Sağlıklı çiftlerin her ay gebe kalabilme şansı %20'dir. Çiftlerin yarısından çoğu 6 ay içinde gebelik elde eder. Eğer herhangi bir doğum kontrol yöntemi uygulamadan 12 aydır düzenli cinsel ilişkide bulunmanıza rağmen gebelik elde edemiyorsanız doktora başvurmanız gerekir. İnfertiliteye neden olan problem kadın eşte, erkek eşte veya her iki eşte birden olabileceği için doktora mutlaka çiftlerin beraber başvurmaları gerekir.

Kadın eşe yöneltilecek sorular;
Yaşı, ne kadar zamandır çocuk istendiği, önceden bir gebeliğin olup olmadığı,
menstrual siklusların düzeni, kanama miktarı, süresi, ağrı ve diğer
yakınmaların olup olmadığıdır. Bunun yanında vajinal akıntı, cinsel ilişki
sırasında ağrı, geçirilmiş enfeksiyonlar ve operasyonlar hakkında da bilgi
istenir.
Erkek eşe yöneltilecek sorular;
Genel sağlık durumu, geçirilmiş önemli hastalık ve operasyonlar, kabakulak
enfeksiyonu geçirdiyse hangi yaşta geçirdiği, inmemiş testis veya testislere
travma öyküsünün olup olmadığı, erken boşalma ve impotans (iktidarsızlık) gibi
cinsel fonksiyon bozukluklarının varlığına ilişkin sorulardır.
Muayene
Fizik muayene infertilite araştırmalarının en önemli basamaklarından biridir.
Kadın eşin jinekolojik muayenesi ve ultrasonografik incelemesinin yapılması,
rahim ağzından örnek alınarak patolojik inceleme yapılması ve mikrobiyolojik
araştırmalar için örnek alınması gerekir. Erkek eşin ise testisleri muayene
edilerek gerektiğinde ultrasonografik inceleme yapılır.
Ovulasyonun (Yumurtlamanın) Belirlenmesi
Düzenli mestrual siklusları ve kanamaları olan kadınların bir çoğunda
ovulasyon gerçekleşir. Ovulasyon döneminde artan östrojen hormonuna bağlı
hafif bir ağrı hissedilebilir. Ovulasyonun belirlenmesi için bazal vücut ısı
çizelgesinin tutulması, ultrasonografik incelemeler, endometrial biyopsi
(rahmin iç tabakasından parça alınması) ve kanda progesteron hormon düzeyinin
ölçülmesi kullanılan yöntemlerdir.
Bazal vücut ısısı çizelgesi
Bazal vücut ısısı sabah uykudan uyanıldığında ölçülen vücut ısısıdır.
Menstrual kanamanın başladığı günden itibaren sabahları vücut ısınızı ölçerek
bu çizelgeyi hazırlayabilirsiniz. Isı dil altından termometre aracılığı ile
ölçülerek not edilmelidir. Yemek yemek, bir şeyler içmek veya ağzı çalkalamak
ısıyı değiştirir. Size hekiminizin vereceği tablolara bir sonraki menstrual
kanamanın başlangıcına dek her sabah vücut ısınızı kaydetmeniz gerekir. Bu
tabloyu hazırladığınızda menstrual siklusun ikinci yarısında vücut ısınızın
0,5-1o C daha yüksek olduğunu görürsünüz. Vücut ısısı ovulasyon
gerçekleştikten sonra progesteron hormonunun etkisi ile yükselir ve gebelik
gerçekleşirse yüksek olarak devam eder. Ovulasyonun olmadığı vakalarda vücut
ısısında pek değişiklik olmaz.
Bu yöntem ovulasyonun olup olmadığının tespit edilmesi için kullanılan çok
kaba bir yöntemdir. Bazı kadınlarda ovulasyon olduğu halde vücut ısısında
artış olmayabilir. Bu tablolara göre cinsel ilişkinin zamanını belirlemek
bazen yanıltıcı olabilir.Günümüzde ovulasyonun belirlenmesinde daha hassas
yöntemler kullanılmaktadır.
Ultrasonografik İnceleme
Ultrasonografik incelemeler ile ses dalgaları kullanılarak iç organlar detaylı
olarak izlenir. Hasta radyasyona maruz kalmadığı için güvenilir bir inceleme
yöntemidir. Abdominal (karından) veya vajinal ultrasonografi yapılabilir.
Abdominal ultrasonagrafik incelemeler (karından yapılacak incelemeler) için
hastanın mesanesinin dolu olması gerekir. Dolu mesane bağırsakları iterek
üreme organlarının görülmesini kolaylaştırır.
Vajinal ultrasonografik incelemeler için mesanenin dolu olması gerekmez. Üreme
organları vajinal ultrasonografi ile daha iyi incelenebilir.
