Suda Doğum Yapmak
(28-Mart) Nurgül Yeşilçay'ın bebeğini suda doğum tekniğiyle doğuracağını açıklaması üzerine, pek çok anne adayı bu yöntemin avantaj ve dezavantajlarını araştırmaya başladı. Uzmanlar ise, suda doğumun ancak tam teşekküllü, yenidoğan yoğun bakım ünitesi olan, suda doğumun şartlarını sağlayan doğum havuzuna sahip hastanelerde ve doktor gözetiminde yapılabileceğini söylüyor
Anne olmasına birkaç ay kalan Nurgül Yeşilçay'ın bebeğini suda doğumla
dünyaya getirmek istediğini açıklaması, pek çok anne adayının ilgisini bu
doğum yöntemine çekti. Ağrıyı azaltan bu doğum tekniği ile ilgili
sorularımızı Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı,
aynı zamanda Yale Üniversitesi Kadın Sağlığı Merkezi Başkanı Prof. Dr.
Aydın Arıcı ve Dr. İbrahim Sözen'e yönelttik...
* Suda doğum çok yeni bir doğum tekniği mi? Bilinen ilk suda doğum, 1803
yılında Fransa'da, doğumu çok uzun süren bir kadının doğumunu
kolaylaştırmak amacıyla sıcak su dolu bir küvete girmesiyle gerçekleşmiş.
Sıcak su içinde yatarak doğum sancılarını azaltmak, onlarca yıldır
uygulanan bir klinik uygulamaydı. Fakat, bu çok kısa süreler için ve
doğumun erken evrelerinde yapılmaktaydı. Daha sonraları 1970'lerde Rusya
ve Fransa'da başlayan suda doğumun gerçekleşmesi akımı 1980 ve 1990'larda
İngiltere, Kanada ve diğer Avrupa ülkelerinde yaygınlaştı. 1983 yılında
ünlü İngiliz tıp dergisi Lancet'de yayınlanan bir makale, konunun
İngiltere ve kıta Avrupa'sında birden popüler olmasına yol açtı.
İngiltere'de kadın hastalıkları ve doğum biliminin en üst kuruluşu olan
Royal College of Obstetricians and Gynecologists (RCOG) 1990, 1994 ve en
son olarak 2001 yıllarında bu konuyla ilgili görüşlerini tıp dünyasına
açıkladı.
* Suda doğumun faydaları neler? Asıl fayda, doğum sırasında annenin daha
rahat ve ağrısız doğum sürecini yaşamasına yardımcı olmaktır. Suyun
sıcaklığı ve kaldırma gücü nedeniyle rahme giden kan akımı artar, rahmin
kasılmaları etkinleşir, artan oksijen nedeniyle ağrılar azalabilir. Su
vajenin ağzını, yani bebeğin çıkış noktasını daha gevşek hale getirebilir.
Bu da o bölgenin doğumda yırtılması olasılığını azaltabilir. Bebek için
ise, bilimsel verilerden çok suda doğumu gerçekleştiren tıbbi personelin
ve annelerin gözlemleri söz konusudur. Bu kişiler bebeğin kesenin içindeki
sıvı bir ortamdan yine sıvı bir ortama doğarak daha yumuşak ve stressiz
bir geçiş yaptığını ve bu bebeklerin daha az ağlayan, daha sakin bebekler
olduğunu savunuyor.
BEBEKLER KARŞILAŞTIRILDI
* Suda doğum ne kadar güvenlidir? Bu konuda yapılmış olan en kapsamlı ve
güvenilir çalışma 1999 yılında British Medical Journal adlı İngiliz tıp
dergisinde yayınlandı. R. Gilbert ve P. Tookey'in yaptığı bu çalışma,
1994-96 yılları arasında İngiltere ve Galler'de gerçekleşmiş olan 4029
suda doğumu kapsamaktaydı. Bu çalışmaya göre, o yıllarda yapılan her bin
doğumdan altısı suda doğum olarak gerçekleşmişti. Araştırmacılar suda
doğan bu bebeklerin ölüm ve yeni doğan yoğun bakım ünitelerine yatırılış
oranlarını, normal olarak karada doğan bebeklerin oranlarıyla
karşılaştırdılar. Çıkan sonuca göre suda doğan bebeklerde görülen ölüm
oranıyla karada doğan bebeklerin oranları arasında bir fark yoktu. (Her
ikisi de binde 1,2-1,4 civarındaydı). Yenidoğan yoğun bakım ünitelerine
yatırılma riski açısından da her iki grubun oranları aynı bulundu. Suda
doğum adaylarının gebelikleri boyunca bir sorunlarının olmaması gerekir.
* Kimler suda doğuramaz? Herpes gibi genital bölgede enfeksiyonu olanlar,
bebeğin başının değil poposunun rahim ağzına yakın olduğu gebelikler,
çoğul gebelikler, erken doğumlar, pre-eklampsi (gebelik zehirlenmesi) veya
diyabet (şeker) gibi hastalıkları olanlar, bebeğinde gelişme geriliği
saptananlar, doğum sırasında bebeğin kalp atışlarında bir oksijen azlığı
şüphesi doğanlar, doğumda yoğun mekonyum (bebeğin dışkısı) görüldüğü
durumlarda önerilmemektedir.
