Aynaya 'küs olmak' kadar 'çok bakmak' da hastalık belirtisi
Uzmanlar dergilerde, televizyonlarda görülen kusursuz bedenlerin özellikle
ergenlik ve gençlik çağındaki kişilerde psikiyatrik sorunlar yarattığını
söylüyor. Halk arasında 'ayna hastalığı' olarak bilinen 'dismorfofobi'ye
yakalananlar, dış görünümleriyle ilgili takıntılara kapılıyor
Modern psikiyatri artık aşk acısı çekenleri, aynaya bir türlü
bakamayanları, seks yapmadan duramayanları tedaviye alıyor. Takıntılar
hayatınızı etkilemeye başladıysa, işin uzmanı doktorlar bunlardan kurtulma
yöntemlerini gösteriyor.
* Dismorfofobi nedir?
Bu hastalık 100 yıldan beri tanınmaktadır. Tanım olarak, kişinin fizik
görünüşündeki gerçek fakat önemsiz bir kusur ile ileri derecede meşgul
olmasıdır. Örnek olarak, burnun uzun yassı veya eğri olması, saçların çok
seyrek, kıvırcık, göğüslerin çok büyük, sarkık veya küçük olması gibi bir
kusurla, kişinin sürekli uğraşmasıdır. Bu kişiler huzursuzluk duydukları
bu duruma karşı kaygı da duyar. Diğer kişiler bu kusur veya kusurların hiç
önemi olmadığını söyleseler de, kişi takıntısından vazgeçmez. Psikiyatride
'vücut dismorfik bozukluğu'na (VDB) giren bu durum bir çeşit anksiyete
bozukluğudur. Bu bozukluk olanlarda nasıl göründüklerine dair bilişsel
çarpıklıklar vardır. Bu kişilerde var olan kusur hakkında çarpıtılmış bir
algılama oluşmakta, bu durum sonunda takıntıya dönüşmektedir. VBD sosyal
yaşam ve diğer alanlarda kişinin hayatında önemli sıkıntı ve gerilemelere
yol açmaktadır.
* Hastalığın ortaya çıkış nedenleri nelerdir?
Bu durum genellikle ergenlik ve gençlik yaşlarında ortaya çıkar. Kişilik
gelişiminin ve özgüvenin tam oturmadığı, kişiliğini arama yerleştirme
dönemlerine denk düşmektedir. Gençler, dış görünüş, kilo ve fiziksel bir
kusur üzerinde çok dururlar. Orta sınıf ailelerde yetişen gençlerde
sıklıkla görülür. Güzellik arayışları, bir ünlüye benzeme isteği, o
kişilerin bazı fiziksel özelliklerine aşırı hayranlıklar, arkadaşlar
arasındaki örseleyici etkileşimler, alaycı tutumlar genci fiziksel
görünümünü incelemeye yöneltebilir.
GÜVENSİZLERİN
HASTALIĞI
* Bu hastaların kişilik portresi nasıldır?
Genellikle takıntılı, titiz, kendi bedenlerini sürekli inceleyen, güvensiz,
karamsar ve çeşitli ruhsal çatışmalar içinde olan kişilerdir.
* Vücut dismorfik bozukluğunun belirtileri nelerdir ve en çok hangi
organlarda görülür?
Bu durum kişide, aynaya çok bakmak veya reddederek hiç bakmamak şeklinde
görülebilir. Eğer ayna ile çok meşgul ise iki-üç ayna yardımı ile sürekli
olarak sorunlu bölgeyi inceler. Kusurlu bulduğu yeri kamufle etmek için
büyük bir çaba içine girer. Makyaj, şapka, eldiven, peruk kullanır.
Kusurlu bulduğu beden kısmını başkalarınınki ile mukayese eder. Bu kişiler,
dermatoloji, cerrahi veya plastik cerrahi gibi bölümlerden devamlı yardım
talep eder. Bu uzmanlar kişiyi psikiyatra gönderdiklerinde, bu öneriyi
reddeder veya doktor değiştirirler. Kendilerini diğer kişilerin yanında
mahcup, ezik ve güvensiz hissederler. En çok şikâyet edilen organlar saç,
cilt, burun, meme, kalça, baldır ve penistir.
