Yaklaşık 60 bin lazer operasyonu yapan göz doktoru Sinan Göker, operasyonda hekimin yüzde 70, teknolojinin ise yüzde 30 rol oynadığı görüşünde. Ancak hekimin tecrübesi kadar, cihaz ve malzemenin kalitesi de önemli.

-Gözde lazer operasyonları uygulanmaya başlandığı yıllardan bu yana taşıdığı
riskler açısından tartışılıyor. Deneyimlerle hangi noktaya gelindi? Öngörülen
bütün risk faktörleri aşıldı mı?
Türkiye’de lazer operasyonlarında gözü kaybetme riski hemen hemen hiç yok.
Tecrübeli bir doktor, iyi ekipman, ekip ve cihazlarla çalışıyorsa kişinin
gözünde ilerde hayatını etkileyebilecek ciddi bir hasar kalma riski de yok.
Çok ufak tefek şeyler olabilir. Ama bunun tersi de geçerli. Ucuz malzemeyle,
deneyimsiz ve eğitimsiz doktor ya da özen göstermeden yapılan bir tedavi
sonucu kişinin gözünde ciddi bir hasar kalabilmesi söz konusudur. Yani
ameliyat öncesinde gözlük ya da lensle yüzde yüz derecesinde gören bir
kişinin, komplikasyonlar sonucunda görme keskinliği, gözlük ve lens
kullanmasına rağmen yüzde 60, yüzde 50’ye düşebiliyor. Yüzde 70’in üzerine
çıkamıyor. Bu kalıcı bir hasardır. En çok korkulan şey budur zaten. Ama
maalesef böyle bir komplikasyon riski var. Bu yüzden herkes deneyimli
doktorlara gitmek istiyor.
-Kalıcı hasara yol açan komplikasyonların (istenmeyen durum) sebeplerini biraz
daha açar mısınız? Kimlerin ihmali var bu konuda?
Başta, ucuz malzeme, ucuz lazer. 250 bin dolara da lazer var, 750 bin dolara
da... Benim kullandığım lazerin fiyatıyla üç tane lazer alırsın. O da lazer, o
da lazer. Hastanın bunu bilme imkânı hemen hemen hiç yok. Çünkü ‘Lazeriniz en
son teknoloji mi?’ diye sorulduğunda, herkes tabii ki ‘en son teknoloji’
diyor. Türkiye’ye 14-15 yıl önce getirdiğim ilk lazeri de kullandıktan sonra
birilerine sattım. Eski lazerler de dolaşıyor ortalarda. Onları kullananlar da
en yeni teknoloji diyorlar. Kimse eski teknoloji demez. Hastaların bunu anlama
bilme, imkânı biraz zor maalesef.

BIÇAK BİR DEFA KULLANILMALI
-Doktordan önce teknolojik alt yapı boyutunu biraz daha açabilir miyiz? Mesela
bazı hastane sahipleri bıçaktan söz ediyor. Bıçakları birden fazla kullanılıp
kullanılmadığını anlamaları için hastaların ellerine verdiklerini söylüyor.
Bıçak bir kere de kullanılabilir, beş kere de. Kullandıkça maliyeti düşer. Ama
riskleri artıyor. Normalde birden fazla kullanılmaması gerekiyor. Kesicilikle
alakalı bir olay.
-Dünyadaki standart bir kullanım mı?
Tabii ki. Hatta biz bıçak olayını ortadan kaldırmak için lazerle yapıyoruz.
Yeni bir teknoloji çıktı. Bıçak faktörü de ortadan kalkıyor. Ancak bunların
hepsi maliyet. 500 bin dolarlık lazer kullanıyorsunuz. Ekstra parçaları var.
Bunların 200 avroya olması mümkün değil.
-Bıçağı eline vermek deniyor. Bana bıçak verildiğinde yeni mi eski mi nasıl
anlayabilirim?
Hiçbir şekilde anlayamazsınız.
-Şu kadar milyon dolarlık yatırım yaptım deniliyor. Neleri kapsıyor bu
yatırımlar?
Bir lazer merkezi açmak için 1 milyon dolar yeterli. Hastane açarsanız o
başka. Göz hastanesi de öyle 100 milyon dolar değildir. Bu rakamların hepsi
bir defa abartılı. Reklâm amaçlı. Bunları 5 ile çarparlar. 10 milyon dolar
yatırmışsa bunu 5 ile çarpar, 10 ile çarpar. 150 milyon dolar der. Bunu
şuradan biliyoruz. Yurtdışından hasta getiriyoruz deniliyor. Getirilen hasta
sayısını biz de biliyoruz. Çünkü aynı şirketler getiriyor hastaları. Şirket
1000 hasta getiriyorsa bu oluyor 100 bin. Türkiye burası; bunu denetleyecek
bir kurum kuruluş yok.
-Kaliteli bir bıçak kaç para efendim?
İyi bir bıçak aşağı yukarı 75 dolar.

