En 'pahalı' giysiniz: cildiniz

Yazları Almanya'dan gelen 'Alamancı' akrabaların yanlarında getirdiği kokulu kağıt veya ıslak mendillere imrenerek baktığımız yıllar çok gerilerde kaldı.

Onların getirdiği bir şişe deodorantı bir dahaki gelişlerine kadar bitirmemek için ihtiyatlı kullanma devri de bitti. Artık çok daha kalitelisi ve zengin çeşitlerini pazar tezgahlarında bile bulmak mümkün. Marketlerin en büyük reyonları, kişisel bakım ve temizlik ürünlerine ait. Artık eczanelerde pahalı kişisel bakım ürünlerinin tanıtımı ve satışı yapılıyor, neredeyse her ana caddede açık parfümcüler yer alıyor. Uluslararası dev kozmetik şirketleri de reklamlarından da anlaşılacağı gibi Türkiye'de önemli bir pazar oluşturma girişiminde. Zira sadece Avrupa'da bir kişinin yılda ortalama kozmetik harcaması 113 dolar iken Türkiye'de 18 dolar. Makyaj malzemelerine yapılan kişi başına harcama Batı Avrupa'da 13,6 dolar iken Türkiye'de 1,8 dolar. Bu rakamlar Asya ve Arap ülkeleri için de düşük. Dolayısıyla dünyaca ünlü dev şirketler gözlerini bu bölgelere dikmiş durumda. Türkiye'de ise ünlü ve pahalı bir markanın ürün satıcılığını yapan ve bundan çok iyi kazanç sağlayan eczane sahibi bayan, "Müşterilerimizden bir örnek; üzerindeki kıyafetlerden ve çalıştığı işten anlaşılıyor ki bir kreme 70-80 lira verecek durumu yok. Ama yemesinden kesiyor, belki de bir aylık maaşını daha güzel gözükmek adına bize verip gidiyor." diyor ve kendisinin de bu ürünü kullandığını anlatıyor. Büyük reklam kampanyalarının bombardımanına tutulan kadınlar; reklamlardaki kadınlar kadar güzel ve pürüzsüz bir cilde, ince bir bedene sahip olmak için boğazından kısıp varını yoğunu bu uğurda vermeye razı oluyor.

Tabii ki kozmetik ürünleri almamızın tek sebebi reklamları değil; yaşadığımız çağda yediğimiz besinlerin hormonlu olması, hava kirliliği ve aşırı stres gibi etmenler cildimizin eski insanlara göre daha çok yıpratıyor. Temizlik için su yeterli olmuyor. Pazarın büyümesinin sebepleri arasında, kozmetik ürünlerini kullanma kültürünün yeni nesillerle birlikte edinilmesi ve bunun artık bir ihtiyaç olarak görülmesi de yer alıyor. Birkaç yıl öncesine kadar muhafazakar çevrelerde kozmetik ürünlerine ve makyaj malzemelerine karşı olumsuz düşünceler vardı; muhafazakarlar arasında kozmetik ürünlerin içeriğinde domuz yağı olduğundan cenin kullanıldığına kadar birçok söylenti dolaştığı için bu ürünleri kullanmaktan kaçınılırdı. Ama şimdi dindarlar da kozmetik ürünleri kullanıyor, güzellik merkezlerine gidiyor ve hatta bizzat güzellik merkezi açıyorlar.

İnsan cildi ürettiler

Milyar dolarlık reklam kampanyaları ile insanların ürünlerine ihtiyaç duymasını sağlayan uluslararası kozmetik firmaları gelirlerinin neredeyse üçte birini araştırma ve geliştirmeye ayırıyor. Bu da milyar dolarların bu sektörün gelişmesi için ayrıldığı anlamına geliyor. Sadece uluslararası L'oreal firması cirosunun yüzde 3'ünü araştırma ve geliştirmeye ayırıyor ve L'oreal dünyanın en büyük kozmetik firmalarından birisi. L'oreal'in dünyanın üç ana merkezde üretim üssü var. üretim üslerinde bulundukları bölgedekilerin özelliklerine göre kozmetik ürün üretiliyor. L'oreal'in; Fransa, ABD ve Japonya'da bulunan laboratuvarlarında 30 farklı alanda çalışan 2400'ün üzerinde araştırmacısı bulunuyor. Koruyan, onaran veya renklendiren yeni 110'un üzerinde özgün molekül üreten bu ekip her yıl dört binin üzerinde formül çıkarıyor. L'oreal araştırma ekibi Fransa'da bulunan merkezinde, ürünlerin etkisini ve güvenilirliklerini ölçmek için insan cildi örneği üretti. Şimdilerde ise Kafkasya, Asya ve Afrika'da yaşayanların saç örneklerini inceleyip onlara yönelik ürünler üretmeye çalışıyor. Bu çalışmanın amacı etnik saç ve cilt özelliklerini tespit etmek ve bunlara uygun ürün ortaya çıkarmak. Bunun için de o yörenin bilim adamlarından faydalanıyorlar. L'oreal, sektörün ne boyutlara geldiğini göstermek için sadece bir örnek. Türkiye gibi ülkeler ise bu firmalar için şu anda sınırsız gelişme imkanı olan yeni ve bakir bir pazar. Ve bu pazara göre ürünler üretme ve pazarlama alanında emin adımlar atıyorlar.

Cilt bakımı, artık bıçkın delikanlıların da derdi

Erkekler de en az kadınlar kadar bakımlı olmak ve makyajlarına dikkat etmek zorundalar. Zira kozmetik şirketlerinin erkeklere yönelik çok geniş bir ürün portföyü var ve potansiyel müşterilerinin bunu satın almaları için gereken bütün duyuru kanallarını kullanıyorlar. Türkiye'ye bakımlı erkek imajı geçtiğimiz aylarda çokça tartışılan 'metroseksüel erkek' tanımlamasıyla girdi. Bu sadece bir girişti. Erkek berberlerinin artık kuaför ve hatta güzellik merkezi isimleriyle anılmaya başlanması buna bir örnek. İstanbul Ataköy'de 12 yıl önce berber olarak başladığı mesleğine şimdi erkek kuaförü ve bakım merkezi olarak devam eden Tahir Koç'un yaşadığı dönüşüm ve izlenimleri çok ilginç. Koç, edindiği izlenimlere göre bakımlı erkeklerin genellikle gelir düzeyi yüksek erkeklerin olduğunu söylüyor. Ama Gülben Ergen'in öğle kuşağında yaptığı programa katılan ve uzun zamandır memleketine gidemeyen bir işçinin; eşinin yanına daha güzel bir görünümde gitmek için kaşlarını aldırması, cilt bakımı yaptırması, saç şeklini değiştirmesi kozmetik ürün kullanmanın sadece gelir düzeyi yüksek erkekler için geçerli olmadığını gösteriyor.

Türk firmaları kozmetik

sektöründe çok zayıf

Kozmetik pazarının lideri ABD,

ikincisi ise Japonya... Nüfusu Türkiye'nin ancak yüzde 10'u kadar olan İsrail'de

bile pazarın büyüklüğü 800 milyon doları geçiyor. Türkiye, hem tüketici hem de üretici olarak bu rakamların çok gerisinde. Kozmetik sektöründeki potansiyeli fark etse de Türk firmalarının bu dev firmalarla başa çıkması zor gözüküyor.



Turkuaz
GüLİZAR BAKİ

Copyright © 2017 ·All Rights Reserved · Thehealthnews.org

İnfo.