* Hastanın insan ilişkileri nasıl olur?
Çekingen ve izole olarak yaşamayı tercih ettiklerinden, insan
ilişkilerinde başarılı oldukları söylenemez. Bu durum karşı cins
ilişkileri için de geçerli olacaktır.
* Uç vakalar nelerdir?
Vücut dismorfik bozukluğu vakaları, aşırı takıntılı ve sıkıntılı olup,
sürekli aynı düşüncenin etrafında dönerler. Depresyonlar, obsesyonlar veya
kilo ile ilgili takıntıları olursa yeme bozuklukları ile birlikte
görülebilir. Hipokondriazis, paranoya beden imajı bozuklukları ile
karışabilir. İleri vakalarda paranoyadan ayırmak güç olur. İntihar
düşüncelerine rastlanabilir.
* Kimlerde daha sık görülür?
Son çalışmalarda kadınlarda ve erkeklerde görülme oranı eşit bulunmuştur.
Genç, çalışmayan ve hiç evlenmemiş kişilerde daha sık görülür.
* Reklamlar bu hastalığı tetikler mi?
Televizyon ve basında haber olarak manken ve ünlü kişilerin yaptırdıkları
estetik ameliyatlar, reklam sektöründe kusursuz güzellik kavramının öne
çıkarılıp kullanılması, bütün dünyadaki artistler, mankenler hakkında
sürekli bilgi verilmesi ve onlara özenme, onlara benzeme isteği ve
çabaları bir ölçüde güzellikle ilgili hoş çabalar olabilir. Bunun
sonucunda bazı kişilerde incelik, saç modeli, burun, yüz şekli gibi
takıntılar ön plana çıkar. İzledikleri, onu kendisinde daha çok kusur
aramaya yöneltebilir. Ancak, bizim konumuz olan vücut dismorfik
bozukluğu'nda (VDB), hastalık söz konusudur, özenme ve taklit etmeden daha
ileri ve ciddi bir durumdur.
SADECE İLAÇ YETERLİ DEĞİL
* VDB psikolojik mi, hormonel mi?
Bu hastalığın beyindeki kimyasal ve genetik bozuklukla ilgili olduğunu
söyleyen görüşler vardır. Kanımca, ailelerinde depresif, obsesif, paranoid
kişilerin ve anksiyete bozukluklarının varlığı, böyle düşüncelerin ve
hastalığın gelişmesine uygun ortam yaratmaktadır.
* Tedavi şekli nasıldır?
Vücut dismorfik bozukluğu'nun tedavisinde ana yaklaşım, psikoterapi ve
ilaç tedavisidir. Tek başına ilaç tedavisi bu hastalığı iyi etmemektedir.
İlaçlar kişiyi daha yumuşak başlı kılıp takıntılardan uzaklaştırırken,
kişinin terapiye yatkınlığını ve işbirliğini artırır. Bu ilaçlar sayesinde
bedensel takıntılar, gerilim, anksiyete ve depresyon belirtileri ortadan
kaybolurken, kişinin düşüncelerini daha gerçekçi ve kontrollü kılar. Bazı
ileri vakalarda bu ilaçların hayat kurtarıcı yardımları da olur. Bu
vakalar takıntılarının yoğunluğuna bağlı olarak derin bir elem ve acı
içindedir ve intihara kadar gidebilen girişimleri olabilir. İlaçlardan ve
terapiden yararlanırlar. Bu konuda uzmanlaşmış kişilerce uygulanan 'davranış
tedavileri' de yararlı olabilir.
* Beğenilmeyen organların ameliyatla düzeltilmesi,
bu hastalıkta bir çözüm mü?
