Prof. Dr. Atilla Büyükgebiz, hazır gıdaların yan etkilerini gösteren yurtdışındaki araştırmalardan çarpıcı sonuçlar veriyor:
Bu veriler insanı gerçekten ürkütüyor. Elbette her hazır gıda, katkı maddeli
yiyecek, hormonlu meyve ve sebzeler hastalık ve erken adet riskini
arttırmıyor. Kontrolsüz birtakım uygulamalar bu tehlikeye davetiye çıkarıyor.
Bu risk herkes için var. Çocukluk çağında kandaki östrojenik etki yapan
maddenin seviyesi düşük olduğu için dışarıdan alınan yanlış gıdalar çok daha
büyük etki yapıyor.
Önlem Almak İçin Ne Yapmak Gerekiyor?
Prof. Dr. Atilla Büyükgebiz, bu soruyu şöyle yanıtlıyor: “Öncelikle üretim
döneminde denetim mekanizmasının çok iyi işlemesi gerekiyor. Bir de ailelerin
aynı gıdadan çok fazla miktarda çocuklarına vermemelerinde yarar var. Yani
kilolarca çilek yememek, her gıdadan az az almak gerekiyor. Bir de katkı
maddeli gıdaların yol açtığı hastalıkları iyi tanıyıp gereken durumlarda
doktora erken başvurulması son derece önemli.”
Erken Ergenlik Görülüyor
Ergenlik belirtilerinin görülmesinde kızlar ve erkekler arasında farklar var.
Sadece belirtiler açısından değil zamanlama olarak da kız ve erkek çocuklar
arasında belirgin ayrılıklar bulunuyor. Kızlar ergenlik dönemine erkeklerden
yaklaşık iki yıl önce giriyorlar. Kızların 10 yaşından, erkeklerin 12 yaşından
itibaren ergenliğe adım attığı kabul ediliyor. Kızlarda meme büyümesi,
erkeklerde cinsel organların büyümeye başlaması ile ergenlik başlıyor. Prof.
Dr. Atilla Büyükgebiz, “Ergenlik 10 – 18 yaş aralığı kabul edilir. Buna karşın
ender olarak kızlarda 8, erkeklerde 9 yaşından önce ergenlik belirtilerin
ortaya çıkması, bir hastalık belirtisi olarak görülmeli ve tedavi edilmesi
gerekir.” diyor ve şöyle devam ediyor: “Hormonlu gıdalar, erken ergenliğinin
sebeplerinden sadece biri. Adet döneminden sonra kızlar ancak 5 – 6 cm boy
atabildikleri için ciddi bir boy kısalığı sorunu ile karşı karşıya kalabilir.
Bu açıdan erken ergenlik belirtilerinin varlığında geç kalınmadan bir uzmana
başvurmak gerekir.
Allerji Riski Yüksek
Kadınlar arasında sigara içme alışkanlığının artması, annelerin hamilelikte ve
emzirme döneminde sigara içmiş olmaları, kapalı ortamlarda sigara dumanına
maruz kalmaları dış ortamda arabaların çoğalması ile egzos dumanının, sanayi
bölgelerindeki atıkların neden olduğu dumanın dış ortamdaki hava kirliliğinin
artması sonucu solunan kirli havada var olan karbon monoksit, nitrojen
dioksit, ozon, sülfür dioksit gibi irritan gazların solunması solunum
yollarını duyarlandırarak astım gibi allerjik hastalıkların görülme sıklığını
artıyor. Ancak alerjik hastalıkların da tek artış nedeni bu değil.
