Fibromiyalji Sendromu
KRONİK AĞRI VE YORGUNLUK...
Günümüzde gelişen teknoloji, bir yandan hayatımızı kolaylaştırıp bize
zaman kazandırırken diğer yandan insan üzerinde sinsi bir tehdit
oluşturmaktadır.
İnsan vücudu hareket etmek üzere yaratılmış bir makinedir. Hareket etmeyen
bedende kısa veya uzun dönemde problemler ortaya çıkar. Bu problemlerin en
başında obezite (şişmanlık) gelir. Bununla birlikte vücudun oynak yerleri
olan eklemlerde, vücudun en önemli destek dokularından olan kaslarda ve
sonuç olarak iç organların fonksiyonlarında problemler ortaya çıkar.
Ortaya giderek şişmanlayan, eklemlerin hareketlerinde kısıtlılığı olan,
kaslarında ağrı tarif eden “kondüsyonsuz”, “yorgun”, “halsiz”, “isteksiz”,
“hantal” bir kişi çıkar.
Bu kişiler genç veya yaşlı olabilir. Yaşın ilerlemesi durdurulamaz. Ama
“ihtiyar” gibi görünmek veya yaşamak yerine zinde, sağlıklı, hareketli ve
dolayısı ile kendinden mutlu “yaş”lanmak pekala mümkündür. Bu da düzenli
yapılan egzersizler ve uygun diet ile beslenme zemininde uygulanan fizik
tedavi programları ile mümkündür. Yukarıda bahsedilen halsiz, isteksiz,
yorgun kişilerin büyük bir çoğunluğu zamanlarının önemli bir kısmını
doktor doktor dolaşarak geçirirler.
Basit ağrı kesiciler ile hayatlarını sürdüren bu kişiler uzun dönemde
şikayetlerinden kurtulamadıkları için müzminleşen bu şikayetlerle yaşamaya
devam ederler. Bu yazı onların sorularına yanıt verebilmek amacı ile ele
alınmıştır.
FİBROMİYALJİ
SENDROMU NEDİR?
Fibromiyalji Sendromu, yaygın vücut ağrıları ve halsizlik ile kendini
gösteren bir kronik ağrı sendromudur. En belirgin özelliği yaygın “kas
ağrıları”dır. Hayat kalitesinde belirgin düşüşe neden olur. Hastaların
yaygın vücut ağrılarının yanı sıra halsizlik, yorgunluk, isteksizlik, uyku
bozukluğu ve dolayısı ile “sabah yorgun uyanma” ve “tutukluk” şikayetleri
mevcuttur. Hastalar, yorgunluk nedeni ile işe konsantre olmada güçlük
çekerler. “Sabah yorgun kalkıyorum” diyen hasta, gün boyu da aynı
isteksizlik ve yorgunluk hissi ile bir şey yapmak istemez. Mevsim
değişiklikleri ve özellikle soğuk ile şikayetlerde artış olur. İş gücü
kaybı ve hayat kalitesinde düşüşe neden olur. Bu grup hastalar, kaynağı
teşhis edilemeyen ağrı şikayetleri nedeni ile çeşitli branşların
doktorlarına başvururlar, daha sık operasyon geçirirler. Ancak doğru
teşhis edilemediğinde, şikayetler ağrı kesici ilaçlar ile
geçiştirildiğinde sorun tam olarak giderilemez. Hastaların şikayetleri
kısa bir süre azalmış veya geçmiş gibi gözükse de, bir süre sonra nüks
eder.
NE SIKLIKTA
VE KİMLERDE GÖRÜLÜR?
Görülme sıklığı kadınlarda %3-4 , erkeklerde %0,5 olarak bildirilmiştir.
Hastaların %70-80 kadarı kadınlardır. Her yaş grubunda (çocuklar dahil)
görülebildiği gibi, en sık 30-50 yaş grubunda rastlanmaktadır. Bir
romatolojik hastalığı olanlar (romatoid artrit), enfeksiyöz bir hastalığı
olanlar (viral veya bakteriyel hastalıklar) veya psikiyatrik hastalığı
olanlar (major depresyon gibi) fibromiyalji sendromu açısından risk
taşırlar.
HANGİ
FAKTÖRLER ŞİKAYETLERİ ARTIRIR VEYA BAŞLATIR?
Fibromiyalji Sendormu’nda, hastaların şikayetleri gel-git şeklindedir.
Bazen hiç şikayetleri olmazken, bazı dönemlerde şikayetleri artar.
Fibromiyalji Sendromu’nun ortaya çıkmasını tetikleyen bazı nedenler
mevcuttur:
"viral bir enfeksiyon, fiziksel veya duygusal bir travma (STRES), soğuk ve
nemli hava, mevsim değişiklikleri, yüksek çalışma temposu, gürültü, ilaç"
değişiklikleri gibi.
