Hastaların da artık bir okulu var
(11/Nisan)Kronik bir hastalığınız var, ya da bir yakınınız hasta. Nasıl davranacağınızı, bundan sonra nasıl yaşanacağını öğrenmek istiyorsunuz. Adres İÜ Hasta Okulu... Bu okul hastaların...
Kronik, yani tamamen iyileşmesi mümkün olmayan hastalık. Yüksek tansiyon,
şeker hastalığı, kronik böbrek yetersizliği gibi... Türkiye'de bu
hastaların sayısı azımsanamayacak kadar çok. Ancak bu hastalıkla yaşamayı
ne kadar biliyorlar? Yanıt, olumsuz olmalı ki, İstanbul Üniversitesi Tıp
Fakültesi bünyesinde bir "Hasta Okulu" açılmış. Hastalara, üniversitenin
öğretim üyeleri tarafından hem hastalıkları hem de sosyal yaşamlarını
sorunsuz geçirebilmeleri için bilgi veriliyor. Her Çarşamba günü
14.00-16.30 saatleri arasında gerçekleştirilen etkinliğe katılım ücretsiz.
Dört yıldır faaliyette olan okulun koordinatörü Prof. Dr. Mehmet Şükrü
Sever ile kronik hastalıklar ve okul üzerine konuştuk.
-Okulun kuruluş hikâyesi nedir?
Hastalara yönelik eğitim programları eskiden de vardı. Ancak bunlar bir
fakülte bünyesinde, kurumsal nitelikli değildi. 1997'de bunun fikri ortaya
çıktı, uygulanması ise çeşitli sorunlar nedeniyle 2000 yılında gerçekleşti.
Her yıl da genişleyerek devam ediyor. Programın, sadece kampus içinde
kalmaması için Bahçelievler, Zeytinburnu ve Fatih Belediyeleriyle
işbirliği yaparak, eğitim programları düzenlemeye başladık.
-Neden bu okula ihtiyaç duydunuz?
Kronik hastalar, hastalıkları hakkında bilgi sahibi değiller. Oysa
özellikle onların çok bilinçli olmaları lazım. Çünkü kronik hastalık,
belli bir süre içinde tedavisi bitmeyen, ömür boyu hastayla beraber
yaşayan bir hastalık. Dolayısıyla, kişinin; özel ve iş yaşantısını ona
göre düzenlemesi gerekiyor. Bazı pratik sorunlarını çözebilmesi,
yaşantısını daha kolay hale getirebilmesi ve tedavisinde yanlışlık
yapmaması lazım.
-Peki Türkiye'de kronik hastaların sayısı çok mu?
Evet, mesela, yüksek tansiyonlu hastalar toplumun yüzde 20'sini
oluşturuyor, yani her 4 kişiden biri yüksek tansiyonlu. Diyabet, böbrek,
kanser, anemi gibi kronik hastalıkları da düşünürsek...
-İnsanlar, kronik hastalıklarıyla yaşamayı ne kadar
biliyor?
Bu sosyal ve kültürel düzeyleriyle alakalı. Eğitimli, internete kolaylıkla
erişebilen insanların hastalıklarıyla ilgili belli düzeyde bilgisi var.
Ancak çoğunluğun, hastalığının getirebileceği sonuçlar hakkında fikri yok.
-Hastaları bu programlara katmayı ne kadar
başarabildiniz?
Bugüne kadar en büyük sorunumuz, hastalara ulaşmaktı. Burada basının da
yardımcı olması gerekiyordu, ancak olmadılar. Bu sene çokuluslu ilaç
firması Pfizer, bize mali destek vermeyi önerdi. Gazetelere ilanlar verdik,
belediyelerle çalışmalar yaptık...
-Okula ilgi nasıl?
Programa göre değişiyor. Bazen hasta sayısı 600'ü buluyor. Mesela, kardan
dolayı okulların kapandığı hafta mültipl sklerozlu (MS) hastalıklarla
ilgili düzenlediğimiz programa 300 kişi katıldı. Çünkü MS hastaları iyi
örgütlü. Cinsel sorunlar üzerine yaptığımız programda ise 70 kişi vardı.
Toplumda çok yaygın bir hastalık olsa da, itiraf etmek kolay olmadığı için
katılım azdı. Yine aynı şekilde, alkolikler için düzenlediğimiz programa
gelenler alkolikler değil, eşleriydi. İnsanlar, hastalıklarını eksiklik
gibi gördükleri için paylaşmıyor, saklıyorlar.
-Hasta okulunda neler yapılıyor?
Hastaların anlayacağı dille eğitim veriliyor, soruları yanıtlanıyor.
Ayrıca eğitimler internette de aktif olarak uygulanıyor. Asıl amacımız,
hasta danışma hatları kurmak.
-Okul sayesinde pek çok kişinin aynı sorunu yaşadığını gören hasta için,
bu büyük bir psikolojik bir rahatlama olmalı.
Zaten okulun diğer amacı da hastalar arasında dayanışma, iletişim sağlamak.
Okuldan sonra hastalar birbirleriyle bağlantıya geçiyor, hatta dernek
kurabiliyorlar. Kronik hastalarda hâkim olan düşünce şudur: "Neden ben?
Niye piyango bana çıktı?.." Okulda kendisi gibi yüzlerce insanı görünce
yalnız olmadığını anlıyor ve rahatlıyor.
-Okulun son programı hasta hakları...
Evet, bu Türkiye'nin alışık olduğu bir şey değil. Hastaların da hakları ve
sorumlulukları var. Tıpkı doktorların olduğu gibi... Hastaların
eğitilmeleri, hekimlerin de bu olaylar karşısında bilinçlendirilmeleri
gerek. Böylece kimsenin kimseye hakkı geçmesin.
Haber: Esra Açıkgöz
Hasta Okulu: İstanbul Tıp Fakültesi Dekanlığı Kemal Atay Amfisi. 0212 514
01 41