Vereme Karşı Yeni Stratejiler
(13/Nisan)Rusya başta olmak üzere komşu ülkelerde veremin tırmanışa
geçmesini gözönüne alan Sağlık Bakanlığı, 1970'in ortalarında sekteye
uğrayan veremle savaş konusunda yeni stratejiler belirliyor. Bakanlık,
veremin sürekli gözetimini öngören Verem Savaşı Yönetmelik Taslağı
hazırladı. Dünya nüfusunun yüzde 32'si verem mikrobuyla enfekte, her yıl
yaklaşık 8.7 milyon kişi verem hastalığına yakalanıyor, yaklaşık 2 milyon
insan ise veremden ölüyor.
Türkiye'de son 20 yıldır düşüş görülen verem hastalığının son 10 yıl
içinde Rusya başta olmak üzere komşu ülkelerde tırmanışa geçmesi, yeni
önlemlerin alınmasını gündeme getirdi.
Sağlık Bakanlığı, Dünya Sağlık Örgütü'nün de uyarılarını dikkate alarak,
Verem Savaşı Yönetmelik Taslağı hazırladı. Yönetmelik taslağına göre,
tüberküloz laboratuvar bulgusu olan, tüberküloz tanısı konulan, tüberküloz
ilaçlarıyla tedaviye başlanan ya da tüberkülozdan ölen her hastanın
bildirimi zorunlu olacak. Bbildirimden hastalığı tespit eden hekim sorumlu
tutuluyor. Özel ya da kamu kurumunda ayaktan tüberküloz tanısı konulan
hastaların bildiriminin Sağlık Müdürlüğüne bir gün içinde yapılması
öngörülürken, hastaneden taburcu edilen tüberkülozlu hastanın gözetiminin
sürekli olması hedefleniyor. Yönetmeliğe göre, eczacı, reçetesinde bir
tüberküloz ilacı olan hastayı sağlık müdürlüğüne günlük olarak bildirecek.
Bildirimi yapmayanlar Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ve TCK'ya göre
cezalandırılacak.
Tüberküloz tanısı konulan hastaların temaslıları en fazla 15 gün içinde
taranacak.
Tarama yılda en az bir kez yapılacak. Saptanan hasta oranı fazlaysa yılda
birden fazla tarama yapılabilecek.
Hastaneye yatışı gereken ve sosyal güvenlik kapsamı dışında kalan
hastaların hastane giderleri Sağlık Bakanlığı'nca karşılanacak.
VEREM HASTALARINA KARANTİNA MERKEZLERİ
Tedaviye uyumsuzluğu dispanserce belirlenen hasta, tedavi için hastaneye
yatırılacak. Hastaneye yatmayı da istemezse, Sağlık Bakanlığı'nca
oluşturulan karantina merkezlerinde zorunlu olarak alıkonulacak. Verem
savaşı hizmetleri, ülke genelinde tek bir merkezi birim tarafından
yürütülen, ara ve uç birimlerden oluşacak.
Yönetmelik taslağının gerekçesinde, "Temel amacı, bulaşmayı önleyerek
toplumu ve havayı verem basillerinden temizlemek, hastalığın olmadığı bir
ortam yaratmak olan verem savaşında ne yazık ki bu hedeften uzakta
bulunuyoruz. Tanı konulmuş ve bulaştırıcı olduğu bilinen verem
hastalarının hiç bir sınırlama olmaksızın, toplumda, sosyal ortamlarda
bulunmaları günümüzün bir gerçeğidir ve mutlaka önlenmesi gerekir" denildi.
DÜNYA NÜFUSUNUN YÜZDE 32'Sİ ENFEKTE
Dünya nüfusunun yüzde 32'sinin tüberküloz basiliyle enfekte olduğu, her
yıl yaklaşık 8.7 milyon kişinin verem hastalığına yakalandığı ve yaklaşık
2 milyon kişinin veremden öldüğü belirtiliyor.
Türkiye'de 50 yıl önce düzenli bir şekilde yürütülmeye başlanan veremle
savaş, 1960 ve 1970'li yıllarda büyük başarı gösterdi. Ancak, 1970'lerin
ortalarından itibaren veremin kontrol altına alındığının düşünülmesi
veremle savaşı sekteye uğrattı. Bu durum, hasta sayısının artmasına, ilaca
direnci olan hastalar ve kronik hastaların çoğalmasına yol açtı.
Türkiye'de tüberküloz vakası yüzbin kişide 30'un üzerine çıkarken,
gelişmiş ülkelerde, 100 binde 10'un altına düştü. Türkiye'de verem
hastalarının çoğunun kayıt yaptırmaması nedeniyle tam olarak veremli
sayısı bilinmiyor. Verem savaşı hizmetleri ise hala 1970'li yıllardaki
örgütlenme ve çalışma şekliyle yürütülüyor.