Günümüzde kimi zaman doğal bir gıda olan anne sütünün yeterliliği unutularak, bebeklerin diğer gıdalarla beslenmesi yoluna gidildiği görülüyor. Oysa insanoğlu varlığını ve gelişimini yüzyıllardır anne sütü sayesinde sürdürüyor.
EMZİRMENİN BEBEK VE ANNEYE YARARLARI
Anne sütü bebeğin büyüme ve gelişmesi için gerekli olan tüm besin ihtiyacını karşılar.
Annesi tarafından emzirilen bebeklerde orta kulak iltihapları, allerjik hastalıklar, kusma, ishal, menenjit ve akciğer enfeksiyonlarına daha az rastlanır. Ayrıca beşik ölümünden de koruyucu etkisi olduğu tespit edilmiştir. Bebekler için sindirimi kolaydır.
Her zaman hazırdır. Yapımı için hiçbir şeye ihtiyaç yoktur.
Anne ve bebek arasında duygusal ve fiziksel olarak özel bir bağın kurulmasını sağlar.
Anneden emzirme sırasında kalori harcanarak doğum sonrası fazla kilolarını atmasını sağlar.
Yumurtalık ve meme kanseri riski emziren annelerde daha azdır.
Annenin kemik yapısını sağlamlaştırıp ileri yaştaki kemik kırıklarını önler.
Annenin normal adet düzenine dönüşünü geciktirir. Bu, bir sonraki hamileliği geciktirmekle beraber bir doğum kontrol yöntemi değildir.
Emzirme anne rahminin normal boyutlara dönmesini hızlandırır.
DOĞUM ÖNCESİ EMZİRMEYE HAZIRLIK
Anne adaylarının vücudu süt üretimine doğal olarak hazırlanmaya başlar.
Hamilelikte meme bakımında özel bir şey yapmaya gerek yoktur. Gebeliğin
dördüncü ve beşinci aylarından itibaren prolaktin ismindeki süt
üretiminden sorumlu hormonun salgılanmaya başlaması ile memeler süt üretme
yeteneğine sahip olur.
Meme bakımı için özel bir şey yapılması gerekmez. Ama meme dokusu
büyüdükçe memeye gerekli desteği sağlayan ve sıkmayan, daha büyük numara
sutyen kullanılması uygun olur. Meme temizliği için sabun, losyon ve alkol
gibi irritan maddeler kullanılmamalıdır. Sadece ılık su ile temizlik
yapılmalıdır.
Gerçekten içe dönük meme başı ile sık karşılaşılmamasına rağmen meme
başlarında bu sorun olan anneler doğum uzmanınca değerlendirilip gerektiği
durumlarda gebeliğin son üç ayında tedaviye alınır.
İLK GÜNLERDE ANNELERİN SÜTLERİ KONUSUNDAKİ ENDİŞELERİ
Doğumun hemen ertesinde memeler boştur. Memelerin ilk günlerde boş olmasını çoğu anne endişe ile karşılar. Neden emzirmediği sorulduğunda “Daha sütüm gelmedi” cevabını verir. Halbuki ilk günlerde az da olsa süt yapımı olur. İlk gün oluşan süte ağız adı verilir.
Bu sütün bebeğe mutlaka verilmesi gerekir. Bebek emmeye devam ettiği
sürece hayatın 3.-4. gününden itibaren süt bollaşmaya başlar.
İlk günlerde süt gelmiyor diye bebekler emzirilmezse süt gelişi gecikir.
Bu duruma meydan vermemek için doğumdan hemen sonra başlamak üzere
bebekler sık sık emzirilmelidir. Böylece süt yapımı artar ve memeler
gerginleşir.
Memelerin gerginleşmesi anne tarafından hissedilir ve sütün yeterli
yapıldığını anne anlar. Ancak ilerleyen haftalarda bebeklerin çok iyi
emmesinden dolayı memeler çok iyi boşaltıldığı için yumuşama ve
gerginliğin kaybolması durumu ortaya çıkar. Bu durum normal bir olaydır.
Aslında süt yapımı halen yeterli bir düzeydedir ama memelerin bu şekilde
yumuşamasını anneler yanlış algılayıp sütünün azaldığından yakınırlar. Bu
yanlış inanış sonucunda acele ile ek gıdaya başlarlar.
