ŞEKER HASTALIĞI VE YAŞAM
Diabet ( şeker hastalığı) kronik bir hastalık olup hayat boyu tedavi gerektirir. En basit teşhis bir damla kan ile yapılabilen açlık kan şekeri ölçümüdür. Şeker hastalığının birkaç nedeni vardır. Bunun sebebi vücudun glikozu yeterli seviyede kullanamamasıdır. Vücuttaki insülin hormonu yetersiz kalmakta ya da görevini tam anlamıyla yerine getirememektedir.
Bu hastalıkta
sadece kandaki şeker oranı değil idrardaki şeker oranı da yüksek miktarda
bulunabilir. Diabet hastalığı 3500 yıldır bilinmektedir. Günümüzde dünyada
milyonlarca kişi bu hastalıkla yaşamaktadırlar. Bu hastaların 1/3'lik bölümü ise
tip 2 adı verilen diabet rahatsızlığı ile yaşamaktadırlar. 2 çeşit diabet şekli
vardır. Tip 1 olarak adlandırılan türde vücut insülin üretemez. Bu rahatsızlık
genelde çocukluk veya ergenlik dönemlerinde başlar. Hastalığı kontrol altına
almak için diabet dietleri ve insülin iğneleri kullanılabilir. Tip 2
rahatsızlığında ise vücut yeterli derecede insülin üretemez veya üretilen
insülin yeterli derecede kullanılamaz. Bu rahatsızlıklar genelde yaşı ilerlemiş
yetişkinler ve 40 yaşın üstündeki insanlarda görülür.
Glikoz vücutta enerjiye çevrilir. Glikoz tatlı içeren besinler, şekerli besinler
veya patates, ekmek gibi nişastalı besinlerde bulunur. Ayrıca karaciğer de,
glikoz üretimine yardımcı olur. Normal durumlarda pankreas tarafından üretilen ,insülin
hormonu kandaki glikoz oranını dengede tutar. İnsülin hormonu hücrelerin kandan
yeterli derecede glikozu enerji için almalarını sağlar. Bu hormon ayrıca
karaciğerin artık glikoz miktarını emerek saklamasını da sağlar. Normal bir
yemekten sonra kandaki şeker oranı artar ve bu da insülin salgılanmasını
tetikler. Kandaki glikoz oranı düştüğünde ise insülin oranı da düşer. Pankreas
tarafından üretilen ikinci bir hormon ise glukagondur. Bu hormon vücutta glikoz
ihtiyacı olduğunda karaciğerin glikoz salgılamasını sağlar. İnsülin pankreasta
üretilir ve burda saklanır. Pankreas midenin arka kısmında yer alır ve insülin
üretmekten başka, besinlerin hazmedilmesi için de enzimler üretir. Bu enzimler;
yağları sindiren lipaz ve nişastalı besinleri sindiren amilazdır. Pankreas
ayrıca mide asidini zararsız hale getiren bikarbonat da salgılar.
Diabet
tedavisinin iki temel yolu vardır. Diabeti kontrol altına almak ve yan
etkilerini önleyebilmek. Kanda glikozun artması kanın akışkanlığını azaltır.
Kılcal damarların ve hücrelerin beslenmesi bu nedenle aksar. Diabet hastalarında
dokuların beslenememesinden kaynaklanan doku ölümleri kendini diabetik ayak gibi
iyileşmesi zor ikincil sorunlara neden olur.
Ayakta çıkan bu yaralarda, zaten doku beslenmesinin kötü olması nedeniyle,
iyileşme süreci oldukça uzar. Bu nedenle diabetli kişilerin ayakkabı
seçimlerinde, keskin aletlerle yapılan işlerde ve enfeksiyon nedenli yaraların
bakımında oldukça dikkatli olmaları gerekmektedir. Ancak diabetin kalıcı bir
tedavisi yoktur, sadece kontrol altına alınabilir. Her iki tip diabet hastalığı
da kalp rahatsızlıkları, kalp krizleri, körlük, karaciğer hasarları veya sinir
sistemi bozuklukları gibi rahatsızlıklara neden olabilir. Kan şekerinin kontrol
altına alınması bu kötü sonuçlardan korunmamızı sağlar.
