Estetik kelimesi günümüzde
sadece “güzellik ameliyatlarıyla” gündeme gelse de, aslında hayatımızda olması
gereken bir kavramdır.
Başkaları ne anlar nasıl
uygular bilemeyiz; ancak bir Müslüman kâinatta gördüğü muhteşem güzellik ve
estetiği kendi küçük hanesinde de yansıtabilir. O kadar kalabalığı içinde
kâinat muhteşem bir tablo ve sergi sarayı hükmündedir. Göz alıcı güzellikler,
su altından gökyüzüne kadar insanoğlunun gözlerini kamaştırır. İslam her
bakımdan güzellik dinidir. Allah’ın sıfatlarından birisi de ‘Cemil’dir.
Aslında en büyük sanatkâr
Allah’tır (cc). O’nun yarattıklarındaki sanatı hiçbir kul vücuda
getirememiştir, bundan sonra da getirmeye muktedir olamayacaktır. Rabb’imiz
bir ayetinde mahlûkatındaki eşsiz güzelliğe dair şöyle buyurmaktadır: “Allah
yarattığı her şeyi güzel yaratandır.”(Secde 32/7) Yüce Allah yarattıklarında
güzelliği ve zarafeti hikmetle buluşturmuş, bu iki unsur arasında eşsiz bir
bütünlük sağlamıştır. Kâinata, gökyüzüne, yeryüzüne, dağlara, denizlere,
ovalara, vadilere baktığımızda, bu zarafetin, uyumun, hatta kusursuzluğun
bütün boyutlarını açıkça görebiliriz.
“Allah güzeldir, güzeli sever”
hadis-i şerifi İslam’ın güzellik anlayışını özetlemektedir. Fakat bu inanç
sistemi, güzelliği sadelikle buluşturmayı esas almıştır. İnsanoğlu yaratılışa
dair sanat ve hüner arıyorsa öncelikle aynaya bakması gerekli ve yeterlidir.
Çünkü gerçek sanat, insanın dışa açılan penceresi olan suretinde bütün
çıplaklığıyla teşhir edilmiştir.
Ailem dergisinden
alınmıştır.

Ailem dergisini Pdf Formatında indirin.