Sonuçta anne sütü kaybedilir. Gerçekte ise aylar ilerledikçe memede
yapılan süt miktarı giderek artar. Bu artış hayatın 4.-6. ayına kadar
devam eder, bebeğin su dahil bütün gereksinimini karşılar. Anneler
memedeki yumuşamanın normal olduğunu bilmelidirler.
İLK GÜNLERDE YAPILAN YANLIŞLIKLAR
Emzirmede bebeğin ağız içerisine hem meme başı hem de koyu renkli kısmı
tamamen girmelidir. En etkili emzirme şekli budur.
Böyle bir emzirmede areola ağız içine girdiği için dil ile areola
sıvazlanmış olur. Areolanın hemen altında süt gölcükleri bulunduğundan
sıvazlanma sonucunda sütler meme başından bebeğin ağız boşluğuna gelir.
Yapılan en önemli yanlış bebeğin ağız içine sadece meme ucunun
verilmesidir. Meme ucunun emilmesi ile yeterli süt bebeğin ağzına gelemez,
meme ucunda ağrı olur. Çatlamalar kendisini gösterir. Bu emzirme ile
yeterli uyarı yapılamadığından hormonların yapımı istenilen düzeye ulaşmaz.
Bebek yeterli süt gelmediği için memeyi bırakır. Anne de yeterli sütün
olmadığını düşünür.
UYGUN EMZİRME TEKNİĞİ
Uygun emzirme için anne en rahat pozisyonu seçmelidir. Annenin bebeği
tutuş pozisyonu başarılı bir emzirmede en önemli faktörlerden birisidir.
Bebeğin başı ve vücudu tam olarak anneye dönük olmalıdır. Anne bir eli ile
bebeği altından ve sırtından desteklemelidir. Bebeğin başından
desteklenmesi yanlış bir uygulamadır.
Bebek başından tutulduğunda refleks ile başını geriye atar. Bu da memeyi
tutmasını zorlaştırır ve bebeği öfkelendirir. Sonuçta emzirme daha baştan
başarısızlığa mahkum olur. Sırtından omuzları iyi bir şekilde tutulan
bebeğin yanağına meme başı sürülür. Bu işlem arama refleksini uyandırarak
bebeğin memeye yönelmesi sağlar. Yönelme sırasında bebek ağzını açar. Ağız
en geniş şekilde açıldığında bebeğin alt dudağı üzerine areolanın tabanı
oturtulur. Bebek omuzlarından hızla memeye yaklaştırılır. Böylece
areolanın büyük kısmı da ağız içine sokulmuş olur.
Meme ucunda kısa sürede ağrı olmuşsa, yeterli sütün gelmediği saptanıyorsa
ve bebek memeyi almada zorlanıyorsa emzirme tekniğinde bir yanlışlık
yapılıyor diye düşünmek gerekir. Doğru bir emzirme pozisyonunda annenin
memesinde acıma ve ağrı hissi olmamalıdır.
İLK HAFTALARDA GÖZLENEBİLEN SORUNLAR
Özellikle ilk çocuğu olan ilk annelerde görülen bu sorunlar ilk haftalarda
ortaya çıkar.
Memelerin şişmesi ve rahatsızlık yaratması: Doğumdan sonra süt yapımının
başlamasına bağlı olarak memelerde en çok ikinci ve yedinci günler arası
şişlik ve gerginlik oluşur. Bu his anneler tarafından bir rahatsızlıkmış
gibi algılansa da aslında süt üretiminin bir belirtisidir. Memeye kan ve
lenf akımının artmasına bağlıdır. Bu şişlik ve gerginliğin ileride
problemlere yol açmaması için bebek sık sık emzirilmelidir.
Hastane doğumlarında anneler çeşitli nedenlerle bebeklerini daha az
emzirdiklerinden memeleri yeterli derecede boşalmaz. Sonucunda memede süt
birikimi oluşur. Memenin biriken süt ile gerginleşmesi sonucu bebeğin
memeyi tutması zorlaşır. Daha çok süt birikimi olur. Memeler iyice
sertleşir ve ağrımaya başlar. Ağrı duyusu nedeni ile anneler bebeği daha
az emzirme yoluna giderler. Bu durum memeleri daha kötü hale getirir. Bu
tür memelerde mastit ve apse gelişme ihtimali oldukça fazladır.
