Merkezi sinir sistemini oluşturan beyin, beyincik ve omurilik gibi yapıları etkileyen ve genç erişkinlerde görülen Multipl Skleroz (MS); aslında, ‘bir hastalık’ değil, ‘hastalıklar grubu.’

Bağışıklık sisteminin bir şaşkınlığı sonucu oluşan ve merkezi sinir sistemini
etkileyen MS hastalığında; beyin, beyincik ve omurilikte seyreden sinir
lifleri ve onların etrafındaki kılıflar etkilenmektedir.
MS’in, gelişim süreci içerisinde çok farklı seyreden ya da hastadan hastaya
büyük farkların görülebileceği değişik tipleri bulunmaktadır. MS, hastaların
bir bölümünde kısmi de olsa özüre neden olduğu için özellikle gençler arasında
kazalar dışında nörolojik özüre en fazla sebep olan sinir sistemi hastalığı
olarak kabul edilmektedir. Öldürücü bir hastalık olmayan MS, bulaşıcı da
değildir. MS için kalıtsal bir hastalık demek doğru değildir.
MS’in nedeni veya seyrini etkileyen faktörler kesin olarak belli olmayıp;
bugüne kadar virüsler, bakteriler ve toksik gibi bazı etkenler öne sürülmüş,
ancak bu etkenlerin hiçbiri kanıtlanmamıştır. Nörolojik belirtiler ile gelişen
ve daha sonra duraklayıp; düzelme sürecine giren hastalık dönemlerine atak
denilmektedir. MS’li hastaların çoğunda yüzde 85, hatta yüzde 90’ında hastalık
bu ataklar ile başlamaktadır. Hastaların yüzde 10 ile 15 kadarında ise MS,
başlangıçtan itibaren, uzun yıllar boyunca ilerleyerek seyretmektedir. MS’in
ataklar ile seyrettiği durumlarda da hastalık aynı şekilde ilerleyici hale
dönüşebilmektedir.
Hastalığın görülme sıklığı
Sıcak bölgelerde çok daha az rastlanılan MS, ekvator kuşağında neredeyse hiç
görülmez. Buna karşılık hem kuzey, hem de güney yarım kürede; kutuplara
yaklaştıkça hastalık oranının giderek arttığı görülmektedir. Örneğin Akdeniz
Bölgesi’nde İtalya’da ve İspanya’da 100.000 kişi içerisinde 50 ilâ 60 kişide
MS görünürken; bu oran Almanya’da 100.000’de 80’e, İngiltere ya da İskandinav
ülkelerinde ise 100.000’de 100-120 gibi rakamlara yükselmektedir. ABD’nin
kuzey kesimleri ile Kanada’nın bazı yerlerinde MS hastalığının görülme sıklığı
100.000’de 200’e kadar ulaşabilmektedir. Coğrafi yerleşimden bağımsız olarak,
bazı ırklarda -özellikle sarı ırktan olanlarda daha az MS’li vaka
görülmektedir.
En çok görüldüğü grup
Kadınlarda
20-40 yaşları arasındaki genç erişkinlerde
Beyaz ırktan olanlarda
Ilıman ve soğuk iklim kuşağında yaşayanlarda (Kuzey ülkelerinde daha sık görülür ve ekvator kuşağına yaklaştıkça azalır.)
Ailesinde MS olanlarda
Sosyo-kültürel ve ekonomik düzeyi yüksek olanlarda daha sık görülmektedir.
VÜCUT KENDİ DOKUSUNU YABANCI GİBİ ALGILAR
Vücut kendinden olan dokuyu yabancı gibi algılayıp, ona karşı bir
reaksiyon oluşturmakta ve söz konusu dokuda hasar ortaya çıkarmaktadır. Bu
dokular sinir lifleri ve kılıfları oluşturduğu için kola, göze, bacağa giden
iletilerde aksama meydana gelmektedir. Bu aksama sonucunda ise görme kaybı
veya bulanıklık; kol, el ve bazen hem kol hem de bacakta güçsüzlük; yürüyüşte
bozulmalar ve dengesizlik ile konuşmada ağırlaşma ve peltekleşme ortaya
çıkabilmektedir. Bağışıklık sistemindeki şaşkınlık sonucu vücut kendi dokusuna
bir zarar verdiği için MS’e ait belirtiler genellikle geçicidir. Çünkü vücut
bir süre sonra bu yanlışlığı fark ederek, kendini düzeltilmeye çalışmakta ve
sonuçta iyileşme sürecine girilmektedir.
