65 yıl önce çin'e aşı satıyorduk, şimdi hindistan'dan alıyoruz

(25-Nisan) 1999'a kadar verem, difteri, boğmaca ve tetanos aşıları üretimine devam eden Hıfzıssıhha'nın kapısına 5 yıl önce kilit vurdu. Daha önce çin'e bile aşı satan Türkiye, artık tüm ihtiyacını Hindistan, Bulgaristan, Danimarka, Japonya ve Küba gibi ülkelerden karşılıyor.

Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı, yıllarca Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu aşı ve serumları üretti. Kimyasal ve biyolojik araştırmalar yaptı. ülkeye binlerce bilim adamı yetiştirdi. Merkez, bir dönem alanında dünyanın en gelişmiş kurumlarından biri haline geldi. 1940'lı yıllarda büyük bir kolera salgını yaşayan çin, Türkiye'nin gönderdiği aşılarla felaketten kurtuldu. Ancak yeterli yatırım yapılmaması sonucu Hıfzıssıhha zamana ayak uyduramadı. Daha önce dünyaya aşı satan Türkiye, artık tüm ihtiyacını yurtdışından getiriyor. Bu yıl 77. yaşına basan merkez, yeniden aşı üretmek için çalışmalara başladı. Atağa geçen Hıfzıssıhha'nın yeni hedefi Türkiye'nin biyoteknoloji (gen teknolojisi) merkezi haline gelmek. Sağlık Bakanlığı'na bağlı Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı, Türkiye'nin halk sağlığı alanında faaliyet gösteren en eski kurumu. 1928'de Ankara'da kurulan merkez, maddi imkansızlıklara rağmen son teknolojiyle donatıldı. Enstitü olarak kurulan merkeze, ülkenin ihtiyaç duyduğu aşı, serum ve diğer biyolojik maddeleri üretme, ilaç ve kozmetik malzemelerin kontrolü, su ve gıda gibi ürünlerin analizlerini yapma görevi verildi.

Yurtiçi ve yurtdışından alanında en iyi bilim adamlarını bünyesinde toplayan kurum, kısa sürede gelişme göstererek dünyanın sayılı merkezlerinden biri oldu. Hıfzıssıhha, 1931'de verem, 1933'te kuduz, 1934'te çiçek ve kolera, 1942'de tifüs, 1948'de boğmaca, 1950'de de inflüenza aşısı üretmeye başladı. Kısa sürede aşı, serum ve diğer biyolojik ürünler, Türkiye'nin tüm ihtiyacına yetecek düzeye ulaştı. Merkez, ürünlerini yurtdışına da ihraç etti. Hatta çin'de, 1940'ta büyük bir kolera salgını baş gösterdi. On binlerce kişinin ölümüne sebep olan salgını durduramayan çin, Türkiye'den acilen kolera aşısı ithal etti. Türk aşıları çin'i koleradan kurtardı. Dünyada büyük beğeni toplayan Hıfzıssıhha, yıllara yenik düştü. Hükümetlerin yatırım yapmaması sebebiyle aşı üretim tesisleri teknolojiye ayak uyduramadı. Zamanla verimliliğini yitiren ve zarar etmeye başlayan tesisler, ülke ihtiyacını karşılayamaz hale geldi. 1999'a kadar verem, difteri, boğmaca ve tetanos aşıları üretimine devam eden fabrikanın kapısına 5 yıl önce kilit vurdu. Daha önce çin'e bile aşı satan Türkiye, artık tüm ihtiyacını Hindistan, Bulgaristan, Danimarka, Japonya ve Küba gibi ülkelerden karşılıyor. İthalatta yaşanan aksamalar sonucu sık sık ülkede aşı sıkıntısı baş gösteriyor.

Yıllardır unutulan Hıfzıssıhha, 77. yaşında tekrar atağa kalkmaya başladı. Merkez, Türkiye'de yeniden aşı üretmek için geçen yıl bir proje hazırladı. çalışmayla ilgili bilgi veren Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanı Doç. Dr. Turan Arslan, üretimi özel sektör işbirliğiyle gerçekleştirmek istediklerini belirtiyor. özel kuruluşlara çağrı yaptıklarını ve bazılarıyla görüşmeye başladıklarını ifade eden Arslan, 'Biz istiyoruz ki aşı üretimini özel sektör yapsın. Biz de bilgi ve altyapı desteği sağlayalım. Böyle olursa tesisler, öncekinin akıbetine uğramaz.' diyor. Firmaları üretime razı etmek için belli bir süre alım garantisi, yer tahsisi, teknoloji transferi ve vergi muafiyeti gibi kolaylıklar sağlanabileceğini anlatan Arslan, şöyle konuşuyor: 'Buna karşın hiçbir özel kuruluş yatırıma yanaşmazsa devlet olarak üretimi kendimiz başlatacağız. çünkü aşı stratejik bir ürün. Mutlaka ülkemizde üretilmeli.'

Turan Arslan, Hıfzıssıhha'nın, aşı üretimin yanında biyoteknoloji alanında projeleri de bulunduğunu vurguladı. Ciddi ilerlemeler sağlanan genetik bilimi ve biyoteknolojinin gelecekte çok önemli hale geleceğini dile getiren Arslan, projelerini şöyle anlatıyor: 'Türkiye bu konuda daha fazla geri kalmamalı. üniversitelerle işbirliği yaparak Hıfzıssıhha'yı Türkiye'nin biyoteknoloji merkezi yapmak istiyoruz.'

Aşı üretim tesislerini kaybeden Hıfzıssıhha'nın halen çok gelişmiş tıbb' laboratuvarları faaliyet gösteriyor. Buralarda ileri tetkik işlemleri gerçekleştiriliyor. Ayrıca Hıfzıssıhha Mektebi aracılığıyla uzman personel yetiştiriliyor. Türkiye'nin herhangi bir yerinde meydana gelen ciddi zehirlenme vakalarında Hıfzıssıhha derhal panzehir ve antiserum temin ediyor. Hıfzıssıhha'nın Zehir Danışma Merkezi de sağlık personeline 24 saat danışmanlık hizmeti sunuyor. Merkezin Ankara'da bir serum çiftliği bulunuyor. Burada yetiştirilen at, eşek, fare, tavşan ve kobay gibi hayvanlar, serum üretiminde ve deneysel çalışmalarda kullanılıyor.

Hıfzıssıhha'nın tarihçesi

1928 Merkez Hıfzıssıhha Müessesesi kuruldu.

1931 Ağızdan uygulanan BCG aşısı üretildi.

1932 Serum ihtiyacının tamamı karşılandı.

1933 Simple metodu ile kuduz aşısı üretildi.

1937 Kuduz serumu üretilmeye başlandı.

1940 çin'deki kolera salgınına aşı gönderildi.

1942 Tifüs aşısı ve akrep serumu üretimi başladı.

1948 İlk olarak boğmaca aşısı üretimine başlandı.

1965 İlk kez kuru çiçek aşısı üretimi yapıldı.

1970 Fibrinojen, albumin, gamma globulin üretildi.

1983 Kuru BCG aşısı üretimine geçildi.

2004 Yeniden aşı üretimi çalışmaları başlatıldı.



Turkuaz
NECİP çAKIR

Copyright © 2017 ·All Rights Reserved · Thehealthnews.org

İnfo.