ÖSS uzun ve zor bir maraton. Artık hazırlıklar ilkokul seviyesinde başlıyor. 2006’nın ÖSS şampiyonlarına başarının sırrını sorduk. Eminiz ki onların hikayeleri birçok öğrenciye rehber olacaktır.

Şu günlerde yüz binlerce öğrenci seneye bir üniversite amfisinde oturabilmek
ve geleceği adına iyi bir eğitime kavuşabilmek için hayaller kuruyor. Eğer
hayallerinizi gerçeğin kendisiyle yüz yüze getirmezseniz o pembe hayallerin
kara bir kâbusa dönüşmesini engelleyemezsiniz. O halde tecrübelere kulak
vermeli, bu yollardan geçmiş insanları dikkatle dinlemeli. Ailem dergisi
olarak öğrencilere çok sıcak tecrübeler sunmak için geçen yılın ÖSS’de
dereceye girmiş öğrencilerini sizlerle bir kez daha buluşturmayı düşündük.
Burak Eryiğit (Söz-2 puan türünde birinci), Mert İlker Hayıroğlu (Eşit
ağırlık-2 puan türünde beşinci), Ahmet Celiloğlu (Söz-2 puan türünde
dördüncü), Furkan Sakar (Söz-1 puan türünde üçüncü), Yusuf Akbulut (Söz-2 puan
türünde beşinci) tecrübelerini sizler için anlattı.

1. Düzenli ve planlı çalışma başarıya ulaştırır
Furkan Sakar, lise 1’in başında çalışmaya başladığını ve okuldan eve
geldiğinde her gün dört saat çalıştığını söylüyor. “Fırsat buldukça okulda
test çözüyordum. Lise 1 ve 2’nci sınıfın yazında okulda gördüğüm konuları
içeren kitapları bitirdim. Lise 3. sınıfta tempom yoğunlaştı.” diyen Sakar,
şubat tatili gibi okulun olmadığı zamanları bir fırsat olarak değerlendirip,
daha yoğun çalıştığını anlatıyor. Furkan bu arada okuldaki sınavlara da önem
verdiğini ve ortaöğretim notunu da yüksek tutmaya çalıştığını anlatıyor. Okul
sınavlarına çalıştıktan sonra o konularla ilgili test çözülmesi ise Furkan’ın
tavsiyelerinden.
2. Hedef belirlemek motivasyonu artırıyor
Bu yoğun tempo içerisinde motivasyonlarını dengede tutmalarının tek bir
formülü var: Kısa ve uzun vadeli hedeflere sahip olmaları. Mert İlker
Hayıroğlu, bu durumu, “Motivasyonumu koruyabilmek için hep bir sonraki deneme
sınavına yönelik çalışırdım. Hedef belirlerdim.” şeklinde özetliyor.
3. TV ve bilgisayar, ders çalışmayı engeller
Ders çalışmayı, televizyon ve bilgisayarla vakit geçirmeye tercih etmeleri,
başarıya ulaştıran bir diğer faktör. Burak Eryiğit, televizyon izlemeye
sekizinci sınıftayken sınır koyduğunu ve bu sınırı aşmamaya özen gösterdiğini
vurguluyor.
4. Düzenli hayat ve uyku çok önemli
Sınava hazırlanırken düzenli bir yaşam sürdürmeye dikkat edilmesi gerektiğinin
altını çizen Ahmet Celiloğlu, uyku bozuklukları ve düzensizlikler, bilgisayar
ve televizyon gibi ilgiyi dağıtacak unsurları başarısızlığın temel nedenleri
olarak özetliyor. Sınava hazırlandığı dönemde 6-7 saatlik düzenli uyumaya
dikkat ettiğini vurguluyor.