Belirtiler
Hastalığın ilk belirtileri; gözde görme kaybı veya bulanıklığı, çift görme,
konuşmada zorluk, kol ve/veya bacakta güçsüzlük ve uyuşukluk, ellerde titreme,
yürüme güçlüğü veya dengesizlik, ince hareketlerde beceri kaybı şeklinde
olabilmektedir. Ancak bu belirtilerin, tek başlarına MS hastalığına özgü
olmayıp; nörolojik kökenli veya diğer birçok hastalıkta da görülebileceği
unutulmamalıdır.
BELİRTİLER MS’E ÖZGÜ DEĞİL
Sözü edilen belirtilerin hiçbiri aslında MS hastalığına özgü değildir. Bu
belirtiler sık görülebilen ve farklı nedenlerle ortaya çıkabilen
belirtilerdir. Görme bozukluğunun ortaya çıkması göze ait bir neden yüzünden
de, başka nörolojik bir neden yüzünden de olabilir. Aynı şekilde kol ve
bacakta güçsüzlük, yürümede dengesizlik gibi belirtilerin hepsi çok çeşitli
nörolojik hastalıklarda görülebilmektedir. Bu nedenle özellikle kişinin günlük
yaşamını etkileyecek boyutta nörolojik belirtiler ile karşılaşıldığı zaman, bu
durum bir nörolog tarafından değerlendirilmelidir.
Bir nörolog MS’ten şüphelendiğinde genellikle ilk başvurduğu inceleme yöntemi
Magnetik Rezonans Görüntüleme’dir (MRG). MRG incelemesi sonucunda; beyin veya
omurilikteki değişikliklerin yüzde 95-100 oranında hastalıkla uyumlu olması
durumunda, MS tanısı konulabilmektedir. Tanıyı doğrulamak, güçlendirmek ve
hastalık ile ilgili bazı ayrıntılı bilgileri almak söz konusu olduğunda;
belden su alma yoluna da gidilebilmektedir. ‘Uyarılmış potansiyeller’ denen
elektrofizyolojik yöntemler ise hastalığın, sinir sistemindeki bazı yapıları
ne denli etkilediğini göstermektedir.
MS’İN TEDAVİSİ BİR EKİP İŞİ OLARAK ALGILANMALI
Atak Tedavisi
Tedavi yöntemlerinden biri olan atakların tedavisinde; yüksek doz kortizon
(günde 1.000 mg methylprednisolone, 100 cc serum içinde) kullanılmaktadır.
Ancak uygulama süresi ve doz miktarı sağlık merkezine göre 3-10 gün arasında
değişiklik gösterebilmektedir. Serum tedavisinden sonra ağızdan kortizon
uygulaması şart değildir. Serum ile verilen yüksek doz kortizon, sanılanın
aksine genellikle ciddi bir yan etkiye yol açmaz. Ancak tedavi sırasında
hastanın tuzsuz yemesine ve tatlı yememesine dikkat edilmesi gerekmektedir.
Bunun yanında bazen ‘ACTH’ içeren ve gene vücudun kortizon salgılamasını
düzenleyen bir diğer tedavi seçeneği de uygulanabilmektedir.
Atak tedavisinde tüm MS ataklarının tedavi edilmesine gerek duyulmayabilir.
