Kan bağışı

(22-3-2005/aa) Bakan Akdağ, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye’de her gün birçok hastanın, tedavi için kan bağışı yapacak insanları beklediğini, birçok kişinin de, zamanında kan temin edilememesi nedeniyle hayatını kaybettiğini ifade etti.

Türkiye’de ortalama 10 bin kişiden sadece 15’inin düzenli kan verdiğini kaydeden Akdağ, Türkiye’deki gönüllü kan bağışçısı oranının, gelişmiş ülkelere kıyasla oldukça düşük olduğunu vurguladı. Sağlıklı tüm vatandaşları gönüllü kan bağışçısı olmaya davet eden Akdağ, kan bağışı konusunda gösterilecek duyarlılığın hayat kurtaracağını ifade etti.


Türkiye’de faaliyette olan 340 kan merkezi ve istasyonunun, 263’ünün Sağlık Bakanlığı’na, 31’inin Türkiye Kızılay Derneği’ne bağlı olduğunu belirten Akdağ, 18-65 yaş arası, önemli bir sağlık sorunu olmayan herkesin kan bağışında bulunabileceğine işaret etti. Kan bağışı oranını, Türkiye nüfusunun en az yüzde 5’ine çıkarmayı hedeflediklerini anlatan Akdağ, şunları kaydetti:


“Bağışlanan her kan hayat kurtarır. Vatandaşlarımızın bu konuda çok duyarlı olması gerekiyor. Kan bağışının önemini ve ne anlama geldiğini, bir yakını için kan arayan, bin bir zorlukla bulan veya bulamayan kişiler çok daha iyi anlar.”


Vatandaşların kan merkezlerine başvurduklarında, kan bağışı yapmaya uygun olup olmadıklarının yapılan muayeneyle belirlendiğini ifade eden Bakan Akdağ, şunları kaydetti:


“Kan merkezlerimize başvuran vatandaşlarımızın hemoglobin ölçümleri yapılmakta, sonuçları olumlu olan kişilerin kan verme işlemleri başlatılmaktadır. Kan vermek için başvuran kişilerin, kan merkezlerinde doldurdukları ‘kan bağışçısı bilgi formu’ oldukça önemlidir. Sorulan sorulara tutarlı, dikkatli, doğru yanıtlar vermek, bağışlanan kanın ulaşacağı hastaların sağlığı açısından da çok önemli sonuçlar doğurmaktadır. Bu formun ciddiyetle doldurulması konusunda sağlık personelimize de önemli görevler düşüyor.”
 

EN AZ AB RH NEGATİF GÖRÜLÜYOR

 Bağış olarak alınan her kana; AIDS, hepatit C, hepatit B, frengi ve kan grubu testlerinin yapıldığını belirten Akdağ, kan alım işlemlerinin gerekli steril şartlara titizlikle uyularak gerçekleştirildiğini, tek kullanımlık iğnelerin kan alım işlemi sona erdikten sonra imha edildiğini bildirdi.


Akdağ, Türk toplumunda en nadir AB Rh negatif kan grubunun görüldüğünü kaydetti. Kan bağışından önce yapılan muayenede kan düzeyi düşük (anemi) olduğu saptanan kişilerden kan alınmadığını ifade eden Akdağ, kan seviyesi normal olan sağlıklı bireylerin ise kan bağışı yapmaları halinde eksilen kan hücrelerinin, kemik iliğinin çalışmasıyla hızla yenilendiğini, dolaşıma genç kan hücrelerinin verildiğini anlattı.

Zaten vücutta bu hücrelerin sürekli yapımı ve yıkımının sürdüğünü kaydeden Akdağ, alınan kan miktarı sağlığı olumsuz etkileyecek düzeyde olmadığı için kan eksikliği riski gibi bir durumun söz konusu olmadığını kaydetti.
Bağışlanan her kanın hasta ve yakınları için yaşatılan bir umut olduğunu ifade eden Akdağ, bu umudun yaşatılmasında halkın kan bağışı konusunda göstereceği duyarlılığın çok önemli vurguladı.
 

kaynak;ntvmsnbc.com