(09-Mart-2005/AA)Bronz bir tene sahip olmak için yazın güneş altında, kış aylarında ise solaryumlarda zaman geçiren kişilerin, erken yaşlanma riskiyle karşı karşıya bulundukları bildirildi.
İnönü Üniversitesi Tıp
Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Muammer Seyhan, deri
yaşlanmasının kaçınılmaz bir olay, ancak kozmetik kaygılar nedeniyle de
sosyal bir öneme sahip olduğunu söyledi.
Günümüzde artık kadın ve erkeklerin bu konuda çok hassas olmaya
başladıklarını ifade eden Seyhan, yaşlanmanın mümkün olduğu kadar
geciktirilmesi ve durdurulması konusunda çeşitli çalışmalar olduğunu
belirtti. Seyhan, deri yaşlanmasının iki türü bulunduğunu, bunlardan
genetik yaşlanmanın durdurulmasının pek mümkün olmadığını kaydetti.
Genetik yaşlanmanın dışında bir de erken yaşlanma denilen bir sürecin
bulunduğunu ve bunun en önemli nedeninin dış etkenler olduğunuvurgulayan
Seyhan, dış etkenlerin cilde olan etkisinin biraz olsun engellenebilmesi
halinde, yaşlanmanın bu türünün de yavaşlatılabileceğini bildirdi.
Çevresel faktörler arasında da en önemlisinin güneş ışığı olduğuna işaret
eden Seyhan, cildin erken yaşlanmasına yol açan güneş ışınlarından mümkün
olduğunca kaçınılması gerektiğini bildirdi.
“BRONZLAŞMANIN HİÇBİR ŞEKLİ GÜVENLİ DEĞİL”
Prof. Dr. Seyhan, güneşten korunmaya genç yaşlardan itibaren başlanmasının
önemine dikkati çekerken, üzerinde durulması gereken en önemli konunun
bronzlaşma olduğunu belirtti. Seyhan, şunları kaydetti:
“Bronzlaşma, günümüzde bir moda haline geldi. İnsanlar beyaz görünmekten
ziyade, esmer tenli görünmeyi tercih ediyorlar. Bunun artık bir moda
olmaktan çıkarılması gerekiyor. Yapay güneş ışınları olan solaryumlar da
doğal güneş ışınları kadar zararlı. Solaryumda, kısa dönemlerde
bronzlaşılıyor. Bunun için, solaryumlar biraz daha güvenli olarak lanse
ediliyor. Ama, kesinlikle güvenli değil. Aslında bronzlaşmanın hiçbir
şekli güvenli değil. Eskiden olduğu gibi artık yavaş yavaş beyaz ve duru
bir cilt moda olmalı.”
“BRONZLAŞMAK, DERİNİN YARDIM ÇAĞRISIDIR”
Koruyucu kullanarak bronzlaşmanın da zararlı olduğunu anlatan Seyhan,
“Güneş altında vücudun oluşturduğu renk, aslında derinin imdat çığlığı,
bir yardım isteğidir aslında. Deri, kendini korumak için bronzlaşıyor,
kendini korumak için pigment üretiyor. Biz bunu yanlış değerlendiriyoruz.
Aslında o, bizden yardım istiyor, (ben artık zarar görüyorum, bana yardım
edin) diyor. Bronzlaşmak derinin yardım çağrısıdır, ama biz onu (bronzlaştım,
bronzlaştığım için de daha güvendeyim) gibi algılıyoruz. Hiç de öyle değil”
diye konuştu.
Dış etkenler nedeniyle ortaya çıkan yaşlanma belirtilerinin açık tenli
insanlarda, koyu tenlilere oranla daha hızlı yaşandığını ifade eden Seyhan,
insanların güneş altında bulundukları zamanlarda bir takım önlemler
almalarının önemli olduğunu bildirdi.
Güneşten korunmak için Meksikalıların kullandıkları gibi geniş kenarlı
şapkalar veya eskiden kullanılan şemsiyelerin yararına işaret eden Seyhan,
bu tür malzemelerin özellikle yüz ve boyun bölgesinin yaşlanmasını
engellemek açısından büyük önem taşıdığını söyledi.
Güneş kremlerinin de güneş ışınlarından korunmada etkili olduğunu, ancak
insanların bunlara kozmetik ürünlermiş gibi baktıklarını dile getiren
Seyhan, “En azından yüzünün yaşlanmasını istemeyen kişiler, bu kremleri
düzenli olarak yaz-kış ayrımı yapmadan kullanmalı. Yani bütün bunlara
dikkat edersek, derinin yaşlanmasını yavaşlatabiliriz. Erken yaşlanmak
istemeyenler güneşten uzak durmak, bronzlaşmaktan kaçınmak zorundalar”
dedi.