Hafif geçirilen ataklar ya da başka bir deyişle kişinin günlük yaşam
aktivitelerini engellemeyen, çok rahatsızlık vermeyen atakların tedavi
edilmesi her zaman gerekmeyebilir. Bazı ataklar tedavi edilmeden kendiliğinden
düzelme gösterebilir. Bununla birlikte kortizon tedavisi, atakların daha çabuk
sürede düzelmesini sağlamaktadır. Çok ağır ve başka hiçbir tedaviye yanıt
vermeyen nadir ataklarda ise plazmaferez denilen özel bir tedavi şekli
uygulanabilmektedir.
Semptomatik tedavi yöntemleri
Hastalığa bağlı olarak gelişen bazı belirtilere ve sekellere yönelik atak
tedavisi dışında ‘semptomatik tedavi’ denilen yöntemler kullanılmaktadır.
Örneğin, zaman zaman bacaklarda görülen kasılmalar ve sertlikler, ilaçlar ve
özellikle fizyoterapi tedavi yöntemleri ile tedavi edilebilmektedir. ‘Fatigue’
olarak adlandırılan ve kolay yorulabilme veya halsizlik halleri belirtisi
veren MS’li hastalarının bir kısmında yine birtakım ilaçlar
kullanılabilmektedir. Rehabilitasyon uygulamaları MS ile ilgili bazı hareket
kısıtlılıklarında çok yararlı sonuçlar verebilmektedir. Mesane fonksiyon
bozuklukları ile diğer belirtilere yönelik başka ilaçlar ve yaklaşımlar da
bulunmaktadır.
Koruyucu tedaviler
Koruyucu (immunmodulatör-bağışıklık sistemini düzenleyen) ilaçların kullanımı,
MS tedavisindeki en önemli gelişmelerden biridir. Günümüzde MS’in ilerlemesini
yavaşlatmak ya da atakların sıklığını ve şiddetini azaltmak için dört ilaç
kullanılmaktadır. Bu ilaçların üçü ‘interferon beta’ grubu ilaçlar olup,
bunlar ilacın özelliğine göre gün aşırı (cilt-altı) veya haftada bir (kas-içi)
uygulama yapılmaktadır. Glatiremar asetat adını verilen diğer bir grup ilaç
ise her gün (cilt-altı) uygulanmaktadır. Bu ilaçların her MS’lide aynı etkiyi
göstereceği ya da her MS’liye verilmesi gerektiği söylenememekle birlikte;
MS’li kişilerin bir kısmında hastalığı bu tedavilerle kontrol altına almak
mümkün olmaktadır. Bu ilaçların yanında hastalığın yavaşlatılmasına veya
durdurulmasına yönelik yeni ilaçlarla ilgili çalışmalar da sürdürülmektedir.
Koruyucu ilaçların son derece pahalı oldukları ve kullanımına başlama kararı
verildikten sonra kullanımın yıllarca sürdürülmesi gerekeceği unutulmamalıdır.
Diğer tedaviler
Hastalığın sık ataklı ve ilerleyici şekillerinde ‘immunsupressif’ denilen
bağışıklık sistemini baskılayarak etki gösteren ilaçlar kullanılabilmektedir.
Bu grup ilaçların bağışıklık sistemini düzenleyici etkileri de olduğu
varsayılmaktadır.
MS
Hastaları İçin Merkez Açılıyor
MS hastalarının yaşamlarını daha rahat sürdürebilmeleri için İstanbul'da bir
rehabilitasyon merkezi açılıyor.
Ancak, bu merkezin hizmete açılması biraz da sizin elinizde.
MS, beynin ya da omuriliğin herhangi bir yerinin etkilenmesi sonucu o
etkilenmiş bölgeye ait fonksiyonların geçici olarak aksaması olarak karşımıza
çıkıyor. Önemi, tekrarlıyor olması. Yani özürlülük geliştiriyor olması ve genç
yaşta çıkıyor olması.
Türkiye'de 35 bin MS hastası olduğu biliniyor.
En önemlisi de bağışıklık sisteminin sürekli güçlü tutulması.
Türkiye MS Derneği'nce, rehabilitasyonun önemi düşünülerek bir merkez
yapılmaya başlandı. Merkezin bitirilmesi ise gelen yardımlarla mümkün
olabilecek.