(09-Mart-2005)İSTANBUL (İHA) - Kulak çınlama ve uğultuları, en sık görülen sağlık problemlerinin başında geliyor. Her 5 yetişkinden birinin gelip geçici de olsa bu hissi yaşadığı biliniyor.
Yapılan araştırmalar, bu
probleme sahip kişilerden 15'te birinin medikal yardım aradığını, 20'de
birinin de problemden aşırı derecede şikayetçi olduğunu ortaya koyuyor.
Her iki durumun teşhisinde, öncelikle, kulak-burun-boğaz muayenesi ve tam
odyolojik inceleme yapılması gerekiyor. Bu incelemeden sonra elde edilecek
sonuçlara göre ileri tetkikler yapılması gerekebiliyor. Bu tetkikler
arasında dahili, nörootolojik muayeneler ve ENG gibi tetkikler ile
tomografi ve MRI gibi görüntüleme metotlarını saymak mümkün.
Acıbadem Hastanesi Kozyatağı Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç.
Dr. Alev Üneri, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, kulak çınlaması ve
uğultusunun, başlangıçta önemsenmediğinde süreklilik gösteren ve kesin
tedavi edilemeyen bir hastalık haline gelebildiğine dikkat çekti.
Kulak çınlamalarının, "Tinnitus" olarak da adlandırıldığını ifade eden Doç.
Dr. Üneri, "Bu sesler, dışarıdaki kaynaklardan ses dalgaları yoluyla
gelmeden, kulaklarda ya da başın içinde hissedilenlerdir. Tinnituslar
genelde çok tiz tonlarda işitilen metalik tınılardır" dedi.
Doç. Dr. Alev Üneri, kulak uğultularının da, çınlamalarda olduğu gibi
herhangi bir dış kaynak ve ses dalgaları olmadan, kulaklarda ya da başın
içinde işitilen sesler olduğunu vurgulayarak, "Uğultunun niteliği
farklıdır. Su sesi, rüzgar sesi, motor sesi ya da daha farklı şekillerde
tarif edilebilen daha pes bir sestir" diye konuştu.
TEDAVİDE ERKEN TEŞHİS ÖNEMLİ
Nitelikleri haricinde bu iki olgunun oluşum şekilleri ve tedavilerinin de
farklı olduğunu belirten Doç. Dr. Üneri, "Çınlamalar, genelde işitme
eğrilerinde, tiz tonlardaki sinir tipinde işitme kayıpları ile birliktedir
ve tedaviye en az cevap veren gruptur. Uğultuların ise kaynağında pek çok
farklı problem bulunabilir ve bunların çoğu tedaviye cevap verir" dedi.
Acıbadem Hastanesi Kozyatağı Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç.
Dr. Alev Üneri, tedavinin, sorunu oluşturan probleme göre değiştiğini
kaydederek, "Erken dönemde tanı ve tedavi çok önemlidir. Özellikle pes
tonlarda (alçak frekanslar, işitme eğrisinin 250 bin veya 2 bin frekans
arası kısmında) sensori-neural tipte işitme kayıpları görülen kulak
uğultuları, erken dönemde yakalanırlarsa, medikal tedavilere çok iyi cevap
verirler, uğultu ile birlikte işitme kayıpları da düzelebilir. Ani işitme
kayıplarında, (özellikle alçak frekansları tutan tiplerinde) erken dönemde
kullanılan özel kortizon ve ilaç tedavileri çok başarılıdır. Kulak
uğultusu orta kulaktaki bir probleme bağlı olabilir. Orta kulakta sıvı
birikimi, kronik enfeksiyonlar ya da geçirilmiş enfeksiyonlar gibi, bu
problemlerde de cerrahi tedavi uygulanır" diye konuştu.
Kulak uğultusunun ya da çınlamasının önlenmesinin çok kolay olmadığını
bildiren Doç. Dr. Üneri, "Uğultu erken tanınıp tedavi edilirse, tam
düzelebilir ve bundan sonra yapılacak yakın takiple yeniden tekrarlaması
önlenebilir. Çınlama vakalarının bazıları da tedaviye olumlu cevap
verirler. Ancak ilerlemesini engellemek mümkün. Bunun için belli hasta
gruplarını yakın takip etmek faydalı olur" dedi.
Doç. Dr. Alev Üneri, sorunun ilerlememesine yardımcı olan faktörleri ise
şöyle sıraladı:
"Hipertansiyon, diyabet, hiperlipidemi gibi dahili sorunların yakın takibi,
aşırı tuzlu beslenme, aşırı kafein alımı, sigara, alkol, yüksek sese maruz
kalma gibi olumsuz hayat şartlarının düzeltilmesi."