Adolf Hitler (Narsist Psikopat)

Tarihin en acımasız diktatörlerinden Adolf Hitler, 'Kavgam' isimli eserinin çok satan kitaplar arasına girmesi ve son 12 gününü anlatan 'çöküş' isimli filmle yine gündemde. Peki kendi halinde, ressam olmak isteyen Bavyeralı bir Alman genci nasıl olmuş da bir canavara dönüşmüştü? İşte Hitler'in psiko-lojik profili.

Müttefik kuvvetler, 1943'te yargılanmasında yol haritası olması ve Almanya'nın yenilgisine vereceği tepkiyi tahmin etmek için Hitler'in psikolojik yapısını mercek altına aldı. Hitler'in beyin kıvrımlarına sızma görevi, Harvard Psikoloji Kliniği Direktörü Dr. Henry A. Murray'e verildi. Dr. Murray'in açmazı, Atlantik ötesinde, üstelik de beton bir sığınakta savaşı idare eden Hitler'i, onca mesafeye rağmen psikoanalize tabi tutmak zorunda olmasıydı. O da 'hastasıyla' ilgili ulaşabildiği tüm ikinci el kaynakları; aile bilgilerini, okul ve ordu kayıtlarını, el yazılarını, Amerikan gizli servislerinin topladığı bilgi ve belgeleri, hakkında yazılan biyografileri bir havuzda topladı ve psikolojinin temellerinden 'ihtiyaçlar teorisi' ile harmanlayarak, Hitler'in olası bir mağlubiyette, intihar edeceği sonucuna vardı. Dr. Murray, Hitler'in kişiliğine 'counteractive narcism' teşhisi koymuştu. Yani; gerçek ya da hayali bir hakaret, ezilme ya da aşağılanma ile dürtülenen bir kişiliği vardı! Etrafındakilere diş biliyordu, eleştiriye tahammülü yoktu, sürekli dikkatin kendi üzerinde olmasını istiyordu. Asla yanındakileri takdir etmiyor, aşağılıyor ve de suçluyordu. İntikam duyguları ile hareket ediyor, mağlubiyet karşısında kararlılık gösteriyor, asla şaka kaldırmıyordu. Hepsinden önemlisi, içgüdüsel olarak suça meyilli olması, onu karşı konulmaz bir kişiliğe dönüştürüyordu. (Dr. Murray'ın bu tespitleri, şu an gösterimde olan ve Hitler'in, intiharla sonuçlanan son 12 gününü anlatan 'çöküş' isimli filimde başarılı bir şekilde yansıtılıyor.)

Hitler, ezik bir gençlik yaşadı. Babası tarafından tacize uğradı. Mimar olmak istedi, başaramadı. Opera sanatçısı olmak istedi, sesini beğenmediler. Resme yetenekliydi. Viyana Güzel Sanatlar Akademisi'ne başvurdu, reddedildi. Halen bile birçok sanat tarihçisi burada Hitler'e haksızlık edildiğini düşünür. Zira resimleri birçokları tarafından çok başarılı bulunuyordu. Bu red, hayatındaki en büyük yıkımlardan biri olacaktı. Kimilerine göreyse, neye el attıysa, ne olmak istediyse, karşısına kendisinden daha başarılı Yahudiler çıkmış ve o daima ikinci planda kalmıştı. Kendisi sefalet içinde bir gençlik yaşıyor, oysa Yahudiler, ticari girişimleriyle rahat bir hayat sürüyordu. Babası da Yahudileri hiç sevmezdi. Hiçbir zaman Adolf'u yaptığı bir şeyden dolayı takdir etmemişti. ölünce, Hitler kendisini babası ile özdeştirdi. Fotoğraflarda bile onun gibi poz veriyordu. Yahudileri ortadan kaldırarak, ölmüş bile olsa, nihayet babasının istediği bir şeyi başarmış olacağını düşünüyordu. Bu aşağılık kompleksinin faturasını, iktidarı ele geçirince katlettireceği milyonlarca masum Yahudi'ye kesecekti. Orduda onbaşılıktan yukarıya çıkamadı. Tüm bu horlanma ve aşağılık duygusu, kriz dönemi Almanya'sında komünist ve Yahudi karşıtı söylevleriyle kendini dışa vurdu. Nefretini zamanla Nazizm olarak kalıba döktü. Dünyayı kana buladı. Berlin'deki sığınağında sevgilisi Eva Braun ile intihar ettiğinde, bir dönem kapanırken Dr. Murray de haklı çıkmış oluyordu.

Hitler'in ruh alemine yönelik çalışma sadece Dr. Murray'inkinden ibaret değildi. Psikoanalist Walter C. Langer da, 1943'te, Winston Churchill'in isteğiyle 11 bin belgeyi tarayarak 'the mind of hitler/the secret wartime report' (Hitler'in zihni/Gizli Savaş Dönemi Raporu) isimli bir çalışma hazırlamıştı. Dr. Langer, savaşın Hitler aleyhine dönmesiyle birlikte, vereceği olası tepkilere dönük senaryolar geliştirmiş ve o da Hitler'in intihar edeceğini tahmin etmişti. ölümden çok korkmasına rağmen, histerik biri olduğu için kendisini her şeye kadir biri olarak görebilir ve kendisini öldürmeyi başarabilirdi. İnsanları kendine bağlamayı çok iyi biliyordu ve gerekirse ölümünü de bu yönde kullanabilirdi. Nihayetinde, intiharının ardından cesedinin yakılmasını emrederek, o dönemin yerleşik inançlarını da kendince protesto ediyordu.

PSİKOLOG AYSUN KöLE:

Diktatörler narsizm patlaması yaşıyor

Stalin, Hitler, Saddam gibi diktatörlerin aile ve çevre ilişkilerinde anti sosyal kişilik sergilediklerini görüyoruz. çocukluklarında aileleri ve arkadaşları tarafından aşağılanıyorlar. Zamanla suç ve suçla ilgili toplumca kabul görmeyen davranışlara eğilimli oluyorlar. Bazı vakalarda cinsel istismar da olabiliyor. Etrafındakilerden zarar gördükleri için zamanla kendini koruma mekanizması geliştiriyorlar. Kendilerini çok değerli gördükleri için sürekli bir korku yaşıyor ve korunma ihtiyacı hissediyorlar. Bir süre sonra bu, 'Ben çok değerliyim, artık beni kimse ezememeli' noktasına geliyor. Geçmişte sürekli ezilmiş olmaları, narsist patlama olarak tepkiye dönüşüyor.



Turkuaz
ALİ çİMEN

Copyright © 2017 ·All Rights Reserved · Thehealthnews.org

İnfo.