Ben küçük mü küçücük, yaramaz mı yaramaz Ayşecik isminde bir kızım. Aynı zamanda evin sevimli afacanıyım. Ben artık büyüdüm. Tam 2,5 yaşına adım attım ama beni bekleyen bir sürprizden habersizdim.

Aslında ilk günler yatağımda yatıp “mışıl mışıl” uyumak çok hoşuma gidiyordu.
Ama sonraki günler öyle olmamıştı. Her akşam yatağıma ağlayarak gitmeye
başlamıştım. Akşam yatma vakti gelince benim gülen yüzüm de solmuş bir çiçeğe
benziyordu.
Bu durumdan ben de, annem de rahatsız olmaya başladık. Bir akşam sonra annemle
babam beni yatağıma kadar getirdi. Pijamalarımı giymiş, dişlerimi
fırçalamıştım, “cup” diye yatağıma atladım. Buraya kadar her şey çok güzeldi.
Ama kendi yatağıma değil de annemin ve babamın yatağına atlasaydım daha mutlu
olacaktım. Neden diye sorarsanız, onlarla konuşurken bir de bakıyorum ki uyku
gelmiş kapıyı çalmış. Kırmızı başlıklı kız, “iyi geceler” diyor. Yalnız
kalmıyorum. Tek başıma uyuyunca bir masal anlatanım bile olmuyor. Canım
sıkılıyor.
Annem ve babam bu konuyu uzun uzun düşünüp bir karar almış olmalılar. Ben
uyumadan önce annem baş ucuma geliyor. Babam da gazetesini benim odamda
okuyor. Annem bana birbirinden güzel masallar anlatıyor. Masal biter bitmez
benim uyku kapıyı “tık tık” çalıyor. Annem bir yanımda, babam da bir yanımda.
Keloğlan, “iyi geceler” deyip masal kitabımın arasına bir dahaki akşama kadar
uyumak için giriyor. Ben de huzur içinde mışıl mışıl uyuyorum. Hem korkusuz
hem de rahat bir uyku çekiyorum. Aslında insanın kendi odası ve yatağı gibisi
yok. Bir de annemin sesi olunca bundan daha iyisi hiç yok. Sizce de öyle değil
mi?
Ailem dergisinden alınmıştır.

Ailem dergisini Pdf Formatında indirin.