5. Özel taktikler her zaman işe yarar
Burak Eryiğit, “Sınava en iyi olduğum dersten başladım. Saatimi çıkartıp,
masaya koydum. Hangi derse ne kadar vakit ayıracağımı sınavdan önce girdiğim
denemelerde tespit etmiştim. Herhangi bir testte süreyi daha az kullanırsam,
not alır, başka bir testte bu süreyi değerlendirirdim. Sorular beni oyalar ve
süreyi fazla kullanırsam, yine not alır, diğer testte hızlanırdım. Adaylar
alternatif üretebilmeli ve sınavda uygulayacakları taktikleri deneme
sınavlarında belirlemelidir.” diye konuşuyor.

6. Bedeninizden çok zihninizi dinlendirin
Dinlenme vakitlerini verimli bir şekilde geçirmeleri, bu vakitlerde
bedenlerinden çok zihinlerini dinlendirmeye dikkat etmeleri şampiyonların bir
başka ortak noktası. Yusuf Akbulut, dinlenme vakitlerini nasıl geçirdiğini şu
cümlelerle özetliyor: “Arkadaşlarla rahatlatıcı sohbetler yapardık.”
Burak Eryiğit, güncellenen bilgilerin hatırlanacağına dikkat çekiyor ve devam
ediyor: “Dinlenirken yaptığımız sohbetlerde, edebiyat dersindeki eserleri ve
yazarlarını birbirimize sorardık. Böylece hem ders eğlenceli hale gelirdi hem
de tekrar ettiğimiz için unutmazdık.”
7. Başarının formülü yüzyıllardır aynı
Şampiyonlara ‘başarının formülü nedir?’ diye sorduğumuzda Burak Eryiğit,
“Başarı konusunda hep aynı şeyler söylendi; çünkü başarının çalışmak dışında
bir formülü yok.” şeklinde cevap veriyor.
Furkan Sakar, başarının formülünü düzenli ve disiplinli çalışma, dershaneye
giderek bir uzmandan destek alma ve kötü alışkanlıkların terk edilmesi olarak
özetliyor.
Mert İlker Hayıroğlu’na göre, başarılı olmada düzenli çalışmanın yanında
dikkat ve diğer adaylarla rekabet önemli bir rol oynuyor.
Ahmet Celiloğlu ve Yusuf Akbulut, başarı konusunda aynı formülü vurguluyor:
“Düzenli çalışma, ümit var olma, iyi bir arkadaş ve aile ortamı, başarının
olmazsa olmazları.”
8. Heyecan normal; ama aşırı kaygı yanlışı artırır
Yüksek derecede kaygı taşıyan adaylar, sınavda bildikleri sorularda bile
yanlış yapabiliyorlar.
Kaygıyı doğal bir süreç olarak gören Burak Eryiğit, sözlerine şöyle devam
ediyor: “Heyecan mutlaka olur. Önemli olan heyecanı ne kadar hızlı
atabildiğinizdir. Deneme sınavlarına ÖSS’ye giriyormuş gibi girer ve yapmanız
gerekenleri yaptığınıza inanırsanız, heyecanı üzerinizden daha çabuk
atarsınız.”
Yusuf Akbulut; ilk 15 dakikada heyecanlandığını; ama daha sonra heyecanını
yendiğini söylüyor.
Furkan Sakar’ın matematikteki bir soruyu bölme işlemini yapmayı unuttuğu için
kaçırdığını anlatması; heyecanın tüm adaylar için doğal bir durum olduğunu,
konuları bilen öğrencilerin heyecandan kaynaklanan hataları daha az yaptığını
gösteriyor.
9. Denemeler, gerçek sınava hazırlar
Mert İlker Hayıroğlu: “Sınava girdiğimde içim rahattı. Çünkü elimden geleni
yapmıştım. Bu nedenle kaygım orta düzeydeydi. Soruları çözerken her şıkka
değer verirdim.”
Furkan Sakar: “Deneme sınavlarında farklı taktikler kullanarak, en doğru
taktiği belirledim. Yapamadığım sorulara takılmayarak, boş bırakıyor, sonra
dönüp bakıyordum. Sınavı alıştığım şekilde çözdüm. Farklı taktik denemedim.”
