Maliye'den ''İlaç Raporu''
(19-Nisan)
Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları Kurulu'nca hazırlanan İlaç Raporu'nda,
Türkiye'de ilaç kullanımının fazla olmadığı, devletin de ilaçta istikrarlı bir
politika uygulayamadığı ortaya kondu.
Türk ilaç sektörünün işleyişi ile kamu kurumlarının ilaç alım sistemlerine
ilişkin uygulamaların vergisel, sosyal, ekonomik ve bütçe boyutunun irdelendiği,
sorunların ve çözüm önerilerinin sıralandığı rapora göre, Türkiye'de ilaç
sektöründe üretici ve ithalatçı olarak 300'ün üzerinde yerli veya yabancı
sermayeli firma faaliyet gösteriyor.
52 yabancı sermayeli firmanın 11'inin Türkiye'de ilaç üretim tesisi bulunurken,
diğerleri ilaçlarını ya fason olarak üretiyor, ya da ithalat yoluyla piyasaya
sunuyor.
Raporda, ilaç sektörüne ilişkin şu tespitler yeralıyor:
-1999-2003 yıllarında Türkiye'de 5 milyar 151 milyon kutu ilaç üretildi. Bunun
üretim değeri, 11 milyar 207 milyon dolar.
-Türkiye'de yılda ortalama 1.5 milyar dolarlık hammadde ve mamul ithalatı
yapılıyor. İlaç ihracatının, ithalatı karşılama oranı da, yüzde 9.5-10 civarında
seyrediyor.
-İLAÇ TÜKETİMİ-
-Kişi başına ilaç tüketimi, 1999 yılında 39 dolar, 2000 yılında 40 dolar,
2001'de 38 dolar, 2002'de 45 dolar, 2003'de ise 60 dolar olarak gerçekleşti.
Kişi başına ilaç tüketimi, Yunanistan'da 163, Japonya'da 377, Fransa'da 284,
Avusturya'da 207, Belçika'da 250, Portekiz'de 208, İspanya'da ise 182 dolar.
-Türkiye'de yüzde 4.8 olan sağlık harcamalarının gayri safi yurt içi hasılaya
oranı, ABD'de yüzde 13, Almanya'da yüzde 10.7, Yunanistan'da yüzde 8.3,
İspanya'da yüzde 7.7, Polonya'da da yüzde 6.2
-İngiltere'de eczane başına düşen nüfus miktarı 5 bin 38, Finlandiya'da 6 bin
518, Almanya'da 3 bin 796, Fransa'da 2 bin 757, Yunanistan'da bin 138,
Bulgaristan'da bin 733, Türkiye'de ise 3 bin 203.
-UYGULAMALAR BİRBİRİNDEN KOPUK-
Türkiye'de ilaç alanında bugüne kadar istikrarlı bir politika uygulanamadığı da
belirtilen rapora göre, sosyal güvenlik kurumlarının geri ödeme uygulamaları da
birbirlerinden kopuk ve belirli bir sistematiğe dayanmıyor.
Türk ilaç sektöründe ar-ge yatırımları da son derece sınırlı kalıyor. Türkiye'de
geliştirilmiş hemen hemen hiçbir ilaç bulunmazken, ilaç araştırmalarında
maliyetler son derece yüksek seyrediyor. Bir tıbbi ürünün etken maddesinin
keşfedilip, farmasötik ürün olarak piyasaya sunulması yaklaşık 10-12 yıl alıyor
ve ortalama 800 milyon dolara mal oluyor. Bu da yılda yaklaşık 70-80 milyon
dolarlık bir yatırımı gerektiriyor.
-NE YAPILMALI ?-
Kamunun ilaç politikasının ''İlacın fiyatının makul olması, ihtiyaç duyulduğunda
piyasada hazır bulundurulması, güvenilir ve etkin olması'' temeline dayanması
gerektiği kaydedilen raporda, çözüm önerileri de şöyle sıralanıyor:
''-İlaç fiyat ve geri ödeme politikalarının etkin bir şekilde oluşturulması ve
takibi için yeni bir birime ihtiyaç bulunuyor.
Söz konusu birim, ulusal ilaç politikalarının belirlenmesi ve uygulanması,
ruhsatlandırma, ilaç imalat yerlerinin açılışı ve denetlenmesi, ecza depolarının
açılışı ve denetlenmesi, piyasadaki ilaçların örneklerinin kontrol edilmesi,
standartlara uygun olup olmadıklarının kontrolü, ilaçla ilgili mevzuat ve
gelişmelerin takibi, ilaç fiyatlarının tespitine ilişkin tüm işlemlerin yerine
getirilmesi, geri ödeme sisteminin oluşturulması ve yönetilmesi ve yerli ilaç
sanayiinin geliştirilmesi için ar-ge faaliyetlerinin teşvik edilmesi alanında
faaliyet göstermeli.
-Yerli ilaç sanayinin gelişmesi sağlanmalı: İlaç fiyatlarının düşük tutulmasının
yanı sıra ilaç sanayiinin gelişmesi amaçlanmalı. Bu nedenle, ilaç endüstrisinin
elde ettiği hasılatın dağıtıcılardan, (depocular ve eczaneler) ziyade,
üreticilere aktarılmasına yönelik düzenlemeler yapılmalı. Üreticilerin elde
ettiği hasılatın da pazarlama ve reklam harcamalarından çok üretim, yatırım ve
Ar-Ge çalışmalarına aktarılması, böylece ilaç fiyatlarında bir artışa yol
açmadan sektörün gelişmesi temin edilmeli.
-İlaç fiyatları, makul düzeyde olmalı. Bunun için jenerik ilaç üretimi
desteklenmeli. Zira ilaç fiyatlarını düşük tutacak en etkili mekanizma, yerli
ilaç üretimidir.
-Geri ödemede İngiliz modeli: Geri ödeme sisteminde İngiliz modeli uygulamaya
konulmalı.
Buna göre, önerilen yeni birim, örneğin 5 yıllık bir süre için İlaç İşverenleri
Sendikası ve Türk Eczacılar Birliği ile gönüllülük esasına dayalı olarak tüm
sosyal güvenlik kurumları adına ilaç alımı için tek bir sözleşme yapmalı. İlaç
geri ödeme fiyatının tespitinin bir takım objektif kriterlere bağlanacağı
anlaşmada, ilacın yerli üretim olup olmadığı gibi ilave kriterlere de yer
verilebilir.
Daha sonra her eczane, söz konusu sözleşme hükümlerine uygun olarak sosyal
güvenlik kuruluşu mensuplarının tümüne ilaç satmayı taahhüt ederek sisteme dahil
olmalı ve istediği zaman da sistemden çıkabilmeli.
İlgili birim, ilaç fiyatlarının getirilen objektif kriterlere uygunluğunu
sağlamak amacıyla belli dönemler sonunda denetim yapacak, uzman personele de
sahip bulunmalı.
-Ar-Ge yatırımları teşvik edilmelidir.''
TV8