Endüstrileşme ile birlikte diyet alışkanlıklarını değişmesi, doğal gıdalar
yerine hazır, katkı maddeleri içeren alerjen düzeyi yüksek gıdaların
tüketiminin artması besin alerjilerine neden oluyor. Acıbadem Kadıköy
Hastanesi Alerji Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülden Paşaoğlu Karakı, alerji
riskinin önlenmesi için alınması gereken öncelikli önlemleri şöyle sıralıyor:
“Allerjik hastalık gelişme riski olan yani ailede alerjik hastalık öyküsü olan
bebeklerin allerjenlerle temasının önlenmesi, annenin gebelikte ve emzirme
döneminde sigara içmesinin engellenmesi ve allerjik gıdaları mümkün olduğunca
az tüketmesi, en az 6 ay anne sütü ile beslenmesi ve bebeğe allerjik
besinlerin örneğin inek sütünün 1 yaşından önce, katı gıdaların 6 aydan önce
verilmemesi sayılabilir.”
Diyabet Riski Artıyor
Çocuklarda diyabet uzun süreli hastalıklar arasında birinci sırada. Üstelik
çocukluk çağı diyabetinin son 30 yıldan beri tüm dünyada görülme sıklığı
giderek artıyor.
Genetik yatkınlığı olan çocuklarda çevresel faktörlerin etkisi sonucunda
pankreasın insülin üreten hücrelerinde zarar olması ve vücudun insülin
üretemez hale gelmesiyle diyabet ortaya çıkıyor. Çevresel etkenler arasında
yanlış beslenme, şişmanlık, geçirilmiş gribal enfeksiyonlar, hareketsizlik, ve
stresi saymak mümkün. Sık idrar yapma, çok su içme ve ani kilo kaybı gibi
belirtilerde uzmana başvurmakta yarar var.
Soluduğumuz Hava Tehlike Saçıyor
Son yüzyılın önemli sorunlarından biri de hava kirliliğinin yaratmış olduğu
sağlık problemleri. Çocuklar hava kirliliğinin olumsuz etkilerine erişkinlere
göre çok daha açık. Çocukların akciğerleri gelişim süresinde olduğundan, bu
dönemde havadaki toksik maddeler onları daha olumsuz etkiliyor. Arabaların
çoğalması ile egzos dumanının ve sanayi bölgelerindeki atıkların neden olduğu
dumanın dış ortamdaki hava kirliliğinin artması sonucu solunan kirli havada
var olan karbon monoksit, nitrojen dioksit, ozon, sülfür dioksit gibi irritan
gazların solunması solunum yollarını duyarlandırarak astım gibi allerjik
hastalıkların görülme sıklığını arttırıyor.
Allerji riskini arttıran sadece kirli hava da değil. Şehirde yaşayan daha
hijyenik ortamlarda büyüyen çocukların mikroplarla daha az karşılaşması sonucu
savunma sisteminin dengesi bozularak allerjik hastalıkların gelişimi
kolaylaşıyor. 1990’lı yılların başlarından itibaren ev içi ortamın hızla
değişmesi, evlerin birçoğunun halı ile kaplanması sonucu ev tozu akarlarının
artması da allerji gelişimini destekliyor.
Çernobil'in Etkileri Halen Görülüyor
Çernobil faciasının etkileri de günümüzde çocukları tehdit etmeye devam
ediyor. Prof. Dr. Atilla Büyükgebiz, Çernobil sonrası Beyaz Rusya ve
Ukrayna’da çocuklarda tiroid kanserinde artış görüldüğüne değinerek şöyle
diyor: “Bu ülkelerde tiroid kanseri görülme oranı 6 – 7 kat artmış. Facianın
yaşandığı Çernobil’e yakın yer olan Gomel bölgesinde ise 10 misli fazla
görüldüğünü araştırmalar ortaya koyuyor. Görülüyor ki Çernobil faciasının
sonuçları, olayın üzerinden 20 yıl geçtikten sonra bile etkisini sürdürüyor.
Kanser vakalarındaki çarpıcı artış uzak ya da yakın radyoaktif bulutların
rüzgar ile ulaştığı her bölgede hala olayın izlerine rastlanabiliyor. Bu
sonuçlardan yola çıkarak sadece gıdaların değil havanın da önemi ortaya
çıkıyor. Bu hastalıkların görülme oranını azaltmak için de temiz çevre şart.”
Kaynak
Ailem