Bebeğim ne zaman konuşmaya başlayacak?
Bir çocuk hangi yaşta konuşmaya başlar?
Uzm. Burcu Ardaman: Bebeğin hayatının ilk birkaç haftası yemek yemek ve
uyumak gibi biyolojik olaylardan oluşsa da, çok geçmeden anne babalar
ikili iletişime şahit olmaya başlarlar. Bebeğin anneye bakıp
gülümsemesiyle tek taraflı olan iletişim bebeğin bir tepki vermesiyle çift
taraflı hale dönüşür.
İlk aylardaki bu sözsüz iletişim bebek büyüdükçe şekil değiştirerek sözlü bir hal alır. Üçüncü aylarında bebekler daha çok sesli harflerin duyulduğu agulamalara başlarlar. Seslerinden aç mı ya da kızgın mı oldukları rahatça anlaşılır. 5-6 aylık bebekler sesli oyuna başlar. 9-12 ay arası bebekler ses mekanizmalarını daha iyi kontrol edebildiklerinden hisleriyle sesleri arasındaki paralellik artar.
İlk senenin sonuna doğru bebekler lisanın vurgularını, sesleri ve bunu iletişim aracı olarak kullanmayı öğrenir. İlk anlaşılır kelimeler 12-18 ay arası ortaya çıkar. Ancak bu dönemde bebek daha önce kullandığı anlamsız lisanı tamamen elden bırakmaz, kelime haznesi genişleyene kadar bu sistemden yararlanmaya devam eder. Şunu da unutmamak gerekir ki bebekler bireysel farklılıklar gösterir.
Birinin belli ayda yaptığını diğeri de aynı zamanda yapacak diye bir şart
yoktur. Sahip olduğunuz kitabi bilgiler uygulamayla birebir paralellik
göstermeyebilir. Unutmayın ki aklınızda bir soru işareti oluştuğunda en
sağlıklı yol bir uzmana danışıp bilgi almaktır.
Çocuğun hangi yaşta hangi sesleri söyleyebilmesi
gerekir?
Uzm. Burcu Ardaman: Bir bebeğin seslerle olan yolculuğu doğumla başlar.
İlk 6 haftada öksürmek, ağlamak gibi refleksif sesler çıkarır. Sonraki 6
ay agulamalar ve ses oyunlarıyla geçer. 7-10 ay arası ba-ba-ba, ma-ma-ma,
de-de-de gibi hece tekrarları ve daha sonrasında da-ba-ma gibi farklı
hecelerin birleştirilmesiyle geçer. Bu dönem pek çok anne baba tarafından
gerçek kelimelerin ortaya çıkışıyla karıştırılabilir. Çoğu zaman bu
tekrarlar bebek tarafından anlamlı kullanılan kelimeler değildir.
Bebeklerin erken dönemde en rahat çıkardığı sesler /a/, /b/, /m/ ve /y/
sesleridir. Yaklaşık 2 yaş civarı bunlara diğer sesli harfler ve /k/, /g/,
/p/, /d/, /f/, /n/ gibi sessizler eklenmeye başlar. 3 yaş ve sonrasında da
sessiz harflerin kalanları yerine oturur. Seslerin ortaya çıkmaları erken
yaşlara denk gelse de bu seslerin günlük konuşmada çocuklar tarafından
doğru kullanılmaları daha uzun bir zamana yayılır. Örneğin /r/ sesinin
normal gelişen 4 yaşındaki bir çocuk tarafından dönem dönem yanlış
kullanılması şaşırtıcı değildir.
Ne zaman bir problemden söz edilir?
Uzm. Burcu Ardaman: Problemler değişik zamanlarda karşımıza çıkabilir.
Konjenital yani doğuştan olan problemler mevcut olabilir (örneğin işitme
engeli) veya bebeklikte geçirilen bir hastalık sonrasında normal gelişen
bebekler geri kalabilir. Üçüncü bir grup ise herhangi bir genetik ya da
organik nedene bağlı olmadan, sadece stimülasyon eksikliği veya oral-motor
gelişimin yavaş tamamlanmasından dolayı konuşma ve lisan gelişimi
yaşıtlarına göre geriden gelen çocuklardır.
