Yüksek kolesterolün suçlusu tiroit hormonu olabilir
(28-Mart) Tıbbi adıyla hipotiroidizm, Türkçe'siyle 'yetersiz tiroit hormonu', kandaki kolesterol seviyesini yükselterek kalp hastalığı ve beyinde inme sonucu felç riskini artırıyor. Üstelik, uzmanlar bu yüksek kolesterolün oldukça inatçı olduğunu, bugüne kadar kullanılan kolesterol düşürücü ilaçlara iyi cevap vermediğini söylüyor
Kandaki tiroit hormonu düştükçe kolesterol seviyesi de artmaya başlıyor.
Bilindiği gibi yüksek kolesterol de kalp ve beyin damarlarını tıkadığı
gibi, başka birçok hayati sağlık sorununa neden oluyor. Ülkemizde yaklaşık
5 milyon insanda yüksek kolesterol hastalığı mevcut. Amerika Birleşik
Devletleri'ndeki "Milli Kolesterol Eğitim Programı" ndan, Ocak 2005'te
yapılan açıklamaya göre yüksek kolesterolün birinci sıradaki nedeni yanlış
beslenme, ikinci sıradaki nedeni ise yetersiz tiroit hormonu (hipotiroidizm).
Konuyla ilgili olarak bilgi veren Nükleer Tıp Uzmanı Prof. Dr. Cumali
Aktolun; "Nedeni ne olursa olsun tiroit bezesi yeterli hormon üretemiyorsa,
birçok sağlık sorunu ortaya çıkıyor. Bunların en önemlilerinden biri,
ancak en az bilineni ise yüksek kolesterol. İlginç olan, yüksek kolesterol
ve tiroit hormonu ilişkisinin genellikle hekimlerce de gözden
kaçırıldığıdır" diyor.
İYOTLU TUZ KULLANILMALI
Tiroit hormonu yetersizliği birçok klinik durumda ortaya çıkabiliyor. En
yaygın olanı, Haşimato hastalığı (tiroidit) iken, tiroit ameliyatları
sonrasında yeterli hormon desteği verilmeyişi ikinci sırada yer alıyor.
Diğer sebepleri Prof. Dr. Aktolun şöyle açıklıyor: "Psikiyatride
kullanılan lityum da tiroit fonksiyonlarını düşürüp, hormon yetmezliğine
neden olabilir. Lityumun bu yan tesiri genellikle kalıcı iken, diğer
depresyon ilaçlarının bir kısmının neden olduğu tiroit hormon
yetersizlikleri geçicidir. İyot yetmezliğine bağlı tiroit hormon
yetmezliği ise, genellikle bölgesel özellik taşır. Ülkemizin ancak belli
bölgelerinde görülür. İyotlu tuz kullanımı ile bu sorun önemli ölçüde
çözülmüştür." Doğuştan tiroit bezesi yokluğu, küçük boyutlu olması veya
yanlış bir yerde yerleşmesinin de yeterli hormon salgılanmasını
engellediğini açıklayan Aktolun, şöyle diyor: "Doğuştan olan bu durumlarda
ayrıca bedensel gelişim geriliği (cücelik) ve zekâ geriliği de görülebilir."