Öncelikle memelerin bu derece şişmesi önlenmelidir. Bunun tek yolu da sık
emzirmekten geçer. Bu yüzden emzirmeye doğumdan sonra mümkün olduğu kadar
erken başlanmalıdır. Sık sık emzirilerek memelerin ileri derecede şişmesi
önlenmelidir.
Tedavide en iyi yol emzirme sıklığının artırılmasıdır. Memelerin aşırı
derecede sertleşmesi sonucu bebek memeyi tutamıyorsa veya tutmasına rağmen
yeterli şekilde boşalma sağlanamıyorsa memeler elle veya pompa ile
sıkılarak boşaltılır. Bu yöntemle memeler yumuşatılabiliyor ise geri kalan
işleme bebek devam etmelidir. Sıkılarak veya pompa ile çekilerek bebeğin
tutabileceği yumuşaklığa erişebiliyorsa bebek sağılan süt ile
beslenmelidir. Bu tür beslenmede biberon kesinlikle kullanılmamalıdır.
Sağılan süt fincan veya kaşıkla bebeğe verilmelidir. Sağma işlemine
memeler yumuşayıncaya kadar devam edilir.
Ayrıca emzirmeden önce ılık, nemli kompres yapılması ve yine ılık bir duş
alınması süt akışını kolaylaştırır.
Süt ateşi: Memeleri gerginleşen annelerde
gözlenebilir. Biriken sütün anne karnına karışması sonucu ortaya çıkar.
Genellikle 24 saat kadar devam eder. Ateş kendiliğinden geçer. 48 saatten
uzun sürmesi durumunda enfeksiyon yönünden inceleme gereği doğar.
Meme uçlarında ağrı: Tek nedeni bebeğin meme
tutuşunun hatalı olmasıdır. Ağrıdan dolayı anne bebeğini daha az sıklıkla
veya daha kısa süreli emzirir. Sonuçta süt yapımı azalır. Memeler sabun
ile temizlenmemelidir. Bebeğin memeyi kendiliğinden bırakması
beklenmelidir. Tedavide memenin doğru tutulması esastır. Meme usulüne
uygun tutulursa ağrı kısa sürede geçer. Memenin dinlendirilmesi yanlış bir
uygulamadır. Krem veya başka ilaçların kullanılmasının yararı olmadığı
gibi bazen ağrıyı daha da arttırabilir.
Meme uçlarındaki çatlak: En önemli nedeni
bebeğin emzirilme tekniğinin yanlış olmasıdır. Öncelikle tutuş tekniği
düzeltilmelidir. Bebek emzirilmeye ağrıyan memeden başlanılmalıdır.
Memenin mümkün olduğu kadar fazla zaman hava ile teması sağlanmalıdır.
Emzirilme sonunda gelen sütün bir kısmı meme üzerinde bırakılmalıdır.
Çatlak olan taraftan emzirilme mümkün olmuyorsa sütün sağılması yoluna
gidilmelidir. Emzirmeye daha az hassas olan memeden başlanmalıdır. Emzirme
sonrası memeler su ile durulanmalı, havalandırılarak kurulanmalıdır. Meme
başı kuruduktan sonra elle sıkılarak memeden damlaması sağlanan birkaç
damla süt hafifçe meme başına sürülüp kendiliğinden kuruması sağlanmalıdır.
Meme ucunda çatlak ve ağrı olmasında bir başka nedende memenin nemli
bırakılmasıdır. Bu nedenle emzirme sonrası memenin kuru tutulmasına özen
gösterilmelidir. Sızıntıların memeyi ıslatmaması için sık ped
değiştirilmeli ve emzirme aralarında hava ile temas sağlanmalıdır.
Yüzeysel bir iltihap için antibiyotikli krem kullanılması gerekirse
emzirme öncesi meme durulanmalıdır. Bir aydan sonraki meme ucu
enfeksiyonlarının en önemli nedeni ise mantar enfeksiyonlarıdır.