Yusuf Akbulut: “Deneme sınavlarını ÖSS’ye basamak olarak görüyor, sınav
sonunda eksiklerimi tespit ederek, yeni taktikler geliştiriyordum.”
Ahmet Celiloğlu: “Sınavda amacım çözebildiğim en fazla soruyu çözmekti. Bu
nedenle yıl içinde deneme sınavlarından erken çıkmayarak, tüm vaktimi
değerlendirirdim.
Sözel ve sayısal derslere farklı tekniklerle çalıştığını vurgulayan Burak
Eryiğit, sözel derslerde belli aralıklarla konu tekrarı yapmaya özen
gösterdiğini, sayısal derslerde ise daha çok soru çözmeye yöneldiğini
belirtiyor. Ahmet Celiloğlu, sözel dersleri tarihsel bağlamı içinde öğrenmenin
unutmayı azalttığını vurguluyor.
10. Başarı için fedakârlık şart
Furkan Sakar, bilgisayara meraklı olduğunu; ancak sınava hazırlanırken
yalnızca bilgisayar oyunlarını biriktirdiğini anlatıyor. Sınavdan sonra
onlarla oynayacağını düşünerek teselli olduğunu söylüyor. Bu fedakârlığı onun,
Boğaziçi Bilgisayar Mühendisliği’ne girmesini sağlamış.
11. Not tutmak, bilgilerin kalıcılığını artırıyor
Başarılı olmasında not tutmasının önemli bir rolü olduğunu söyleyen Furkan
Sakar ve konu anlatımlarına özel bir önem vererek, çözümlü sorularada
çalıştığını vurgulayan Yusuf Akbulut’un görüşleri birbirini destekler
nitelikte.
Mert İlker Hayıroğlu’nun adaylara tavsiyeleri: “Ellerinden geleni yapsınlar.
Sınava vicdanları rahat girsinler. Özellikle lise bir ve lise ikinci sınıftaki
adaylar, dersleri ne kadar öğrenirsek kar diye düşünsünler.” şeklinde.
12. Ümitsizliğe düşmeyin, aradaki farkı kapatabilirsiniz
Yusuf Akbulut bu konuda, “Henüz vakit var. Çözdükleri sorular iyi nitelikte
olursa, verimleri artar. Soru sayısının yanı sıra kaynakların niteliği
önemli.” diyor. Ahmet Celiloğlu, adayların sınavlarda çözemedikleri sorulara
geniş kapsamlı bakarak konuya çalıştıklarında başarılı olacakları kanaatinde.
Burak Eryiğit, çalışmaya geç başlayan adayların temposunu yüksek tutarak
aradaki farkı kapatabileceklerini ifade ediyor. Furkan Sakar, adaylara bundan
sonra kalan süreyi çalışarak ve test çözerek geçirmelerini tavsiye ediyor.
Adayların vakit ayıramadıkları hobilerine, sınavdan sonra vakit
ayırabileceklerini vurguluyor.
13. Sınavı kazanmadan tercih yapamayacağınızı unutmayın
Şampiyonlar tercihlerini yıl içinde düşünerek vakit kaybetmediklerini,
hedeflerini belirledikten sonra ellerinden geleni yapmak için gayret sarf
ettiklerini söylüyorlar. Yusuf Akbulut, “Sınavdaki derecesinden çok her
üniversiteyi ve her bölümü yazabilecek olmama sevindim.” diyor.

BURAK ERYİĞİT:
Uykum geldiğinde rakiplerimi hatırlardım
Lise üçüncü sınıfın başında, bir deneme sınavında süreyi iyi kullanamadım.
Geometride bir soruda takıldım, yapamadığım halde soruyu atlayamadım. Soruyu
çözdüğümde sınavın bitimine beş dakika kalmıştı. Bu tecrübeyi bir uyarı olarak
zihnime yazdım, bir daha takılmadım. Sınava hazırlanırken uykum geldiğinde ya
da çalışmak istemediğimde, rakiplerimi hatırlar ve bu isteğimden vazgeçerdim.