Burada her ne kadar genetik veya organik bir sebep yok desek de bu, bu
problemlerin kendiliğinden çözüleceği ve ortadan kalkacağı anlamına gelmez.
Bir konuşma ve lisan patoloğu olmadıkları sürece anne babalar için neyin
ne zaman problem olduğuna karar vermek çok zordur. Eğer çocuğunuz
söylediği birkaç kelime dışında yeni kelime öğrenmiyor, söyledikleri
çevresindekiler tarafından anlaşılmıyor veya bir takım ses ve lisan
hataları zaman içinde düzeleceğine hiçbir değişiklik göstermiyorsa bir
uzman görüş almakta fayda vardır. Bazen bu durum evde anne babaların
uygulayacağı birkaç taktikle çözülecek kadar basittir. Bazen de erken
teşhis ve tedaviyle çocuğunuzun iletişim zorluğu daha kısa sürede ortadan
kalkmış olacak ve ilerleyen yaşın beraberinde getireceği sosyal, akademik
veya duygusal zorluklar en aza indirilmiş olacaktır.
Konuşma ve Lisan açısında gelişebilecek problemlerin
nedenleri nelerdir?
Uzm. Burcu Ardaman: Konuşma ve lisan sistemleri çok daha geniş bir
sistemin, merkezi sinir sisteminin bir parçası olduğundan bu sistemde
meydana gelen herhangi bir aksaklık konuşma ve lisana da yansıyabilir.
İşitme kaybı, öğrenme bozukluğu, oral deformiteler, doğuştan olan beyin
hasarları veya damak/dudak yarıkları çocuklarda değişik seviyelerde
iletişim problemleri yaratabilir.
Bunların haricinde tamamen gelişimsel kaynaklı geç konuşmalar ve telaffuz
hataları da mevcuttur. Sebebi ne olursa olsun hiç unutulmaması gereken
nokta bir uzmana danışmak için beklememek ve gereken tedavinin gecikmeden
başlamasıdır. Her çocuğun birbirinden farklı olduğu, gelişimlerinin
farklılık gösterebileceği ve biri için doğru olanın diğeri için geçerli
olmayabileceği unutulmamalıdır.
Aile tedavi için kime başvurmalıdır?
Uzm. Burcu Ardaman: Konuşma ve lisan bozukluklarının tedavisinde en önemli
nokta doğru uzmanı bulmaktır. İster çocuk ister yetişkinlerde olsun
konuşma, lisan ve yutma bozukluklarını tedavi eden uzman konuşma ve lisan
patoloğudur. Konuşma ve lisan patolojisi, psikoloji, pedagoji veya
odyolojiden farklı, başlı başına bir bilim dalıdır. Buna bağlı olarak
eğitimi de bu saydığım dalların eğitiminden farklıdır.Şu anda dünyaca
kabul edilen altın standart Amerikan Konuşma Lisan ve İşitme Derneği
tarafından akredite olmuş bir üniversitede iletişim bozuklukları üzerine
lisans ve master eğitimini tamamlamış ve yine bu dernek tarafından,
gerekli sınav ve stajları tamamladıktan sonra, klinik yeterlilik belgesi
verilmiş olan konuşma ve lisan patologlarıdır. Konuşma ve lisan
bozukluklarının tedavisinde yetkisi ve bilgisi olmayan pedagog, psikolog
gibi uzmanlardan sonuç beklemek tedavi sürecini uzatacak ve bazı
sorunların kalıcı olmasına sebep olacaktır.
Konuşma terapisi her çocuğa uygulanır mı?
Uzm. Burcu Ardaman: Herhangi bir nedenle iletişim problemi çeken her çocuk
(ve yetişkin) konuşma ve lisan terapisinden fayda görür. Ancak her çocuk
aynı yöntemle öğrenecek ve aynı şekilde motive olacak diye bir şart yoktur.
