Türkiye Metabolik Sendrom Sıklığı Araştırması’nın (METSAR) sonuçları açıklandı. Araştırmada, Türkiye’de 20 yaş üstü erişkin nüfusun 3’te 1’inin, kalp hastalığı riskini artıran Metabolik Sendrom sorunuyla karşı karşıya bulunduğu tespit edildi.
Uzmanların, çağımızın önemli ve
tehlikeli hastalıkları arasında saydığı Metabolik Sendrom’un Türkiye’de görülme
sıklığını ve çapını öğrenmek amacıyla yapılan Türkiye Metabolik Sendrom Sıklığı
Araştırması (METSAR) tamamlandı. Abdi İbrahim İlaç’ın desteğiyle Türkiye
genelinde yapılan araştırmanın sonuçlarına göre, ülkemizde 20 yaş üstü nüfusun
üçte birinden fazlası Metabolik Sendrom sorunuyla karşı karşıya bulunuyor.
Üniversite ve Devlet Hastanelerinde görev yapan uzmanların danışmanlığında ve
kontrolünde 4 ay süren (2 Temmuz - 14 Ekim 2004 tarihleri arasında) araştırma
kapsamında, 47 ilde ve 87 noktada, toplam 4.264 kişi tarandı.
Araştırmanın sonuçlarına göre:
Türkiye genelinde Metabolik Sendrom görülme sıklığı % 35 olarak bulundu.
Kırsal bölge (% 35.3) ve kentsel bölge (% 34.8) arasında Metabolik Sendrom
gözlenme sıklığı açısından fark bulunmadı.
Metabolik Sendrom’un en sık gözlendiği yaş grubu 60-69 olup, bu gruptaki
hastaların % 62’sinde Metabolik Sendrom gözlendi.
Kadınlarda Metabolik Sendrom gözlenme sıklığı erkeklere göre daha fazla olup,
gözlenme oranları kadınlarda % 41, erkeklerde % 29 idi.
20-29 yaş arası nüfusta kadın ve erkek arasında anlamlı bir fark saptanamazken,
40-49 yaş arası nüfustaki kadınlarda oranın 5 kat arttığı tespit edildi. Bu yaş
grubundaki kadınların yarısından fazlasında hastalık belirlendi.
Araştırmada, nüfusun yüzde 36’sında bel bölgesi şişmanlığı (abdominal obezite)
tespit edilirken, bu oranın kadınlarda yüzde 54.8’e çıkması dikkat çekti.
Nüfusun yüzde 35.8’inde trigliserid ve yüzde 27.6’sında kan şekeri yüksek, yüzde
44.1’inde de iyi kolesterol (HDL) düşük saptandı.
Araştırmada ayrıca, nüfusun yüzde 31’inin sigara içtiği ortaya çıktı.
Üniversite ve Devlet Hastanelerinde görev yapan uzmanların danışmanlığında ve kontrolünde 4 ay süren (2 Temmuz - 14 Ekim 2004 tarihleri arasında) araştırma kapsamında, 47 ilde ve 87 noktada, toplam 4.264 kişi tarandı.
Araştırmanın sonuçlarına göre:
Türkiye genelinde Metabolik Sendrom görülme sıklığı % 35 olarak bulundu.
Kırsal bölge (% 35.3) ve kentsel bölge (% 34.8) arasında Metabolik Sendrom gözlenme sıklığı açısından fark bulunmadı.
Metabolik Sendrom’un en sık gözlendiği yaş grubu 60-69 olup, bu gruptaki hastaların % 62’sinde Metabolik Sendrom gözlendi.
Kadınlarda Metabolik Sendrom gözlenme sıklığı erkeklere göre daha fazla olup, gözlenme oranları kadınlarda % 41, erkeklerde % 29 idi.
20-29 yaş arası nüfusta kadın ve erkek arasında anlamlı bir fark saptanamazken, 40-49 yaş arası nüfustaki kadınlarda oranın 5 kat arttığı tespit edildi. Bu yaş grubundaki kadınların yarısından fazlasında hastalık belirlendi.