SU HİJYENİK OLMALI
* Suyun sıcaklığı nasıl ayarlanmalı? Sıcak suyun kasları gevşettiği ve
ruhsal rahatlama sağladığı bilinmektedir. Bunun sonucunda rahme giden kan
akımı artar ve rahmin kasılmaları daha az ağrılı olabilir. Çünkü artan kan
akımıyla birlikte, rahim kaslarına giden oksijen oranı da artar. Bu, aynı
zamanda rahim kasının daha iyi kasılmasına ve bu sayede doğum sürecinin
daha kısa olmasına yol açabilir. Vücut ısısı olan 37 derece, suyun da
ısısı olmak bakımından ideal bir derecedir. Suyun sıcaklığı doğum
sırasında devamlı ölçülmeli ve hep 37 derecede kalması sağlanmalıdır.
* Doğum havuzunun temizliğinin önemi nedir? Doğum eylemi sırasında havuz
suyu; amniotik sıvı (bebeğin kesesindeki sıvı), kan, idrar ve benzeri
maddelerle kirlenir. Bu, hem bebeğin hem de annenin doğum sonrası
enfeksiyon riskini artırabilir. Bu nedenle, havuzun suyu belli aralıklarla
değiştirilmeli, havuzdaki yabancı maddeler süzgeç araçlarla çıkartılmalı
ve havuz suyu enfeksiyonlara karşı korunmalıdır.
* Bebek suyun altında nefes alır mı? Normal koşullarda bebek suyun altında
nefes almaz. Suyun sıcaklığı ve bebeğin başının suyun içinde olması nefes
alma refleksini engeller. Soğuk ise, nefes alma refleksini körükler.
Bebeğin başı sıcak suyun içinden çıkartılıp daha soğuk olan havayla temas
ettiğinde nefes alma refleksi harekete geçer ve bebek nefes almaya başlar.
Bebeğin suyun içinde olduğu birkaç saniye içinde bebek oksijeni tüm
gebelik boyunca olduğu gibi, kordondaki anne kanı aracılığı ile alır.
Bebeğin suyun altında nefes almaya çalışması ve bu nedenle ciğerlerine su
kaçması, doğumda doğum kanalından geçerken oksijenlenmesini azaltıcı bir
stres yaşadığı durumlarda olabilir. Bunun için bebek doğum sırasında bebek
kalp monitörü ile düzenli olarak izlenmelidir
Havuza zamanında
giren çabuk doğuruyor
* Havuza ne zaman girilmeli? 1997 yılında yayınlanan bir çalışmada, rahim
ağzının 5 cm açılmasından önce havuza girenler ile 5 cm açılmasından sonra
girenler, doğum süreleri açısından karşılaştırılmış. 5 cm açılmadan önce
girenlerin doğumlarının daha uzun sürdüğü ve bu anne adaylarının daha
fazla miktarda rahim kasılmasını artırıcı ilaca ihtiyaç duydukları
saptanmış. Bu nedenle, havuza girmek için önerilen rahim ağzı açıklığı 5
cm civarındadır.
* Bebek doğduktan sonra en büyük risk nedir? Yukarıdaki sözü edilen ve
4029 suda doğan bebeğin incelendiği çalışmada görülen bir özellik dikkat
çekici. Bu bebekler arasında yoğun bakıma yatması gereken 35 civarındaki
bebeğin beşinde kordon (göbek bağı) kopması olayı yaşanmış. Bebeği anneye
bağlayan kordon kısaysa, bebeği hızla suyun yüzeyine getirme çabası sonucu
kordon kopması söz konusu olabilir. Bunu önlemek için doğumun ikinci
evresinde su derinliğinin fazla olmamasına özen gösterilmeli. Bebeğin
doğmasının ardından onu yavaşça suyun yüzeyine çıkartarak, annenin göğsüne
dayamak önemlidir. Kordonu sabitleyip kesecek malzemenin de hemen
kullanılabilecek şekilde hazır olmasına dikkat edilmelidir.
Normal doğumdan
pahalı sezaryenden ucuz...
Suda doğumun tam teşekküllü, yenidoğan yoğun bakım ünitesi olan, bu
tekniğin asgari şartlarını sağlayan bir doğum havuzuna sahip hastanelerde
ve sürekli doktor gözetiminde yapılması gerekiyor. Bebeğin düzenli
aralıklarla ve gerekirse sürekli, kalp atışları yönünden monitörle
izlenmesini vazgeçilmez bir koşul olarak görüyorum. Amacın suda bebek
doğurmak değil, sağlıklı bir bebek doğurmak olduğu gerçeği asla
unutulmamalıdır. Doğumu suda planlayan anne ve baba adaylarının bilmesi
gereken en önemli husus şudur: Doğumun birinci veya ikinci evresi
sırasında, bebeğin durumunda suda kalmayı riskli kılacak bir gelişme
olursa, bunu ne kadar çok istemiş olurlarsa olsunlar, havuzdan çıkmayı
içlerine sindirmeliler. Suda doğumu Türkiye'de de yapmak için gerekli
donanımı sağladık. İsteyen aileler, normal doğumdan biraz daha pahalıya,
sazeryenden ise biraz daha ucuza suda doğum yaptırabilecekler.