Zeytinyağı degüstatörleri
Gıda sektöründe yaşanan rekabet ve beraberinde getirdiği kalite, degüstatörlük adı altında yeni bir iş sahası oluşturdu. Geçtiğimiz yıllarda sadece içki türleriyle anılan degüstatörlük, son yıllarda zeytinyağı başta olmak üzere değişik ürün gruplarını da içine alarak büyüyor. Uzmanlık gerektiren bir iş sahası olan degüstatörlükte en iyi olmak için eğitimin yanı sıra yıllar süren tecrübe gerekiyor.
Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği’nin 40’a yaklaşan yöresel zeytinyağı
çeşidinin tadını bir grup degüstatör (tat uzmanı) belirliyor. Tariş’in
kadrolu uzmanları tanklardaki zeytinyağına onay vermeden şişelenmiyor.
Zeytinyağını koklayıp tadına bakarak hangi bölgenin yağı, kaç asit
olduğunu biliyorlar. Degüstatörlerin yaptığı iş moral durumlarıyla
doğrudan ilgili. Bu sebeple “Bugün moralim bozuk çalışmak istemiyorum.”
deme lüksüne sahipler. Gıda sektöründe yaşanan rekabet ve beraberinde
getirdiği kalite, degüstatörlük adı altın yeni bir iş sahası oluşturdu.
Geçtiğimiz yıllarda sadece içki türü ürünlerle anılan degüstatörlük, son
yıllarda zeytinyağı başta olmak üzere değişik ürün gruplarını da içine
alarak büyüyor. Uzmanlık gerektiren bir iş sahası olan degüstatörlükte en
iyi olmak için eğitimin yanı sıra yıllar süren bir tecrübe gerekiyor.
Degüstasyon işleminde beş duyu organı kullanılıyor. Türk zeytinyağı
pazarında ilk sırada olan Tariş’in Çiğli Organize Sanayi Bölgesi’ndeki
fabrikasında bu iş için özel yağ degüstasyon odası bulunuyor. Bu birimde
çalışan 6 kişi, yağ üretiminin her aşamasında görev alıyor. İlk bakışta
yaptıkları iş, basit görünse de aslında onlar yağın renginden kokusuna,
damakta bıraktığı tattan ekmek banıp yenilmesine kadar her şeyi en ince
ayrıntısına kadar denetliyor. En önemli rolleri ise şişelemeden hemen
önceki aşamada başlıyor. Tanklarda tutulan zeytinyağı onların damak
tadından geçerse şişelere konuyor. Kontrollerde tadı, rengi ve kokusu
standartların dışında olan yağ şişelenemiyor.
Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Cahit Çetin,
üretici bölgeleri hariç Türkiye’nin yıllarca zeytinyağını tek tatla
tanıdığını söylüyor. Tüketiciyi yeni tatlarla buluşturmak için 40’a yakın
yöresel lezzet ve kokuda zeytinyağı ürettiklerini anlatan Çetin,
“Degüstatörlerimizin de yardımıyla yöresel lezzetleri tüketicilerle
buluşturduk. Zeytinyağı meyve özü olduğu için yetiştiği yöredeki
bitkilerin kokusunu taşır. Aynı tarlanın bir ucundaki ağacın yağı ile
diğer köşesindeki ağacın yağı birbirinden farklı olabiliyor. Sunduğumuz
birden fazla seçeneği tüketici de beğendi. İstediği yörenin yağını alıyor.”
diyor. Çetin’in belirttiğine göre, tüketici bölgesel yağlara duygusal bağ
da kuruyor. İstanbul Suadiye’deki Ta-Ze Mağazaları’na giden tüketicilerden
bazılarının burada gördüğü bölgesel ürünlere “Annem de bu yağı
kullanıyordu.” diye aldığını belirten Çetin, yöresel tatların yurtdışında
da büyük ilgi gördüğünü kaydediyor. Değişik bölgenin yağını karıştırıp
yeni bir tat elde edilebiliyor. Degüstatörlerin yaptığı işin moral
durumlarıyla yakından ilgili olduğuna dikkat çekiyor: “Evde eşiyle
tartıştığı için veya işe gelirken yolda karşılaştığı olumsuz bir durumla
moralleri bozulduğu için ‘bugün kendimi iyi hissetmiyorum’ diyerek teste
girmeyebiliyorlar.”
Degüstatörlerden Meltem Zengin, mesailerinin fabrikadan çıktıktan sonra da
bitmediğini söylüyor. Sigara içmediklerini, parfüm, losyon, ruj gibi
ürünlerin yanı sıra kokulu sabun bile kullanmadıklarını anlatan Zengin,
degüstasyona en az 4 kişi olarak girdiklerini ifade ediyor.
Degüstasyonların birbirlerinden etkilenmemesi için her biri ayrı bir bölme
içinde tadım yapıyor. Her degüstatör çıkan sonucu bir kâğıda yazıyor.
Farklı sonuçlar elde edilirse farklı bir zamanda yeniden yapılıyor.
Degüstatörler, tattıkları yağın renginden etkilenmemek için kap olarak
renkli cam bardak kullanıyorlar. Bardağın ağzını yine cam olan çay
tabağıyla kapatarak çalkalıyorlar. Tabağı kaldırıp koklayarak kokusunu
belirliyorlar. Aldıkları yudumla birlikte dillerini üst damaklarına
kaldırıp derin bir nefesle içlerine çekerek tadını onaylıyorlar.
Zaman