Burada o çocuk için işe yarayan, yaratıcı metotlar bulmak konuşma velisan
patoloğunun işidir. Ayrıca tedaviye zamanında başlamak ve aksattırmadan
devam etmek de terapiden sağlanacak faydayı maksimum seviyeye çıkaracaktır.
Konuşmaya geç başlama dışında çocukluk çağında sık
görülen konuşma ve lisan bozuklukları nelerdir?
Uzm. Burcu Ardaman: Küçük yaşlarda bebeklerden beklediğimiz en önemli iki
atılım konuşmaya ve yürümeye başlamalarıdır. Bu nedenle çocuğumuzun
konuşmaya başlamasındaki gecikme dikkatimizi çekerken konuşma başladıktan
sonra ortaya çıkabilecek aksaklıklara aynı derecede dikkat etmeyebiliriz.
Bir konuşma ve lisan patoloğu olarak çocuklarda sıklıkla görüdğüm iletişim
problemlerini doğuşta olan ve sonradan gelişen bozukluklar olarak ikiye
ayırmam mümkün.
Doğuştan bir probleme bağlı olarak gelişen bozukluklar doğal olarak anne babaların da çoğu zaman hemen dikkatini çeker. Örneğin damak/dudak yarığıyla doğan bir çocukta bunu atlamak mümkün değildir. Ancak burada önemli olan gerekli cerrahi müdahalelerden sonra çocuğun düzenli olarak bir konuşma ve lisan patoloğu tarafından takip edilmesi ve bu doğumsal anomaliye bağlı sonradan gelişebilecek konuşma ve lisan komplikasyonlarına karşı gerekli önlemlerin alınmasıdır. Doğuştan olan veya sonradan bir hastalığa bağlı gelişen işitme kaybına karşı da annne babalar tetikte olmalıdır. Zira çocuğun duyduğunu anlamaması konuşma gelişimini olumsuz yönde etkileyecektir.
İşitme kaybı erken saptanıp, erken dönemde gerekli amplifikasyon ve tedavi sağlanan çocukların konuşmalarının da o kadar normal gelişen yaşıtlarınınkine yakın olduğu görülmüştür. Artikülasyon bozuklukları sık karşılaştığımız başka bir ana gruptur. Bu bozukluklar daha geniş bir sendromun bir parçası olabilecekleri gibi basit bir gelişimsel sorundan da kaynaklanabilirler. Özellikle gelişimsel artikülasyon bozuklukları anne babaların sevimli bulmaları veya bir uzmana danışmakta yeterince erken davranmamaları sonucu gereğinden büyük problemler haline gelebilir. Artikülasyon bozuklukları çoğu zaman erken dönemde, doğru uzman görüşüyle basit ve çabuk çözümlenir.
İletişim bozuklukları ayrıca otizm spektrumunun bir parçası olarak de kendilerini gösterir. Gerek alışılmış gerek alternatif iletişim sistemleri bu çocuklara çevreleriyle iletişim kurmayı başarılı bir şekilde öğretir. Ayrıca lisan bozuklukları öğrenme bozukluklarının bir parçası olarak karşımıza çıkabilir. Konuşma ve lisan patologları öğrenme bozukluğunu tedavi etmez ama bunun parçası olarak lisan geriliği gösteren çocuklara gramer, okuma ve yazma gibi lisanın bazı komponentlerinde yardımcı olur. Günümüzde tedavisinde çok çelişkili yöntemler olan kekemelik de bir iletişim problemidir ve rehabilitasyonu konuşma ve lisan patologları tarafından yapılır.
Bu konuda ticari amaçla pazarlanan pek çok alet ve yöntemin uzun vadede
etkili olmadığı görülmüştür. Bugün çocuklarda hakettiği ilgiyi göremeyen
bir konu da ses hastalıklarıdır. Bu yaşta ortaya çıkan ses kısıklıkları,
vokal patolojiler veya sesin kalitesindeki bozukluklar çocuğunuzun ileriki
yıllardaki sesini etkileyebilir ve kalıcı hasar bırakabilir. Bunların
erken tedavisinde de vokal rehabilitasyon için bir konuşma ve lisan
patoloğuna başvurmak çok önemlidir.
kaynak:bebek.com