250 AVRO MALZEMEYE GİDER
-Mecburi operasyon giderlerini alt alta toplarsak hangi rakam karşımıza
çıkmakta?
75 dolar bıçak dedik. Kişi başına 100 dolar malzeme bedeli vardır. 100 dolar
da bakım, kafa ve gaz. Lazerin kafası var. Yaklaşık 50 bin dolar. 1000 hastada
değişiyor. 200, 250 avro tamamen malzemeye gider. İşletme maliyeti yok bunun
içinde. Bir yerde zararına oluyor. Dolayısıyla damping yapılıyor. Otobüs
şirketlerindeki gibi yani.
-Almanya’da 4 bin avro, ABD’de 4-6 bin dolar. Neden oralarda bu kadar pahalı,
arz talep meselesi mi, insanlar rağbet etmiyorlar mı?
Rağbet ediyorlar ama Türkiye kadar değil. İkincisi doktorun aldığı emek parası
oralarda çok yüksek. Hastane ve doktor razı olmuyor düşük ücrete.
-Rağbet oranına dair elinizde bilgi var mı acaba? Gözlük kullanmayı mı tercih
ediyorlar, yoksa şundan kurtulayım mı diyorlar?
Böyle bir istatistik yok ama ABD’de bu tedavi çok popüler. Çok iyi tanıtımını
yapıyorlar, anlatıyorlar. Yalnız Avrupa’da çok yaygın değil. Orada da
yapılıyor ancak Türkiye’deki kadar yaygın değil. Çünkü doktorlar bu işe çok
sıcak bakmıyorlar. Öyle bir anlatıyorlar ki hastalar korkup kaçıyor. Bir de 4
bin avro zaten pahalı. Ortalama bir Avrupalı 2 bin avro maaş alıyor. İki
maaşına denk geliyor.
AVRUPA’DA 6 BİN AVROYA YAPARDIM
-Gözlükle hayatını devam ettirmeyi mi yeğliyor Avrupalı?
Tabii. Bunun yanı sıra 4 bin avroya birkaç sene tatil yapılabilir diye
düşünüyor. Türkiye’de 200 ya da 400 avro; en düşük maaşlı bir insan bile
düşünebiliyor.
-Sizin merkezde ameliyat kaç paraya yapılıyor?
Benim ameliyat ücretim bin avro. İlk ben yaptığım, tecrübem ve dünyanın her
yerinden hastam olduğu için böyle. Vaktim daha kısıtlı. İlk başladığımda 2 bin
avroya yapıyordum. Ekip arkadaşlarım da 450 avroya yapıyor. Düşe düşe bu
noktaya geldik. Aşağısı mümkün değil.
-Almanya’da olsanız?
6 bin avroya yaparım. Avrupa’da en fazla lazer yapan doktor unvanına sahibim.
60 bine yaklaşıyor.
-Dünya ölçeğine baktığımızda…
Dünyada istatistikleri bilmiyorum ama belki Çin’de o rakamlara ulaşmış bir iki
arkadaş olabilir. Latin Amerika’da da 50 binin üzerinde doktor tanımıyorum.

YÜZDE 70’İ HEKİM, YÜZDE 30’U MAKİNE
-Lazer operasyonunda hep teknolojiden dem vuruluyor. Hekim bu işin neresinde?
Doktor faktörü tabii ki var. Doktor gelip sadece makineye, bilgisayara girip,
pedala basıp olmuyor bu iş. Olsaydı bunu hemşire de yapabilirdi. Bir kere işin
cerrahi kısmı var. Korneada kesikler yapılıyor. İşin arkasında yüzde 50 görme
kaybına kadar gidebilecek riskler var. Bunların hepsi doktor faktörü. Makine
faktörü de var ama. Makine aptal bir alet. Makinenin kendi zekâsı yok ki. 5
numara girerseniz 5 numaralık tedavi yapıyor. 2 numaralık bir hastaya 5 numara
girerseniz yanlış tedavi ediyor. Doktor faktörü çok önemli. Sonuçta cerrahî
bir işlem. Her doktorun belli komplikasyon oranları vardır. Yüzde 20’den tutun
da binde 1’e kadar değişen oranlarda.
-Sanki bütün iş makinede gibi lanse ediliyor?
Kesinlikle değil. Olayın bence yüzde 70’i hekimdir, yüzde 30’u makinedir. İş
tamamen makinede diyen doktor değil, kurum. Yani patron. Doktor bile değil.
Orayı bir işletme olarak görüyor. Aletini satacak. Bunun kurslarını veriyorum.
Uluslararası geçerli sertifikalar veriyorum. Tecrübenin ne kadar önemli
olduğunu en iyi bilenlerden biriyim. Birikimimizi bu doktorlara aktarıyoruz.
15 senedir yapıyorum bu işi. Her sene daha fazla bir şeyler öğrendiğimi
hissediyorum.
YAKIN GÖZLÜKLERİN ÇÖPE ATILDIĞI YALAN
-Sizce bu teknoloji nereye kadar gidecek, hedef ne?