(Söz-2 puan türünde birinci)
Bilkent Üniversitesi Hukuk Fak. (İngilizce)
***
FURKAN SAKAR:
ÖSYM bahanelere değil, puanlara bakıyor
Sınav sırasında, heyecanlanan bir aday bağırdı. O anda ÖSYM’nin bizim
bahanelerimize değil, puanlarımıza bakacağını düşündüm. Sınava hazırlık
sürecinde; bol bol deneme sınavı çözmemin başarımdaki etkisi de yadsınamaz. Bu
nedenle periyodik sesler dışında dikkatim dağılmadı.
(Söz-1 puan türünde üçüncü)
Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği (İngilizce)
***
AHMET CELİLOĞLU
Düzenli çalışmam önemliydi
ODTÜ işletmeyi bırakarak, yeniden sınava girdim. Sınav sisteminin değişmesi,
liseden itibaren düzenli çalışan adayların derece yapmasına imkân sağladı.
(Söz-2 puan türünde dördüncü)
Sabancı Ünv. Politik Sosyal Bilimler (İngilizce)
***
YUSUF AKBULUT:
Şakalaşırken ne olduğunu öğrendim
Sınava çalışmayı iki gün önce bıraktım. Arkadaşlarla şakalaşırken, bir arkadaş
diğerine ‘pragmatik’ dedi. Kelimenin anlamını bilmiyordum. Kullanan arkadaşa
sorduğumda ‘faydacı’ anlamına geldiğini söyledi. Sınavda felsefe testinde, bu
kelimenin anlamına dair bir soru çıktı.
(Söz-2 puan türünde beşinci)
Boğaziçi Ünv. Siyasal Bilgiler ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce)
***
MERT İLKER HAYIROĞLU:
İrademi kullandım, bilgisayarı odamdan çıkardım
Lise son sınıftayken, odamdaki bilgisayarı söktüm. Odamda durduğu sürece,
bilgisayarı kullanmak istiyordum. İrademi kullandım ve odamda çalışmamı
engelleyecek hiçbir unsur bırakmadım.
(Eşit ağırlık-2 puan türünde beşinci)
Hacettepe Tıp Fakültesi (İngilizce)
Mert İlker Hayıroğlu’nun
babası Hasan Ali Hayıroğlu; çocuklarının çalışma alışkanlığı kazanmasında,
evdeki düzenin etkili olduğunu vurguluyor. Uyku, yemek ve sosyal faaliyetlerin
evde belirli saatlerde gerçekleştirildiğinin altını çiziyor. Çocuklarının
fikirlerine saygı göstererek, ortak paydalar bulduklarını ifade ediyor.
Ailelerin en büyük hatasının, çocuklarının sorunlarıyla ilgilenmeme olduğunu
söylüyor. Sıkı kontrol ve hoşgörünün çocuk eğitiminde önemli olduğunu
söylüyor.
Mert İlker Hayıroğlu’nun annesi Sibel Hanım ise; oğlunun eğitim hayatı boyunca
öğretmenleriyle sürekli irtibat halinde bulunduğunu, arkadaş çevresine dikkat
ettiğini ifade ediyor. Okuldan eve geldiğinde evde bulunmaya özen gösterdiğini
söylüyor.
Hayıroğlu’nun anne ve babası; çocuklarının, kötü alışkanlıklara yönelmemesi
için spora yönlendirdiklerini, mevcut enerjisini bu yolla değerlendirdiklerini
söylüyor.
Furkan Sakar’ın annesi Pervin Hanım, oğlunun sınava hazırlandığı dönem boyunca
misafirlikler ve gece gezmelerinden vazgeçtiklerini anlatıyor.
Baba Fikret Sakar; çocuklarından bağımsız, kendilerine ait bir hayat
yaşamadıklarını, birçok konuda fedakârlıkta bulunduklarını dile getiriyor.

(Tıklayarak PDF formatındaki dergiyi indirebilirsiniz.)
EBRU KODAK, FEM DERSHANELERİ REHBERLİK UZMANI