Meme ucu kısalığı: Anneler meme ucu kısalığı nedeni ile bebeklerini
emziremeyeceklerini düşünür. Aslında emzirme için meme başının uzun
olmasına gerek yoktur. Emzirme meme başından yapılmadığı için meme başının
uzun olması bir avantaj sağlamaz. Ağız içine sadece meme başı değil
areolanın büyük bir kısmı girmesi gerektiğinden emzirme için meme başına
fazla ihtiyaç yoktur. Bebeğe meme verilmeden önce meme ucu etrafındaki
areola iki parmakla yandan hafifçe tutularak çekildiğinde bebeğin ağzına
girecek bir şekil aldığı görülür. Areolanın bebek ağız içerisinde bu
şekilde tutularak sokulması başarılı bir emzirme sağlayacaktır.
Meme kanallarının tıkanması: Memede üretilen
süt meme başına ince kanallarla taşınır. Bu kanalların tıkanması sonucunda
o bölgelerde ağrı ve sertlikle birlikte olan topaklanmalar ortaya çıkar.
Tedavi memelerin sık sık boşaltılması ile sağlanır. Bu işlemi bebeğin
yapması tercih edilir. Bu nedenle bebeğin sık sık anneyi emmesine izin
verilir. Emzirmeye kanalların tıkalı olduğu meme tarafından başlanmalıdır.
Yeterli boşalma sağlanamıyorsa elle veya pompa ile boşaltma işlemi sık sık
yapılmalıdır. Tıkanmanın olduğu yere yukarıdan meme başına doğru nazikce
sıvazlama yapılmalı ve bu işlem sık sık tekrarlanmalıdır. Annenin
istirahat etmesi sağlanmalıdır. Ilık duş alınması da işe yarar.
Mastit: Kanalların tıkanması uygulanan
yöntemlere rağmen giderilememişse meme dokusunda enfeksiyon gelişebilir,
iki haftadan önce nadiren görülür. Mastit oluştuğunda meme dokusunda
şişkinlik, hassasiyet ve kızarıklık olur. Ateş görülebilir. Mastit
emzirmeye engel oluşturmaz. Mastitli anne emzirmeye devam etmelidir.
Mastitli memeden emme bebeğe ilave risk getirmez. Emzirmeye sağlam memeden
başlanıp diğer tarafa kendiliğinden süt gelince geçilmelidir. Emzirme
mümkün olmuyorsa uygun şekilde sağma işlemi uygulanmalıdır. Bu işlemler
yapılmadığı takdirde yani süt memede kaldığı sürece enfeksiyon yaygınlaşır
ve süt üretimi azalarak kesilir. Uygun antibiyotik tedavisi gereklidir.
Ağrı ve hassasiyeti azaltmak için parasetamol veya ibuprofen verilebilir.
Enfekte meme üzerine ıslak sıcak havlu koymak yararlıdır. Bu işlem sık sık
tekrarlanır.
Anne sütünün yetip yetmediği nasıl anlaşılır?
Annelerin en büyük korkusu sütlerinin bebeklerine yetmediği düşüncesidir.
Bebekler sebepli ve sebepsiz pek çok nedenden ağlarlar. Her ağlamada meme
verildiğinde bebeğin çoğu kez sakinleştiği görülür. Bu yüzden bebeğin aç
kaldığı fikri anneye yerleşir. Çevreden de bebeğin aç kaldığı söylenince
anne hemen ek gıda başlama ihtiyacı duyar. Bunun sonucunda da bebek anneyi
daha az emmeye başlar ve süt yapımı azalarak hızla kesilmeye doğru yol
alınır. Bebekler tok olduklarında bile güçlü emme reflekslerinden dolayı
sürekli emme ihtiyacı duyarlar. Amaç beslenme olmasa bile bu emme ihtiyacı
tamamen emme hazzı duymaya yönelik olduğundun her emme isteği bebeğin aç
olduğuna işaret etmez. Ancak bu duygu sayesinde bebekler annelerini sık
sık emerek anne sütünün çoğalmasına ve devamına katkıda bulunurlar. Bir
yandan sütün devamını sağlarken bir yandan da emme zevklerini tatmin
ederler. Burada yapılan yanlışlar nedeni ile çoğu zaman gereği olmadığı
halde ek gıdalara başlanır. Bebeğin normal gelişimi sırasında hayatın ilk
5 gününde fizyolojik ağırlık kaybının olabileceği bilinmelidir. Bu
kayıptan sonra bebekler vücut ağırlıklarını arttırmaya başlarlar. Hayatın
10. günü civarı tekrar doğum ağırlıklarına erişirler. 10. günden sonra
ağırlıkları sürekli olarak artma gösterir. Bu özelliklerin bilinmemesi
nedeni ile bebeklerin fizyolojik ağırlık kayıpları yanlış yorumlanıp ek
gıdalara başlanmaktadır.