Ultrasonografik inceleme ile ovulasyonun belirlenmesi;
Menstrual siklusun 3. veya 4. günü ilk inceleme yapılır ve yumurtalıklarda
kist varsa bu inceleme sırasında belirlenir. Hasta herhangi bir ilaç
kullanmıyorsa menstrual siklusun 8. ve 10. günleri arasında inceleme
tekrarlanır. Bu günden sonra ovulasyon gerçekleşene kadar inceleme her gün
tekrarlanır. Büyüyen folikülün çapı 18-26 mm arasında iken ovulasyon
gerçekleşir. Rahim içinde endometrium adı verilen tabaka kalınlaşarak döllenen
yumurtanın tutunabilmesi için hazırlanır.
Çocuk sahibi olmayan kadınlarda infertilite nedeninin araştırılmasında
ultrasonografik inceleme çok önemlidir. Rahim ve yumurtalıklar
değerlendirilerek infertilitenin nedenleri hakkında fikir sahibi olunabilir.
Hormonal eksikliği olan veya erken menopoza girmiş kadınlarda yumurtalıklar
küçük, rahim ufak ve rahmin iç tabakası incedir. Polikistik over sendromu
vakalarında ise yumurtalık normalden büyüktür ve birçok kist içerir. Bu
vakalarda rahim büyümüş ve endometrium kalınlaşmıştır.
Post Koital Test
Rahim ağzındaki bezlerden salgıladığı sıvıya servikal mukus denir. Bu sıvının
yoğunluğu menstrual siklus süresince değişir. Menstrual siklusun büyük
kısmında bu sıvı çok yoğundur ve bakterilerin rahme girmelerini engelleyen bir
tıkaç oluşturur. Ovulasyondan 5 gün önce mukus miktarı artar ve yoğunluğu
azalarak sıvılaşır. Ovulasyondan 24 saat sonra mukusun kıvamı yine koyulaşır.
Postkoital test cinsel ilişkiden 6-12 saat sonra rahim ağzındaki mukustan
örnek alınarak yapılır. Bu örnek mikroskop ile incelenerek örnekteki sperm
sayısı ve canlılığı belirlenir.
HSG (Rahim Filmi)
Histerosalpingografi olarak adlandırılan radyolojik incelemede rahim ağzından
içeriye verilen boyanın Fallop tüplerinden (yumurtalık kanallarından) geçişi
izlenir. Bu sırada çekilen röntgen filmleri incelenerek Fallop tüplerinin
durumu hakkında bilgi sahibi olunur. Tüplerde tıkanıklık varsa boya tüplerden
geçmez. Bu inceleme sırasında hastaya verilen radyasyon miktarı çok az ve
zararsızdır. Hastaların bir kısmı hafif bir ağrı hissedebilir, bu işlem
sırasında anestezi verilmesine gerek yoktur. HSG incelemesi ile rahim içi de
değerlendirilir. İnfertilite nedeninin araştırılmasında HSG ve laparoskopi
birbirini tamamlar.
Histeroskopi
Histeroskopi rahim içinin değerlendirilmesinde kullanılan en modern teşhis ve
tedavi yöntemidir. İnce fiberoptik bir teleskop ile vajinal yoldan rahim
içerisine girilerek tüm anormallikler teşhis edilir ve aynı seansta bu
anormallikler cerrahi olarak giderilebilir. Bu işlem de laparoskopi gibi
kansız ve bıçaksız bir ameliyat türüdür. Hastalar bu işlemi çok rahat tolere
eder. İşlem çoğu zaman lokal bazen de genel anestezi altında yapılır.
Histeroskopi ile rahim içi polipler (aşırı büyüme gösteren et parçaları),
septum (rahmi bölen perde) ve myomlar giderilebilir. Böylelikle hasta bunların
neden olabileceği infertilite, ağrı ve düzensiz kanamalardan kurtulur.
İşlemden bir iki gün sonra hasta her zamanki aktivitesini yapmaya
başlayabilir.
Laparoskopi
Laparoskopi üreme organlarının detaylı olarak incelenebilmesini sağlayan
cerrahi bir yöntemdir. Laparoskopik inceleme çocuğu olmayan çiftlerin
değerlendirilmesinde en önemli basamaklardan biridir. Genel anestezi altında
gerçekleştirilen bu işlem yaklaşık yarım saat sürer ve hasta aynı gün içinde
taburcu edilebilir. Menstrual siklusun ikinci yarısında laparoskopi işlemi
uygulandığında hastanın gebe olma olasılığı vardır. Genellikle laparoskopi
yapılması gebeliğe zarar vermez fakat emin olabilmek için laparoskopinin
uygulanacağı ay çiftin korunması önerilir.
Laparoskopi ile endometriozis (karın içine kanama yapan bir hastalık), rahim
tümörleri, yumurtalık kistleri, dış gebelik ve yapışıklıklar gibi birçok kadın
hastalığı teşhis edilebilir. Göbeğin hemen altından karın içine yönlendirilen
teleskop benzeri optik bir cihaz ile karın içindeki organlar birkaç kez
büyütülmüş olarak izlenir. Cerrah rahmi, Fallop tüplerini (yumurtalık
kanallarını), yumurtalıkları ve karın zarlarını ayrıntılı olarak inceler.
