Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sihir unsuru içeren dizileri izlerken, anne babaların çocuklarına yanlışı ve doğruyu anlatması gerektiğini söyledi.

Çocuklarla ebeveynlerin, dizilerden ne anladıklarını ve aslında ne anlatılmak
istendiğini konuşmaları gerektiğini vurgulayan Tarhan, ''Çocuk, bir şey izlerken
kafasında kavramlar oluşur. Bu tür dizileri izlerken de anne babalar çocuklarına
yanlışı ve doğruyu anlatmalı. Yani bu yaşlarda çocuklara 'gerçek algılama'
öğretilmeli'' diye konuştu.
-''ÇOCUĞU TEMBELLİĞE İTEBİLİR''-
Sihir unsuru içeren dizilerin bazı olumlu yönleri de olabileceğini belirten
Tarhan, şunları kaydetti:
''Bu tür dizilerin içeriğinde, iyilik yapmak ve kötülüklere karşı savaşmak gibi
bazı toplumsal değerler var. Ayrıca, çocukların hayal dünyasını da genişletiyor.
Zihinsel becerilerine katkı sağlıyor. Ancak, hayal kurmak zamanla çocuğu
tembelliğe itebilir. Ya da gerçeklerden kaçıp, egosunu tatmin etme, kolaycılık
ve zahmete girmeden elde etme yoluna götürebilir. Çünkü çocuk, gerçek dünyada
yapamadığını hayal dünyasında yaparak kendini rahatlatıyor. Bu da çocuğu
tembelliğe itiyor.''
Tarhan, çocukların haftada 20 saatten fazla televizyon izlemelerinin risk
oluşturduğuna işaret ederek, ebeveynlerin mümkün olduğunca çocuklarını
gözlemlemeleri gerektiğini, böylece çocuklarını olumsuz etkilerden
koruyabileceklerini belirtti.
-''GERÇEKLİKTEN UZAK BİR DÜNYA SUNUYOR''-
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Öznur Özdoğan da
sihir unsuru içeren dizilerin, eylem gücü olmayan, gerçeklikten uzak, hayal
dünyasında yaşayan çocuklar yetiştirdiğini söyledi.
Özdoğan, sihir unsuru içeren dizilerin çocukların eylem yapma güçlerini elinden
aldığını ifade ederek, izletilmemesi gerektiğini belirten Özdoğan, şunları
söyledi:
''Bu tür diziler, çocukların hayal dünyalarını etkileyerek, onların dünyayı bu
dizilerdeki gibi sihirli algılamalarına neden oluyor. Çocukları, her şeyin hemen
olacağına inandırıyor. Sonra sabırsız, aceleci bir toplum ortaya çıkıyor.
Ayrıca, bu diziler gerçeklikten uzak bir dünya sunduğu için çocukları
eylemsizliğe de yönlendiriyor ve onların zihinlerinde gerçek olmayan bir hayal
dünyası yaratıyor.''
Bu tür dizilerin, çocukların zihinlerindeki ''Allah'' kavramını da yanlış
oluşturduğunu belirten Özdoğan, ''Çocukların zekaları somut zekalardır,
soyutlukları algılayamazlar. Bu dizilerle çocuklar, bilimsel olarak ''Tanrı
tasavvuru'' diye adlandırılan 'Yaratıcı' imajını da yanlış anlıyorlar. Çocuklar,
Allah'ın insanları sihir yaparak yarattığını düşünmeye başlıyor'' dedi.
Sihir unsuru içeren dizilerin televizyon kanallarında özellikle çocukların
izleyebileceği saatlerde yayınlandığını belirten Özdoğan, şunları kaydetti:
''Bu dizilerin kalkması konusunda belki bireylerin yetkileri yok. Fakat
herkesin, bu dizileri çevresine, yakınlarına, çocuklarına izletmeme gibi bir
gücü var. Yani, aile olarak o düğmeye basma gibi çok güzel bir yetkimiz var. O
zaman bu konuda daha bilinçli davranabiliriz ve çocuklarımıza bu dizileri
izletmeyebiliriz. Nasıl sağlığımıza sakıncalı şeyleri yemiyorsak, bu dizileri de
izlememeliyiz. Çünkü bu diziler de ruh sağlığımız için zararlı.''
-''AİLELER FİLTRE GÖREVİ ÜSTLENMELİ''-
Büyü ve sihir içeren dizilerin çocukların ilgisini çektiğini belirten Çocuk ve
Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Ahmet Çevikaslan da şunları söyledi:
''Kötülerin hakkından gelen çocuk kahramanlar, isteklerini yaptırmak amacıyla
büyüklere kafa tutan küçükler, oyunbazlık yapan çocuklar ve doğa üstü güçler
çocukların bu dizileri izlemelerine neden oluyor. Ekranlardaki çocuk
karakterler, gerçek hayattakilere göre daha başarılı, güçlü, zeki ve bazen de
üstün güçlerle donatılmış durumda ve hep iyiler kazanıyor. Bu durum ise çocuğun
günlük yaşamdaki davranışlarını olumsuz yönde etkiliyor.''
Kendisine gelen hastalar arasında ailelerine cep telefonu aldırmak için kavga
eden çocuklar ve okulda kendi aralarında cin, büyü ve sihir sohbetlerinden
etkilenen çocukların başı çektiğini vurgulayan Çevikaslan, sihir ve büyü içeren
dizilerin yapımcılarına ve ailelere tavsiyede bulunarak, ''Çocuk izleyicilerin
duygusal ve zihinsel özellikleri hesaba katılmalı. Yapımcıların sorumluluğu
yanında, anne babaların da evlerinde bu tür diziler için çocuklarına filtre
görevi üstlenmeleri gerekiyor'' diye konuştu.