Anne karnındaki bebeğe yakın takip
(14/Nisan)Hamileliğin son zamanlarında ve doğum sırasında anne karnındaki bebeğin sağlığı büyük önem taşıyor. Pek çok teknolojik yöntem olmasına rağmen elde edilen bulgular bazen yetersiz kalabiliyor. En son yöntem olan 'Fetal Monitorizasyon'la, anne karnındaki bebeklerin sağlık halinin değerlendirilmesi veya takip edilmesi artık daha kolay. Bu yöntemle amaç, bebeklerin rahim içinde yeterli oksijene sahip olduklarını göstermek ve "hipoksi" veya "asfiksi" olarak adlandırılan yetersiz oksijenlenmeyi erkenden tespit edip bebek üzerindeki yakın ve uzak dönem risklerini en aza indirgemek.
Acıbadem Hastanesi Kadıköy Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı, Yüksek
Riskli Gebelikler Klinik Sorumlusu Doç. Dr. Arda Lembet, İHA muhabirine
yaptığı açıklamada, 'Eksternal (dışarıdan) ve Internal (içeriden)
Monitorizasyon' olarak iki türlü bebek sağlığı takip sistemi bulunduğunu
belirterek, "Dışarıdan izlemle bebek kalp hareketleri ve rahmin kasılması
(doğum ağrıları) ancak dolaylı olarak, yani dışarıdan annenin karnına
yerleştirilen cihazlarla takip edilebilmektedir. Bu yöntemin alternatifi,
bizim de Acıbadem Hastanesi Yüksek Riskli Gebelikler Servisi ve Doğum
Bölümü'nde uygulamaya başladığımız, farklı aşamalardan oluşan internal
izlem veya doğrudan doğum izlem ve takip yöntemidir" dedi.
DOĞRUDAN DOĞUM İZLEM SİSTEMİ
Doğrudan izlem yöntemlerinde, rahmin ağzı doğum sırasında belirli bir
açıklığa ulaştıktan sonra, bebeğin başına çok küçük bir elektrot
takılmasıyla, gelen kalp sinyallerinin bire bir, çok net ve sağlıklı
olarak değerlendirildiğini ifade eden Doç. Dr. Lembet, "Direkt bebek
sağlığı izlem yöntemleri arasında dünyada son yıllarda "Fetal Pulse
Oksimetre" (Bebek oksijen ölçümü) yöntemi kullanılıyor" diye konuştu. Doç.
Dr. Arda Lembet, bebeğin cildine yapıştırılan bir algılayıcı sayesinde,
tüm doğum eylemi sırasında bebeğin aldığı oksijen miktarını tahmin etmenin
mümkün hale geldiğini kaydederek, "Böylece, klasik yöntemlerle bebek kalp
hareketlerinin ve sağlık halinin net olarak değerlendirilemediği
durumlarda, bu ölçümle bebeğin rahim içindeki sağlık hali ve
oksijenlenmesi tespit ediliyor. Böylece hızlıca doğuma geçilebiliyor.
Zaten bu yöntemin en büyük yararı da bu" dedi.
Klasik yöntemlerle bebeğin streste olduğu sanılarak doğuma geçilen
durumların yaklaşık yüzde 40-60'ında gereksiz yere müdahale yapıldığının
görüldüğüne dikkat çeken Doç. Dr. Lembet, metodun bu yanılgıyı ortadan
kaldırdığını bildirdi.
AĞRININ ŞİDDETİ ÖLÇÜLÜYOR
Doç. Dr. Arda Lembet, direkt izlem yönteminin bir başka özelliğinin de,
doğum sırasında rahim ağzı açıldıktan sonra özel bir bağlantı yardımıyla,
rahimde oluşan basıncın ölçülmesine ve rahim içine sıvı verilmesine imkan
tanıması olduğunu söyledi. Özellikle doğum eyleminde suni sancı verilen
durumlarda, klasik yöntemlerle doğum ağrılarının gerçekte oluşan gücü
konusunda yorum yapmanın imkansız olduğunu belirten Doç. Dr. Lembet, "Zira
ağrılar, bu yöntemlerde hastanın karnına bağlı cihazlarla dolaylı olarak
izlenmektedir. Doğrudan izlem yönteminde ise ağrı şiddeti sayısal olarak
büyük netlikle ölçülebilmektedir. Alınan bu bilgiler eşliğinde, suni sancı
verilmesi ve doğumun takip ve planında, en uygun ilaç dozlarının seçilmesi
ve anormal doğum süreçlerinin erkenden saptanması mümkün olmaktadır" diye
konuştu.
Doç. Dr. Lembet, rahim içine sıvı verilmesi yönteminin gösterilmiş en
büyük yararının ise bebek çevresinde amniyon sıvısının yeterli olmadığı ve
göbek kordonu sıkışması göstergeleri olan bebeklerde, verilen sıvıyla bu
bulguların tamamen düzeltilebilmesi olduğunu ifade ederek, "Ayrıca, anne
karnına dışkısını yapan bebeklerde, verilen sıvıyla dışkısını yutmaları ve
buna bağlı ortaya çıkabilecek sorunları da engellenmektedir" dedi.
İHA