Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fulya Tanyeri, diyabet hastalığının önemine değinerek, "Glikozun damarların işlevlerini bozunca, bu damarlardan beslenen organlarda iş göremez hale gelir" dedi.
yetersiz hatta yoktur. Tip 2 diyabette ise vücut insülin üretir, ancak
insüline duyarlılık azalmıştır. İleri dönemlerde insülin yetersizliği de
tabloya eşlik edebilir. Tip 2 diyabetli hastalar, tip 1 diyabette etkisi
olmayan insülin duyarlılığını ya da salınımını artıran ilaçlardan yarar
görebilirler. Çocukluk yaş grubunda tip1, erişkin yaş grubunda tip 2 diyabet
daha sık görülür. Sadece gebelik dönemlerinde ortaya çıkan diyabet türü de
vardır" diye konuştu.
Diyabeti ortadan kaldıracak bir tedavi yönteminin olmadığını ifade eden
Tanyeri, "Tedavideki amaç kan şekerini kontrol altına alarak diyabetin yol
açabileceği istenmeyen etkilerden korunmaktır. İlaç tedavisinde tip 1
diyabetin tek ilacı insülindir. Her hasta için seçilecek insülin tipi, dozu ve
enjeksiyon sayısı farklıdır. Hatta aynı hastada dahi insülin rejimi
değiştirilebilir. Beslenme planlanmasında diyabetli hastalar kan şekerini
hızla yükselten gıdaları tüketmemelidir. Tatlılardan, şekerli
yiyeceklerden uzak durulması gerekir. Egzersiz sırasında enerji dolayısıyla
glikoz tüketilir. Bu nedenle her gün düzenli egzersiz yapılması kan şekerinin
kontrol altına alınmasında çok yardımcıdır. Tüm diyabetliler hastalıkları
hakkında yeterli bilgi sahibi olmalıdır. Ancak bu sayede diyabetin istenmeyen
etkilerini tanıyabilir ve onlardan korunabilirler" diye konuştu.
Glikozun yaşam için çok gerekli, vazgeçilemez bir madde olduğunu dile getiren
Tanyeri, "Ancak kandaki miktarı normal düzeyleri aşınca zayıfta olsa zehir
etkisi gösterir. Özellikle damarlarımızın yapısında bulunan proteinlere
bağlanarak geçirgenliğini ve işlevlerini bozar. Kan şekeri ne kadar yüksekse
ne kadar uzun süre yüksek kalırsa bu etki o kadar fazla olur. Damarlarımız
tarlaları sulayan kanallar gibi organlarımızı besler. İşlevleri bozulunca bu
damarlardan beslenen organlarda iş göremez hale gelir.
Kan şekeri iyi kontrol altına alınamamış hastalarda bu nedenle böbrek
yetmezliği, görme bozukluğu ortaya çıkabilir. Sinir hücrelerinin etkilenmesi
sonucu ellerde ayaklarda uyuşmalar, karıncalanmalar görülür. Dokuların iyi
beslenememesi sonucu yara iyileşmeleri gecikir. Özellikle ayaklarda
iyileşmeyen yaralar ortaya çıkabilir" şeklinde konuştu.
Tanyeli, insülün enjeksiyonu ve tedavi yöntemlerinde gelişmeler olduğunu,
birçok kolaylığın hastalara sağlandığını da sözlerine ekledi.
İHA