Hastalar sıcak uygulama, masaj, hafif egzersiler ve tatil yapma ile
rahatladıklarını ifade ederler.
BELİRTİLER VE
BULGULAR NELERDİR?
Vücudun alt ve/veya üst yarısında ağrılar mevcutttur. Ağrılar, vücudun
daha çok kullanılan boyun ve bel bölgelerinde belirgindir. Bu hastalarda
tipik olarak, boyun, sırt bölgesindeki ağrılara başağrısı da eşlik eder.
Mide ağrısı, ağrılı adet dönemleri, nefes almada zorlanma hissi, çarpıntı,
zaman zaman ellerde terleme-titreme- uyuşma-karıncalanma ve şişlik hissi,
gözlerde ve ağızda kuruluk hissi hastaların şikayetleri arasında yer alır.
NASIL TANI
KONUR?
Fibromiyalji sendromunda kan tetkikleri ve radyolojik incelemeler normal
sonuçlar verir. Ancak altta yatan başka hastalıklara da eşlik edebilir (romatoid
artrit, lupus gibi). Laboratuar sonuçlarında anormal değerler söz konusu
olduğunda mutlaka altta yatan patoloji araştırılmalıdır. Yukarıda
bahsedilen şikayetler ve bulgulara ek olarak, vücudun belli bölgelerine (önceden
tanımlanmış 18 hassas nokta) bası uygulandığında ağrı ortaya çıkar ki en
az 11 bölgede ağrının tesbit edilmesi tanı koydurucudur.
HANGİ
HASTALIKLARLA ÖRTÜŞEBİLİR?
Fibromiyalji sendromu, depresyon, migren, kronik yorgunluk sendromu veya
miyofasyal ağrı sendromu gibi hastalıklarla örtüşebilir. Bunlardan birinin
varlığı fibromiyalji sendromunun yok olduğu anlamına gelmez. Yani birarada
da olabilirler. Örneğin yapılan çalışmalar, fibromiyalji hastalarının %
25’de depresyon, % 50’de de migren gözlendiğini ortaya koymuştur.
TEDAVİSİ
NASILDIR?
Bu sendromun tedavisi için multidisipliner bir program düzenlenmelidir. Bu
program içinde, ilaç tedavisinin yanısıra, egzersiz, masaj, fizik tedavi
gibi komplementer tedaviler ve dietin düzenlenmesi yer alır. Gerektiğinde
psikiyatrik destek verilmelidir. Tedavi, ağrıyı ve yorgunluğu azaltmak,
depresif semptomları gidermek ve diğer semptomları en aza indirmek amacı
ile düzenlenir. Burada “azalmış fiziksel aktivite ve artmış ağrı” kısır
döngüsünü kırmak amaçlanır. Tek bir standart tedavi yolu yoktur:
Kişi “fibromiyalji sendromu” hakkında bilgilendirilmelidir.
Kişiye özel fiziksel egzersiz programı düzenlenmelidir.
Uyku problemi çözülmelidir.
Ağrı ve katılık çözülmelidir; kişinin rahatlaması ve gevşemesi için
gerektiğinde fiziksel ajanlar ve relaksasyon teknikleri kullanılmalıdır.
Stres faktörleri ile başa çıkma veya dayanma gücünü artırmaya yönelik
faktörler üzerinde durulmalıdır.
Önerilen ilaç tedavisi, ağrı ve uyku problemine yönelik olmalıdır.
Dolayısı ile ağrı kesici ilaçlar, tedavi için yetersizdir. Tedavide, uygun
doz ve sürede, doktor kontrolünde antidepresan ilaçlar kullanılmalıdır.
Fibromiyalji Sendromu olan kişiler uzun süreli hareketsizlik nedeni ile
kondüsyonsuz olduklarından, egzersiz programına yoğun şekilde
başlamamalıdır. Ancak, zamanla istenen hedefe yavaş yavaş ulaşmalıdırlar.
Hedef, haftada en az 3 gün yarım saatten az olmamak kaydı ile yürüme,
bisiklete binme veya yüzme gibi sporları devamlı yapabiliyor olmaktır.
Egzersiz programından önce ısınma ve sonrasında soğuma egzersizleri
yapılmalıdır. Böylece spor yaralanmalarından korunma sağlanır. Yapılan
egzersizler hastanın kaslarında güçlenme yaparak, oturma veya ayakta durma
sırasındaki duruşu düzeltir. Bu da kasların dengeli çalışması anlamına
gelir.
Uzm.Dr. Burcu Sönmez
Türkiye Hastanesi
Fizik Tedavi Ve Rehabilitasyon
Kaynak: www.erecete.com