Obezite, bir pazarlama stratejisi
(21-3-2005/Vatan) Bundan yalnızca 10-20 yıl önce obezite kavramı hiçbir ülkede günlük hayata girmemişti. Bugün ise dünyada 300 milyon obez ve 1 milyardan fazla kilolu kişi yaşıyor. Obezite “salgınının” ortaya çıktığı dönem aynı zamanda ABD'deki gıda üreteminin tavan yaptığı yıllara denk geliyor. New York Üniversitesi Beslenme Departmanı Profesürü Marion Nestle'nin araştırmasına göre 1980'li yıllarda ABD'de gıda sektörünün üretimi kişi başına günde 3 bin 300 kaloriydi. Bugün ise bu miktar 3 bin 900 kaloriyi buldu. Bir yetişkinin sağlıklı yaşaması için günde 1500-2000 kalori alması yeterliyken, kişi başına 3 bin 300 veya daha fazla kalori düşmesi ise kârlarını korumak isteyen gıda şirketlerini harekete geçirdi. 1980'li yıllardan itibaren tüketimi artırmak için birbirinden ilginç yöntemler geliştirildi ve bunların neredeyse tamamı işe yaradı.
Artık sokakta
yemek ayıp değil
Öncelikle porsiyonlar büyüdü. Artık restoranlarda biftek sipariş
ettiğinizde büyük bir tabakta patates, ekmek, soğan kızartması, salata ve
sebze gibi besinler bir arada geliyor. Dolayısıyla istemeden fazlasıyla
gıda tüketilmiş oluyor. Ancak porsiyonları büyütmek tüketimi artırmak için
yetersiz kalmış olmalı ki şirketler kültürel normları dahi değiştirdi.
1980'li yıllarda başlayan televizyon programlarında ve reklamlarda
oyuncular gruplar halinde yemek yemeye, sokakta kahve içip bisküvi
atıştırmaya başladı. Bu görüntüler sayesinde bir zamanlar “insanların
yanında yemek yemek yasakken” bugün sokakta simit, hamburger hatta
çikolata, muz gibi pahalı besinler bile rahatlıkla tüketilir hale geldi
Marketlere
iştah açıcı sprey sıkılıyor
Gıda üreticileri süpermarketlere de el attı. Tüketimin ana da marı haline
gelen süpermarketlerde müşteri ortalama 45 bin ürünle karşı karşıya
kalıyor. Raf düzeni ise kişiyi olabildiğince uzun süre mağazada tutacak
şekilde hazırlanıyor. Cornell Üniversitesi tüketici hukuku uzmanı Profesör
Doug Kysar bir araştırmasında süpermarketlerin içindeki ekmek fırınlarının
mağazaya iştah açıcı koku spreyleri sıkarak müşteri çekmeye çalıştığını
ortaya koldu. Zaten süpermarketlerde yalnızca koku değil yumuşak müzik ve
bedava ürünlerin dağıtıldığı standlar da kişiyi tüketime teşvik ediyor.
Müşteri bunların hiçbirine kanmadan sağlıklı ürünler satın alıp kasaya
ulaştığında ise çikolatalarla karşılaşıyor ve büyük ihtimalle pes ediyor.
Uzmanlara göre bu yöntem o kadar iyi işliyor ki bugün kırtasiye
mağazalarında bile kasanın yanında şekerleme ve gofret satılıyor.