Bu hayal gücünüzle sınırlı. İlerde çok şey gerçekleşebilir. Ama yakın
gelecekte çözülmeye çalışılan şeyler körlükle ilgili. Retina ile ilgili
çözemediğimiz bazı problemler var, bunlara çözüm getirmeye çalışılıyor. Kök
hücreydi, retinaya çip takmaydı vs. Kendi uzmanlık alanımda ise yüksek
numaralı miyoplarda daha risksiz ve başarı oranını artıracak yeni teknikleri
araştırıyoruz. Lazerle yaşa bağlı yakın görmenin tedavisi daha tam olarak
çıkmadı. Bu da çok istismar edilen konulardan biri.
-Nasıl istismar ediliyor?
İki üç senede bir ‘Yakın gözlüklere paydos, gözlükleri çöpe atın’ diye ilanlar
veriyorlar. Türkiye öyle bir ülke ki tek bir insan çıkıp ‘bu doğru değil,
yalan, herkes kandırılıyor’ diyemiyor. Yakın gözlüğün, ne Türkiye’de ne
dünyada ne de uzayda daha tedavisi çıkmadı. Ama birileri, kurumlar bir tam
sayfa mesela Hürriyet gazetesine ilan verip ‘yakın gözlükleri çöpe atın’
diyebiliyorlar.
-Ameliyat edilenler sonradan bunu fark etmiyorlar mı?
Hasta gidiyor, yapın bana diye. Sıfır numara olan bir gözü bozup miyop
yaparsanız. Mesela 2 numara miyop. Kişi o gözle yakını görebiliyor. Al sana
yakını görüyorsun. Ama uzağı görmüyor. Yakın gözlüğü takmıyor ama uzak gözlüğü
takıyor. Şimdi bu yakın gözlüğün tedavisi mi oluyor? Ama bu reklâmlarla hasta
çekiliyor. Başka teklifler yapılıyor vesaire.
-Bu suiistimal nasıl önlenebilir?
Sanayi Bakanlığı’na bağlı Reklam Kurulu var. Bir tıp kurumu gazeteye ilan
vermek istiyor. Gazetenin avukatları diyor ki, yüzde 100 garanti yazamazsınız,
fiyat doktor adı veremezsiniz. En iyi diyemezsiniz. Böylece alınmıyor ilan.
Fakat durum böyleyken bazı kurumlar çıkıp yüzde şu kadar indirim diyebiliyor.
Televizyonlarda en popüler programlarda alt yazıda indirim diye geçiyor.
Rekabet Kurumu var. Kural bazısına geçerli, bazısına geçerli değil diyorsa,
ortada çok büyük adaletsizlik var demektir. Bazı büyük güçlü grupların baskı
uygulaması gibi bir şey oluyor. Bu kurul ve kurumlar doğru dürüst çalışmalı.
Yeni bir plazma TV satar gibi gazetelere şu kadara şöyle yapıyoruz türü
ilanlar kesinlikle doğru değil. Tabii ki bunun yanında tıpla ilgili haberler
çıkmalı. İnsanlar bilgilendirilmeli. Bu normal. Elbette doktor ve kurum
ücretini alacak, kâr edecek; ama bunu tamamen bir ticari meta olarak görmek
doğru değil. Sağlık hassas bir konu. Göz doktoruyum demeye utanıyorum
neredeyse.
-Damping mantığı bir yana size göre Türkiye’deki operasyonların fiyatı ne
olmalı?
Dediğim gibi 450 avro ve dolardan aşağı düşmesi hakikaten mümkün değil.
LASİK VE EXCİMER LAZER NEDİR?
Birkaç dakika süren gözde lasik operasyonu, ‘Excimer lazer’ cihazıyla
yapılıyor. Cihaz ilk önce plastik endüstrisinde ve elektronik entegre
devrelerinin üretilmesinde kullanılıyor. İlk defa 1988 yılında ABD’de miyop
gözlerin tedavisinde deneniyor. İnsanoğlunun elindeki en hassas neşter
özelliğine sahip cihaz ile kornea tabakası tıraşlanarak görme kusurları
(miyop, hipermetrop ve astigmat) ortadan kaldırılıyor. Korneaya her dokunuşta
saç telinin 400’de birine tekabül eden 0,25 mikron doku tıraşlanıyor. Lasik
uygulanmadan önce korneanın dış yüzeyinden 0,16 milimetre kalındığında bir
kapak kaldırılıyor. Kapak işlem sonrası kapatılıyor.
LASİK OPERASYONUNDAKİ KRİTİK EŞİKLER
Hasta 18 yaşından büyük ve göz yapısı ameliyata uygun olmalı. Görme kusuru;
miyopta -14 dioptri, astigmatta -5 dioptri, hipermetropta ise +8 dioptri
sınırını aşmamalı. Kornea dokusu kalınlığı elvermeyenlere, keratokonus
hastalarına, romatizmalılara, hamilelere ve diyabet kaynaklı göz içi
kanamalılara lasik operasyonu uygulanamıyor.
AKSİYON