Tedavi şekli diabetin tipine göre değişiklik gösterir. Her iki tipte de düzenli
diet önemli bir role sahiptir. Kan şekerini belli sınırlarda tutmak için doktor
tavsiyesinde uyulması gereken dietler vardır. Diabet hastalarının düzensiz
beslenmeleri kan şekerinin ya çok düşmesine (hipoglisemi) ya da çok artmasına (hiperglisemi)
neden olur. Diabet hastaları günün belirli saatlerinde kan örnekleri alarak
şeker kontrolünü kendi kendilerine yapabilirler. Hatta bazı durumlarda idrar
testi bile yeterli bir sonuç yaratabilir.
Diabet hastaları kilolarına da dikkat etmek zorundadırlar. Yürüyüş, yüzme,
bisiklet ve bunlara benzeyen hafif egzersizler vücuttaki kiloyu ideal bir
seviyede tutar ve kandaki şeker oranının istenilen seviyelere ulaşmasına
yardımcı olur. Bunun yanında sigara tüketimi ve alkol, diabet hastalığı için
tehlikeli etkenlerdir. Diabet hastası kesinlikle alkol ve sigara içmemelidir. Örneğin diabet hastası aç karnına
alkol aldığında hipoglisemi riski artar. Diabet, sağlıklı bir diyetle kontrol
altına alınabilir. Alınan besinlerin yağ oranı düşük olmalı ve lifli besinler(
meyve ve sebzeler) seçilmelidir. Şeker kesinlikle tüketilmemeli, çikolata, pasta
ve benzeri şekerli gıdalardan uzak durulmalıdır. Tüm bunlara bağlı olarak
yapılan diyetteki tuz oranı da azaltılmalıdır. Tuz kan basıncını
yükselteceğinden, kalp rahatsızlıklarına sebep olabilir.
Kan basıncı ve tansiyon sık zaman aralıkları ile ölçülmeli ve 140/80 oranının
altında olmalıdır. Yüksek kolestrol, damarlar ve kalp için risk taşıdığından,
kan kolesterol seviyesi normal sınırlarda tutulmalı, gerekli kontroller düzenli
aralıklarla yapılmalıdır.
Hipoglisemi, kandaki şeker oranının normal sınırların altına düşmesi durumudur.
Hipo insülin enjeksiyonundan sonra, ağız yoluyla alınan diabet ilaçlarından
sonra, gerekli bir öğünün alınmamaması durumunda veya ağır bir egzersizden sonra
oluşabilir. Belirtileri yorgunluk, titreme, terleme, açlık ve çeşitli
rahatsızlıklardır. Bu durum az oranda şeker alınması ile giderilebilir. Kandaki
şeker oranı yüksek sınırlara kadar düştüyse kişiye acilen sıvı şekilde şekerli
içecekler verilmelidir. Bazı durumlarda kişinin bilinci kaybolabilir. Acilen
glukagon enjekte edilmeli ve kandaki glikoz oranı artırılmalıdır.
Diabet hastaları üzerlerinde hastalıkları ile ilgili bilgiler içeren bir kart
taşımalıdırlar. Bu kartta kişinin diabet tipi, ilk yardım koşulları ve doktoru
hakkında bilgiler bulunmalıdır. Hasta aşırı susuzluk çekiyor, sık idrara çıkıyor
ve yorgunluktan şikayet ediyor ise bu kandaki glikoz oranının artığının(hiperglisemi)
bir göstergesi olabilir. Vücutta su kaybı artacağından dolayı hastalık tehlikeli
boyutlara ulaşabilir. Böyle durumlarda hasta acilen hastaneye kaldırılmalı ve
doktor kontrolüne alınmalıdır.
