(AA)Erkek çocuklarında kızlara göre 3-4 kat fazla görülen kekemeliğe, genellikle çocuğun yaşadığı aile içi gerilim yol açıyor.
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Rasim Somer Diler’in yaptığı araştırmada, sinirsel bir hastalık olan kekemeliğin, çocuğun yaşadığı gerilimler sonucu oluştuğu belirtildi.
Araştırmada, “konuşma esnasında konuşmanın düzenli bir şekilde
ilerlemesini bozan duraklama, bazı ses ve sözcükleri yineleme ya da bir
heceyi uzatarak söyleme” olarak tanımlanan kekemeliğin, tedavi
edilmediğinde çocuklarda sosyal ortamlardan kaçınmaya yol açıp, kaygı ve
üzüntü konusu olduğu kaydedildi.
Çocuğun küçük yaşta tanık olduğu aile içi gerilimlerin ve tartışmaların
yarattığı stresin beyindeki konuşma merkezini etkilediği ve kekemeliğe
neden olduğu belirtilen araştırmada, kekemelik sorunu yaşayan çocukların
yüzde 40 ile 60’ının ailelerinde de kekemeliğe rastlandığı vurgulandı.
Toplumda yüzde 3 oranında görülen kekemeliğin, erkek çocuklarında kızlara
göre 3-4 kat daha fazla görüldüğü kaydedilen araştırmada, en çok 2-7 yaş
arasında görülen kekemeliğin ortalama 5 yaşında başladığı kaydedilerek,
2-4 yaşları arasında yaşanan kekemeliğin normal karşılandığı ve yüzde
90’ının kendiliğinden düzeldiği belirtildi. Araştırmada, kekemeliğin 1-2
aydan uzun sürdüğü durumlarda, anne babaların zaman kaybetmeden psikiyatra
başvurması gerektiği bildirildi.
AİLELERE ÖNERİLER
Araştırmada, kekemeliğin, davranış düzenlemesi, nefes alıştırmaları,
gevşeme teknikleri ve konuşma terapisi ile tedavi edildiği kaydedilerek,
yurt dışında konuşma terapisti yetiştiren 4 yıllık fakülteler olmasına
karşın Türkiye’de kekemelik çoğu merkezde profesyonel olarak ele
alınmadığı için, konuşma terapisi verecek kişinin eğitiminin ayrıntılı
olarak öğrenilmesi gerektiği vurgulandı.
Kekemeliğin ailelerin anlayışı ve sabrı ile tedavi edilebileceğinin
kaydedildiği araştırmada, ailelere şu önerilerde bulunuldu:
İrkilme, tutulma, tekrar veya uzatma şeklindeki hafif konuşma özürleri
kekemelik olarak nitelendirilmemeli ve çocuğun kendisini kekeme olarak
görmesi engellenerek, bu devreyi tehlikesizce atlatması sağlanmalı.
Çocuğun konuşması üzerine aşırı titizlik gösterilmemeli ve konuşurken
sakin şekilde dinlenmeli. Endişeden uzak olunmalı ve çocuk bir şey
söylemek istediğinde aceleye ve telaşa kapılmadan, konuşmasınakarışmadan,
söyleyebileceği kadar zaman verilmeli. Çocuğun konuşması kesilmemeli ve
yardım edilmemeli. Çocuk konuşurken dudak hareketlerine değil, gözlerine
bakılmalı.
Alay ve acı şakalar disiplin aracı olarak kullanılmamalı, emir verir
şekilde konuşulmamalı. Çocuğa içten ilgi, sevgi ve şefkat gösterilerek
güveni kazanılmalı. İleri kekemelik halinde, çocuğun en az şaşırdığı ve
rahatça konuşabildiği durum ve şartları saptayarak, bu durum ve şartlarda
konuşturulmalı.
Çocuk yorgun ve heyecanlı olduğu zamanlarda ve yavaş konuştuğunda, hızlı
konuşmaya zorlanmamalı ve çocuğun dikkatini konuşması üzerine çekip daha
çok tutulmasına sebep olunmamalı. Kekemelik sinirsel kökene dayadığından,
çocuğun mümkün olduğu kadar sinirlenmemesi, gergin bir duruma girmemesi,
evdeki tartışmalardan ve gergin havadan uzak olması sağlanmalı.