Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, "Doktorunuzu ne kadar anlıyorsunuz? Bu sorunun dünyada ve Türkiye’deki yanıtları çok farklı değil. Her iki kişiden biri hekiminin hastalık ve tedaviyle ilgili verdiği bilgileri anlamıyor" dedi ve ilginç örnekler su

‘Doktorunuzu ne kadar anlıyorsunuz? Bu sorunun dünyada ve Türkiye’deki
yanıtları çok farklı değil. Her iki kişiden biri hekiminin hastalık ve
tedaviyle ilgili verdiği bilgileri anlamıyor. Doktorunu anlamayan hasta
ilacını da doğru kullanamıyor. Bu durum hastalıkların ilerlemesine neden
oluyor. 10 hastadan 7’si doktoru anlamamasının nedeni olarak kullanılan tıbbi
terimleri gösteriyor.’
Hastanın hekimini anlamaması sadece bize özgü değil; Bu bir ‘evrensel’ sorun.
İyi bir hekimin işi hastasına doğru teşhisi koymak ve doğru reçeteyi yazmakla
bitmiyor. Özellikle kronik hastalığı olanların, uzun süre ilaç kullanacak
hastaların hastalıkları hakkında mutlaka bilgilendirilmeleri, hatta
eğitilmeleri gerekir.
BAZEN YANLIŞ İLAÇ DA İŞE YARAYABİLİR
Ben hastalarımdan kontrole gelirken verdiğim ilaçları da mutlaka yanlarında
getirmelerini isterim. Bunun birkaç nedeni vardır: Hasta doğru ilacı almış
mıdır? İlacın dozu doğru mudur? Hasta ilacını kullanmış mıdır? Hasta ilacını
nasıl kullanmaktadır?
Farklı nedenlerle de olsa dünyanın en gelişmiş ülkelerinde bile yanlış ilaç
verilebilmektedir. Reçete okunaksız olabilir, eczacı dalgın olabilir. İlaç
isimleri bazen birbirine çok benzeyebilir.
Mesela, osteoporoz yani kemik erimesi tedavisinde kullanılan ‘Fosamax’ ile
prostat büyümelerinde kullanılan ‘Flomax’ birbirlerine kolayca karışabilecek
ilaçlara iyi bir örnektir. Prostatı olan bir hastaya kemik erimesini önleyen
bir ilaç verildiğini ve zaten idrar yaparken kan ter içinde kalan hastanın
prostatının ‘taş gibi olmasının’ yaratacağı sıkıntıları varın siz hesaplayın.
Bazen yanlış verilen bir ilacın da işe yaraması mümkündür, ama bu oldukça
ender rastlanan bir şeydir:
‘Şiddetli ishali olan hasta yanlışlıkla psikiyatra gitmiş. Doktor muayene
etmiş, ilaç yazmış ve haftaya kontrole gelmesini istemiş. Yazılan ilaçları
kullanan hastaya doktor kontrolde şikayetlerinin düzelip düzelmediğini sormuş.
Hasta da ‘Valla doktor bey ishalim geçmedi, aynen devam ediyor, ama bunu artık
kafama takmıyorum’ demiş.’

Hastalara ilaçları nasıl kullanacakları iyice anlatılmalı, hatta mümkünse
uygulama şekilleri de gösterilmelidir.
Mesela astım tedavisinde solunum yoluyla verilen sprey şeklindeki ilaçların
nasıl kullanacaklarının hastalara öğretilmesi ve hastanın önünde doktor
tarafından uygulanması gerekir.
Ama tabii ki, doktorun hastasına her ilacın nasıl uygulanacağını göstermesi de
mümkün değildir. Fitil şeklindeki bir ilacın uygulama şeklini kendi üzerinde
göstermesi herhalde hiçbir doktordan beklenemez ama bu durumda da hastaya çok
ayrıntılı açıklama yapılmalıdır ki bir yanlışlık olmasın:
‘Doktorun biri hastasına genital bölgesine yerleştirmesi için bir fitil yazmış
ve ‘Bunu sabah akşam rahminin ağzına koy’ diye de tarif etmiş. Hasta ‘peki’
diyip gitmiş. Kontrolde doktor hastasına ilacın iyi gelip gelmediğini, yan
etkisini görüp görmediğini sormuş. Hasta ‘İlacın faydasını görüp görmediğimi
söyleyemeyeceğim, çünkü eşimin ağzı hem çok köpürdüğü hem de ilaç zehir gibi
olduğundan tedaviyi tam yapamadık’ diye cevaplamış. Doktor şaşırmış ‘Bunun
eşinle ne alakası var, ilacı sen kullanmadın mı’ diye sormuş. Hasta ‘Doktor
Bey, sen bana ilacı Rahmi’nin ağzına koy, demedin mi. Ben de ilacı sabah akşam
eşim Rahmi’nin ağzına koydum, ama ilaç çok acı olduğundan eşime ilacı sadece
bir kere verebildim’ demiş.’
ahmetrasim@stargazete.com