Gerçekten düzeltilmesi gereken bir kusurun varlığında dermatolojik,
ortopedik veya estetik cerrahi girişimler yararlı olabilir. Bununla
beraber, ameliyat bu kişilerin zihinlerine yerleşmiş olan kalıcı beden
imajı kusurunu ortadan kaldıramamakta, ameliyat sonrasında beklediğini
bulamama, mutsuzluk, ağır depresyon, sosyal izolasyon, içe kapanma veya
doktorlara yönelik paranoid düşünceler gelişebilmektedir.
Dismorfofobi Neden Ortaya Çıkıyor?
* Kültür düzeyi
* Beyindeki kimyasal veya genetik bozukluk
* Cinsel sorunlar
* Çevrenin güzellik anlayışı
* Sosyal etkileşim
NEYE YOL AÇIYOR?
* Depresyon
* Anksiyete
* Obsesif kompülsif bozukluk
* İlişkilerde tatminsizlik
* Özgüven eksikliği
* Yeme bozukluğu
Hastaların
tipikdavranışları neler?
* Kişi en sık saç, cilt, burun, meme, kalça ve baldırlarından rahatsızlık
duyuyor.
* Zamanının büyük çoğunluğunu, ayna karşısında, kusurlu bulduğu bölgeyi
inceleyerek geçiriyor. Bazıları ise, ayna gibi yansıtıcı yüzeylerden
kaçınıyor.
* Kusurlu bulduğu bölgeyi makyaj, şapka, eldiven ve peruk gibi
malzemelerle kamufle etmeye çalışıyor.
* Sık sık nasıl göründüğünü soruyor.
* Sosyal gerekliliklerden kaçıyor.
* Kusurlu bulduğu bölgesini başkalarıyla mukayese ediyor.
* Bedensel kusuruna çözüm bulmak için sık sık dermatologlara, estetik ve
plastik cerrahi uzmanlarına başvuruyor .
* Başvurduğu uzmanlar tarafından psikiyatriste yönlendirildiğinde, ruhsal
sorunu olduğunu reddediyor veya doktor değiştiriyor.
* Kendisini diğer insanların yanında mahcup, ezik ve güvensiz hissediyor.
'İdeal ölçü' isteğipsikolojiyi bozuyor
* Her ikisinde de bedensel takıntılar varolduğuna göre, 'anoreksiya' ile 'dismorfofobik
bozukluk' arasında ortak veya farklı taraflar var mıdır?
Psikiyatrik sınıflandırmada bu iki hastalık farklı başlıklar altındadır; 'dismorfofobi'
somatoform, 'anoreksiya' ise yeme bozuklukları grubundadır. Kanımca, her
ikisinin de kaynağı içselleştirilmiş beden imajındaki bozukluktur. Bu
bozukluk dismorfofobi'de bedenin sınırlı bir bölgesini, anoreksiya'da ise
ideal ölçülerle kıyaslanarak bedenin tümünü hedef alır. Dismorfofobi 120
yıl önce Morselli tarafından bir ruhsal hastalık olarak tanımlandığında,
insanlar biçimsiz ellerini eldivenle, çarpık bacaklarını uzun etekle
gizleyebiliyor, kalın bellerini korseyle daraltabiliyor, fakat
yüzlerindeki kusurları maskeleyemiyorlardı. Bu nedenle, takıntılar ağız,
burun, kaş, göz, saç, cilt gibi yüze ait bir bölge ile ilgili oluyordu.
Anoreksiya'nın ruhsal bir hastalık olarak tanımlandığı yıllarda ise,
özellikle 'kadın bedeni' bütünü ile görünüme açılırken, 'ideal beden imajı'
da her Batılı kadının kafasında yer almaya başlamıştır.Önümüzdeki yıllarda,
farmako-psikoterapiler ve estetik - rekonstrüktif cerrahi imkânları herkes
için kolay ulaşılabilir olduğunda, Çarpık veya böyle olduğu zannedilen
burunlar, sarkık yanaklar, memeler gibi sınırlı ve bölgesel kusur
takıntıları giderek azalacaktır. Fakat normal sınırlar içindeki genetik
beden yapısını aklı ile kabulleneceğine sadece açlıkla değiştirmeye
kalkışan anoreksiya'lıların sayıları korkarım giderek artacaktır.
Sabah