralinden 6-8mm �apında kornea butonu �ıkarılıp aynı �apta hazırlanan don�r buton ile değiştirilir.

Endikasyonlar:

1-Optik ama�lı: Kornea bulanıklığı ve keratokonus hastalığında kornea topografisinin ileri derecede bozulması nedeniyle yapılır.

2-Terap�tik keratoplasti: Uzun s�reli antibiotik tedavisine cevap vermeyen kornea �lserlerinde, delici yaralanmalar ve desmatoselde g�z�n b�t�nl�ğ�n� korumak i�in yapılır.

Keratoplasti operasyonlarından sonra red reaksiyonu gelişme riski diğer organ transplantları kadar sık değildir. Kornea avask�ler olduğundan doku grubu antijenlerinin yada kan grubu uygunluğunun sağlanması prognozu etkilemez. Postoperatif her olguda sistemik steroid ve imm�nosupresif tedavi gerekli değildir, sadece korneada vask�larizasyon gelişmiş riskli hastalarda �nerilir. Topikal tedavi hastaların �ogunda yeterlidir.




 

#2

Copyright © 2017 ·All Rights Reserved · Thehealthnews.org

İnfo.