Güzel kokmak için petrol sürünüyoruz
(25-Nisan)
Tanrıyı hoşnut etmek için kullanılan güzel kokunun içeriği, zamanla çiçek
özlerinden petrol ve kömür türevine dönüştü. Bu süre zarfında niyet de epey
değişti; artık öncelikli hedef Tanrıyı değil, karşı cinsi hoşnut etmek. Kokunun
yüzlerce yıllık serüveni, Yapı Kredi Kültür Mer-kezinde.
Her gün televizyonda gördüğümüz reklamlardan biri: Albenili şişedeki güzel
kokuyu üstüne boca eden kadın/erkek, birden karşı cins için vazgeçilmez olur. Ve
final; sonsuz mutluluğu (!) bulmuş insanlar. Oysa üzerine püskürttüğü,
labaratuvarda, petrol ve kömür türevlerinden elde edilen bir kimyasal. Asıl
kullanım amacı ise kendini insanlara değil, yaratıcıya beğendirmek. Yapı Kredi
Kültür Merkezindeki sergi, kokunun geçmişine götürüyor bizi. Şennur Şentürk ile
Aybala ve Nejat Yentürkün titiz çalışmaları neticesinde ortaya çıkan Kutsal
Dumandan Sihirli Damlaya Parfüm başlıklı sergide; koku imalatı, hammadesi ve
pazarlamasına ilişkin orijinal eserler yer alıyor.
Kokuya dair en eski bilgi, Mısır kralı Tutankamonun, M.Ö. 14. yüzyılda yapılmış
mezarındaki lavanta ve akgünlük kaplarına ait. Gündelik hayatta, başlarının
üzerinde koni şeklinde, sıcakta eridikçe vücutlarını kaplayan kokular taşıyan
Mısırlılar, kokuya en çok mumyalamada ihtiyaç duyuyordu. Her türlü yağ ve
parfüm, rahipler tarafından tapınaklarda büyük bir gizlilik içinde üretiliyordu.
Bunun yanı sıra koku ve tütsülerden hem vücudu temizlemek için, hem de ilaç ve
yiyecek olarak yararlanılıyordu. Ancak araştırmacılar, antikçağ insanı için
kokunun asli amacının, Tanrıyı hoşut etmek olduğunda kâni. Bu dönemde en çok
tercih edilen kokularsa yasemin, İran gülü, kâfuri, nergis, menekşe ve fesleğen.
Güzel kokuyu tanrısallığın simgesi olarak gören medeniyetler arasında eski Yunan
ve Roma da var. Yunanlılardaki yaygın inanış, güzel kokunun, Tanrının bir
hediyesi olduğu yolunda. Romalılar ise Tanrıya yolculuk anlamına gelen
cenazelerinde güzel kokmaya ayrı bir önem verir, bununla beraber gündelik
hayatta da güzel koku düşkünlüğünden geri kalmazlardı. O kadar ki Roma
topraklarında köpekten ata varıncaya kadar her şeyin parfümlü olduğu rivayet
edilir. Ancak Batı uygarlığındaki koku merakının kökeninin zamanla değiştiğini
söylemek lazım. Önceden ilahî eksenli güzel koku yaygınlığı, zaman içerisinde
bir mecburiyet halini almış. Neden mi? Batılılar yıkanmaktan korktukları için.
Ortaçağ anlayışına göre su, deriden içeri girerse bütün iç organları bozardı. Bu
nedenle Ortaçağ insanları, vücutlarını parfüme bulanmış bezlerle siliyorlardı.
Aynı dönemde Doğu, İslamiyetle gelen hassas temizlik anlayışının zirvesindeydi.
Kokuya olan ilgi de Batıdan geri değildi. Damıtma yöntemi bu dönemde Doğuda
keşfedilip Batıya taşınmıştı. Hz. Muhammed (sas)in güzel koku sürmesinin örnek
alınması ve meleklerin güzel kokudan hoşlandığı inancı, Müslümanlar arasında
güzel kokunun revaç bulmasına sebep olmuştu. Şimdiye dek kullanılanlara ek
olarak gül, apayrı bir boyut kazanmıştı. Peygamberi ve Onun terini temsil eden
gül; misafire yapılacak en değerli ikram sayılmış, hayırlı teşebbüsler öncesinde
gül suyu dağıtımı âdet olmuştu.
Parfüm endüstrisi mercek altında
Buhur suyunu, devlet kokusu olarak dünyaya tanıtan Osmanlı, aynı zamanda bir
koku medeniyeti inşa etmişti. Her Ramazanın on beşinci günü padişaha ve saray
erkanına sunulan buhur suyu; Avrupada Saray Pastilleri adıyla taklit edildi.
Osmanlıda güzel koku her yerdeydi. Mekanlar tütsülerle kokulandırılır, tütsünün
dumanı misafirin sakalına ve sarığına tutulurdu.
Avrupa ise 1370te Macar Suyu adlı, alkol içerisindeki kokulu yağların
çözülmesiyle elde edilen ilk modern parfümünü kullanmaya başladı. Endüstri
devrimiyle, kimyagerler labaratuvarlarda petrol ve kömür türevleriyle güzel
koku üretmeye başladı. Parfüm endüstrisi şimdi, A720 koduyla, Türkiye Mimarlar
ve Mühendisler Odası Birliği (TMMOB)nin Tehlikeli Atık Üretilmesine Neden Olan
Aktiviteler listesinde yer alıyor.
Turkuaz
ELİF TUNCA