Laparoskopi karın içindeki üreme organlarının değerlendirilmesi yanında
hastalıkların giderilmesi için de kullanılabilir. Laparoskopi sırasında üreme
organlarında bir anormallik saptanırsa laparoskopik olarak (kansız bıçaksız
ameliyat ile) giderilir. Böylelikle hasta daha az ameliyat stresine maruz
kalır ve ameliyat sonrası iyileşme hızlı olur.
Laparoskopi işleminde göbek altından girilerek ince fiberoptik bir teleskop
ile tüm karın içi organlar görüntülenir ve ikinci bir küçük delik aracılığı
ile organlara ulaşılarak gerekli işlemler yapılır. Karın içi organlar
incelendikten sonra rahim içerisine verilen özel bir ilaç ile üreme
kanallarının açık olup olmadığı kontrol edilir. Kanallarda tespit edilen
yapışıklık ve tıkanıklıklar giderilir. Yapışıklıklar rahim, yumurtalıklar,
yumurtalık kanalları, bağırsaklar ve karın zarları arasında olabilir. Bu
organların birbirine yapışması organların sağlıklı hareket etmelerini
engelleyerek fonksiyonlarını kısıtlar. Karın içine kanamalar yapan
endometriozis odakları, yaralar ve dış gebelik de laparoskopik cerrahi ile
tedavi edilebilir. Laparoskopik olarak kapalı olan kanalların açılması da
mümkündür. Ayrıca infertiliteye neden olan yumurtalık kistleri ve myomlar da
laporoskopik olarak giderilebilir. Bu cerrahi işlemler sırasında lazer,
elektrokoter ve dikişler kullanılır. Bazı cerrahi laparoskopik girişimlerinden
birkaç hafta veya birkaç ay sonra sonucu değerlendirmek için ikici bir
laparoskopi yapılabilir. Böylelikle cerrah hastalığın tekrar edip etmediğini
belirleyebilir.
Sperm Analizi
İnfertilite vakalarının üçte biri erkek faktörüne bağlı olduğu için çocuğu
olmayan çiftlerin incelenmesinde sperm analizi ilk basamaklardan biridir. 2-5
günlük cinsel perhiz sonrasında mastürbasyon ile alınan meni örneği incelenir.
Örnek alındıktan sonra bir saat içinde laboratuvara ulaştırılmalıdır.
Özellikle soğuk havalarda sperm örneğinin vücuda temas ederek taşınması
uygundur.
Sperm analizinde mililitredeki sperm sayısı, spermlerin hareketliliği ve
yapıları değerlendirilir. Ayrıcı meninin miktarı, asiditesi ve içerdiği
yuvarlak hücreler belirlenir. Gerekli görüldüğünde antisperm antikor testleri
ve mikrobiyolojik incelemeler yapılır.
Normal sperm analizi;
Meni miktarı : 1.5 – 6.5 ml
Sperm konsantrasyonu : 20 milyon / ml ve daha fazla
Sperm hareketliliği : %50 ve daha fazla
Sperm morfolojisi (yapısı) : %14 ve daha fazla normal yapıda sperm (Kruger
kriterlerine göre)
Sperm analizi sonrasında yukarıdaki değerlerin bulunması gebeliğin oluşacağını
kesin olarak göstermez. Sperm konsantrasyonu 10 milyon /ml olan erkeklerin
eşlerinde gebelik gerçekleşebilirken, sperm konsantrasyonu 60 milyon /ml olan
erkeklerin eşleri gebe kalamayabilir.
Sperm üretimini ısı, sigara, alkol, ilaçlar ve enfeksiyonlar gibi birçok
faktör etkilediği için normal olmayan örneklerin analizi birer ay ara ile iki
veya üç kez tekrarlanmalıdır.
Testis ( yumurtalık) biyopsisi
Menide hiç spermi olmayan hastaların testislerinden alınan parça incelenerek
sperm üretiminin olup olmadığı tespit edilir. Eğer kanallarda tıkanıklık
tespit edilmişse bu incelemeye gerek olmadan hemen tedaviye geçilebilir.
Kadınlarda kandaki FSH (folikül uyarıcı hormon), LH (luteinize edici hormon),
östrodiol (kadınlık hormonu), prolaktin (süt üretimini sağlayan hormon),
testosteron (erkeklik hormonu), DHEA-S (böbrek üstü bezleriden üretilen
hormon) ve progesteron (menstrual siklusun ikinci yarısında salgılanan hormon)
düzeyleri belirlenir.
Hastanın menstrual siklusları düzensiz, menstrual kanamaları az veya hiç yok
ise bu hormon düzeyleri ölçülerek düzensizliklerin nedeni ve yumurtalıkların
durumu hakkında fikir edinilebilir. Yumurtalıkları yeteri kadar çalışmayan
veya menopozdaki kadınlarda FSH düzeyi yükselirken östrodiol düzeyi düşer.
Serum progesteron düzeyi ölçülerek o menstrual siklusta ovulasyonun
(yumurtlamanın) olup olmadığı belirlenir. 28 günlük bir menstrual siklusun 21.
gününde kandaki progesteron düzeyi ölçülür, 30 nmol / L' nin (10 ng/ml)
üzerindeki değerler ovulasyonun olduğunu gösterir.
seval.tasdemir@mynet.com