Mamografi
Ultrasonografi (US)
Manyetik Rezonans (MR)
Pozitron Emisyon Tomografisi (PET)
Mamografi, memelerin röntgen ışınları ile incelenmesidir. Günümüzde meme
dokusunu görüntülemede en sık kullanılan radyolojik yöntemdir. Mamografi
tarama mamografisi ve gerekirse tanı mamografisi şeklinde yapılır.
Mamografi çekilirken memenin maruz kaldığı radyasyon çok düşük düzeydedir.
Mamografi ile elle muayenede hissedilemeyecek kadar küçük kanser odakları
görüntülenerek, kanser erken evrede saptanabilir. Tarama mamografisi; özel
bir risk faktörü bulunmadığı takdirde 40 yaş üstü kadınlarda yılda bir kez
yapılmalıdır. 40-49 yaş arasında düzenli mamografi takipleriyle meme
kanserinden ölüm oranında %24, 50-74 yaşlar arasında ise %34 oranında bir
azalma saptanmıştır. Mamografiye ek olarak sıklıkla uygulanan tanı yöntemi
ultrasonografidir. Meme kanseri risk faktörlerini taşımayan 40 yaş altı
kadınlarda öncelikle yapılan görüntüleme yöntemidir.
Meme hastalıkları tanısında muayene, radyoloji ve laboratuvarın her üçü
birden rol oynar. Meme hastalıkları mutlaka bir cerrah tarafından
değerlendirilmelidir. Mamografi veya cerrahi girişim kararı hastayı
muayene eden hekim tarafından verilmelidir.
Meme kanserinin tanı, tedavi ve takibi mültidisipliner bir yaklaşım
gerektirir. Cerrah, radyolog, patolog, medikal onkolog (kemoterapist),
radyasyon onkoloğu (radyoterapist) ve radyoizotop uzmanı bu yaklaşımda yer
alırlar. Genellikle tanıdan sonraki ilk yaklaşım cerrahidir. Erken tanı
ile başlangıç safhasında yakalanmış kanserlerde yapılacak cerrahi tedavi
de o kadar küçük olur, memenin şeklinde önemli bir şekil bozukluğu meydana
gelmez. Kanserli doku büyüdükçe çıkartılması gereken doku miktarı artar.
Cerrahiden sonra kanserin tipine ve yayılma derecesine göre önce
kemoterapi veya radyoterapi ve gerekirse her ikisi uygulanır.