Araştırmada, nüfusun yüzde 36’sında bel bölgesi şişmanlığı (abdominal obezite) tespit edilirken, bu oranın kadınlarda yüzde 54.8’e çıkması dikkat çekti.
Nüfusun yüzde 35.8’inde trigliserid ve yüzde 27.6’sında kan şekeri yüksek, yüzde 44.1’inde de iyi kolesterol (HDL) düşük saptandı.
Araştırmada ayrıca, nüfusun yüzde 31’inin sigara içtiği ortaya çıktı.
METABOLİK SENDROM
Uzmanlar tarafından kalp hastalığı riskini artıran bel çevresi kalınlığı,
tansiyon yüksekliği, kan şekeri yüksekliği, trigliserid yüksekliği ve iyi
kolesterol (HDL) düşüklüğü faktörlerinin en az 3 tanesinin bir arada olması
Metabolik Sendrom olarak adlandırılıyor.
İnsanlarda kalp ve damar hastalıklarına yol açabilen Metabolik Sendrom:
Bel çevresi kalınlığı (bel çevresinin erkeklerde 102 cm, kadınlarda 88 cm’in
üzerinde olması)
Tansiyon yüksekliği (kan basıncının 130/85 mmHg ve üzerinde olması)
Kan şekeri yüksekliği (kan şekerinin 110 mg/dL ve üzerinde olması)
İyi kolesterol düşüklüğü (erkeklerde 40 mg/dL, kadınlarda 50 mg/dL’nin altında
olması)
Trigliserid yüksekliği (150 mg/dL üzerinde olması)
gibi kalp krizi riskini artıran 5 faktöre ilişkin değerlendirmeleri kapsıyor. Bu
5 faktörden üçünün bir arada olması Metabolik Sendrom olarak adlandırılıyor ve
bu durumda kişi yüksek kalp krizi riski taşıyor.
Kalp krizi nedeniyle ölüm Türkiye’de de ilk sırada
İnsan sağlığını ciddi boyutlarda tehdit edebilecek kadar tehlikeli olan
Metabolik Sendrom, uzmanların son yıllarda önemle üzerinde durduğu konuların
başında geliyor. Dünyada ve ülkemizde en önemli ölüm nedeni olarak
nitelendirilen kardiyovasküler (kalp ve damarla ilgili) hastalıkların görülme
sıklığı gün geçtikçe artıyor. Tıp alanındaki tüm gelişmelere rağmen, kalp krizi
nedeniyle ölüm, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ilk sırada yer alıyor.
Bu nedenle kardiyovasküler hastalıklarla mücadelede en önemli basamağın primer
korunma, yani hastalık ortaya çıkmadan önce, hastalığı hazırlayan risk
faktörlerinin ortadan kaldırılarak önlenmesi olduğu uzmanlar tarafından
açıklanıyor. Risk faktörlerinin kontrol altına alınabilmesi için, öncelikle risk
faktörlerine rastlanma sıklığının ortaya konması gerekiyor.
Son yıllarda yapılan çalışmalar, kalp hastalıklarına yol açan en önemli risk
faktörlerinden birisi olarak Metabolik Sendrom’u gösteriyor.
UZMANLARDAN UYARI
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr.
Çetin Erol, Türkiye’de yaşam tarzı değişikliği ve bilinçlenmenin şart olduğunu
söyledi. Metabolik sendromun tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğunu
vurgulayan Prof. Dr. Erol, bunun önüne geçebilmek için az yiyip çok hareket
etmek gerektiğine işaret etti.
Metabolik sendromun kalp hastalığı için en önemli risk faktörü olduğunu söyleyen
Sağlık Bakanlığı Göztepe Hastanesi İç Hastalıkları Klinik Şefi Prof. Dr. Aytekin
Oğuz, “Türkiye, çok yakın bir gelecekte metabolik sendroma bağlı kalp-damar
hastalıkları salgını ile karşılaşacaktır” dedi.
Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Ömer Kozan ise özellikle kadınların bel bölgesi genişliğiyle ilgili
sonuçlara dikkat çekti. Bu durumun kalp hastalığı riskini artırdığına işaret
eden Prof. Dr. Kozan, Türkiye’de genelde kadınların özellikle evlendikten sonra
kendilerine bakmadıklarını söyledi. Prof. Dr. Kozan, kadınların daha hareketli
bir yaşam sürmelerinin önemine değindi.
.
Uzmanlar tarafından kalp hastalığı riskini artıran bel çevresi kalınlığı, tansiyon yüksekliği, kan şekeri yüksekliği, trigliserid yüksekliği ve iyi kolesterol (HDL) düşüklüğü faktörlerinin en az 3 tanesinin bir arada olması Metabolik Sendrom olarak adlandırılıyor.
İnsanlarda kalp ve damar hastalıklarına yol açabilen Metabolik Sendrom:
Bel çevresi kalınlığı (bel çevresinin erkeklerde 102 cm, kadınlarda 88 cm’in üzerinde olması)
Tansiyon yüksekliği (kan basıncının 130/85 mmHg ve üzerinde olması)
Kan şekeri yüksekliği (kan şekerinin 110 mg/dL ve üzerinde olması)
İyi kolesterol düşüklüğü (erkeklerde 40 mg/dL, kadınlarda 50 mg/dL’nin altında olması)
Trigliserid yüksekliği (150 mg/dL üzerinde olması)
gibi kalp krizi riskini artıran 5 faktöre ilişkin değerlendirmeleri kapsıyor. Bu 5 faktörden üçünün bir arada olması Metabolik Sendrom olarak adlandırılıyor ve bu durumda kişi yüksek kalp krizi riski taşıyor.
Kalp krizi nedeniyle ölüm Türkiye’de de ilk sırada
İnsan sağlığını ciddi boyutlarda tehdit edebilecek kadar tehlikeli olan Metabolik Sendrom, uzmanların son yıllarda önemle üzerinde durduğu konuların başında geliyor. Dünyada ve ülkemizde en önemli ölüm nedeni olarak nitelendirilen kardiyovasküler (kalp ve damarla ilgili) hastalıkların görülme sıklığı gün geçtikçe artıyor. Tıp alanındaki tüm gelişmelere rağmen, kalp krizi nedeniyle ölüm, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ilk sırada yer alıyor.
Bu nedenle kardiyovasküler hastalıklarla mücadelede en önemli basamağın primer korunma, yani hastalık ortaya çıkmadan önce, hastalığı hazırlayan risk faktörlerinin ortadan kaldırılarak önlenmesi olduğu uzmanlar tarafından açıklanıyor. Risk faktörlerinin kontrol altına alınabilmesi için, öncelikle risk faktörlerine rastlanma sıklığının ortaya konması gerekiyor.
Son yıllarda yapılan çalışmalar, kalp hastalıklarına yol açan en önemli risk faktörlerinden birisi olarak Metabolik Sendrom’u gösteriyor.
UZMANLARDAN UYARI
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Çetin Erol, Türkiye’de yaşam tarzı değişikliği ve bilinçlenmenin şart olduğunu söyledi. Metabolik sendromun tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Erol, bunun önüne geçebilmek için az yiyip çok hareket etmek gerektiğine işaret etti.
Metabolik sendromun kalp hastalığı için en önemli risk faktörü olduğunu söyleyen Sağlık Bakanlığı Göztepe Hastanesi İç Hastalıkları Klinik Şefi Prof. Dr. Aytekin Oğuz, “Türkiye, çok yakın bir gelecekte metabolik sendroma bağlı kalp-damar hastalıkları salgını ile karşılaşacaktır” dedi.
Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Kozan ise özellikle kadınların bel bölgesi genişliğiyle ilgili sonuçlara dikkat çekti. Bu durumun kalp hastalığı riskini artırdığına işaret eden Prof. Dr. Kozan, Türkiye’de genelde kadınların özellikle evlendikten sonra kendilerine bakmadıklarını söyledi. Prof. Dr. Kozan, kadınların daha hareketli bir yaşam sürmelerinin önemine değindi.
.
NTVMSNBC