İlk değerlendirme 1. ayın sonunda yapılır. Sağlıklı bir büyümede ayda 600
gr. Ve üzerinde bir ağırlık artışı yeterlidir. Bunun dışında hiçbir kriter
bebeğin yetersiz beslendiğini göstermez. Ama anne sütü alan bebek ilk ay
boyunca, 1. haftadan itibaren, günlük değişiklikler olabileceği de akılda
tutularak bezini en az 6 defa idrarı ile 2-3 defa da dışkısı ile
ıslatıyorsa telaşa gerek yoktur. Bu nedenle sabırla ilk ayın sonu
beklenmelidir.
İştah atakları: Bebeğin ağlayıp bir türlü
yatıştırılamadığı bir durumdur. Daha sık ve daha uzun emme isteğine karşı
bebek hep aç gibidir. Tipik olarak 8-12 gün, 3-4 hafta ve 3. ayda ve daha
sonra ise değişik zamanlarda görülür. Bu ataklar annede bebeğin
gereksinimini yeterince sağlayamıyorum duygusu verdiklerinden gerginliğe
yol açarlar. Gaz sancısından yukarıda belirtilen zamanlarda olmaları ile
ayırt edilirler. Mama verilmesi sorunu artırabilir. 3-5 gün içinde annenin
sütünün artacağı ve duruma adapte olacağı bilinmelidir. Beslenme sıklığı
arttırılmalıdır.
EMZİREN ANNENİN BESLENMESİ
Annenin sütü yediği besinlerle yapılır. Anne sütü de bebeğin tüm
gereksinimini tam olarak karşıladığından, emziren annenin beslenmesi
bebeğin beslenmesi için de gereklidir. Annenin gebeliği sırasında aldığı
kiloların önemli bir kısmı da yağ dokusu şeklinde ileride süt yapımı için
depolanır. Anne sütünün miktarı ve protein içeriği aldığı besinlerle fazla
değişiklik göstermez. Emzirme süresince anne ve bebeğin enerji protein ve
kalsiyum gereksinimini karşılamak için günlük diyetini iki su bardağı
yoğurt veya süt ile bir yumurta ve bir kibrit kutusu kadar peynir
eklenmesi yeterlidir. Süt miktarının değişmemesi için annenin aldığı sıvı
miktarını arttırılması gerekir. Günde alınan sıvı miktarı 3 litre kadar
olmalıdır. Bunu karşılamak için su, süt, ayran, hoşaf, limonata, şerbet,
meyve suyu gibi içeceklerden 14-16 su bardağı alınması yeterli olur.
Protein gereksinimini karşılamak için kuru fasulye, nohut, mercimek gibi
baklagiller, et, tavuk gibi besinler ve bol meyve, sebze yenmelidir. Bazı
bebekler annelerin aldığı bazı gıdalara reaksiyon gösterir. Acı, yağlı
gıdalar alındığında bebekte kolik ile karışan ağlama nöbetleri olabilir.
Kolik, genellikle bebeğin düzenli aralıklarla belli bir süre aileyi
rahatsız edecek kadar ağlaması olarak tanımlanır. Bu ağlama nöbetleri ve
huzursuzluk sıklıkla akşam saatleri ile gece yarısı arasında olsa da gün
içinde herhangi bir saatte de görülebilir. Huzursuzluk dönemlerinin süresi
6. haftada 3 saat olarak pik yapar ve 3. ayda giderek 1-2 saat arasına
iner. Bebeklerin kolik sancıları genellikle 2-3. haftalarda başlar.
Bebekler tatmin edilemez şekilde ağlar, çığlık atar ve ayaklarını karnına
doğru çeker. Kolik sancılarının bilinen kesin bir nedeni yoktur.