Psikolog Yasemin Yalçın Aktosun, Zaman Ailem ekindeki yazılarıyla tanınıyor. Yasemin Hanım, son kitabı "Evli misiniz, Eşli misiniz?"i kendi hayatından aldığı tecrübelerle destekleyerek ve edindiği birikimle yazdığını ifade ediyor.
İkimizden biri açıkları kapattı
Mesleki anlamda çok yoğun olmasına karşın evin yükünü üstlenmediğini belirten
Yasemin Hanım, "Mesleğimde hareketliyim; ama fatura yatırmam, market
alışverişi yapmam. Evin reisi Ahmet'tir. Bütün işleri o halleder. Bu biraz da
eşimin merhametinden kaynaklanıyor. Benim zaten yorulduğumu düşünüp kendisi
yapıyor. Yaptığım işlerde beni hiç engellemedi. Eğer çok zorlanmaktan şikayet
ediyorsam 'azaltalım' demiştir; ama o an yatıştırmak içindir. Çünkü bu şekilde
mutlu olduğumu biliyor. Zaman zaman patlamalarım oluyor; ama bu yoğunluğu
seviyorum. Benim yüzümden evde ihmal edilen, eksik kalan bir şey olmadı.
İkimizden biri açıkları kapattı. Ne çocuk ihmal oldu, ne ev kirli, alışveriş
eksik kaldı." diyor. Evliliğin ilk zamanlarında gece evde yalnız kalmaktan
korktuğu için eşinin erken gelmesini istemiş Yasemin Hanım. Bu yüzden onun
hayatını biraz zorlaştırdığını düşünüyor. Artık alıştığı için de geç vakte
kadar uzayan programlarını engellemeyişini eşine sağladığı kolaylıkların
başında sayıyor. Günde 3 kere değiştirdiği gömleklerini her zaman temiz ve
ütülü bulmasını da kendisine yapılmış büyük bir iyilik kabul ediyor Ahmet Bey.
Evcimen bir yapısı olan Ahmet Bey, eve geldiği zaman muhabbet beslediği kadını
güler yüzle görmeyi çok önemsiyor. Evde huzurlu kılınmak hayatının en
kolaylaştırıcı etkeni oluyor.
Servet hocayı değil, kocamı istiyorum
Her çift arasında olduğu gibi onların da sorun yaşadığı meseleler var elbette
ama bunu 'birbirini olduğu gibi kabul etme' ilkesiyle aşıyorlar. İkisinin de
meslek gereği doğrudan insanlarla ilgilenmesinin (Ahmet Servet Bey özel bir
üniversite hazırlık dersanesinde müdür yardımcısı) ilişkilerini nasıl
etkilediğini merak ettik. Meğer bu konu onların da muzdarip olduğu bir mesele
imiş. Şöyle ki, sürekli öğrencilerle bir arada olan Ahmet Bey, onlara her an
ders, nasihat verme konumunda olduğu için, Yasemin Hanım'a karşı da
konuşmaları nasihat üslubunda olabiliyor. Yasemin Hanım da işi gereği daima
sorunları olan bireylerle konuştuğu ve onların dertlerini paylaştığı için
üzerine yüklenen olumsuz enerjiyi dağıtma görevi Ahmet Bey'e düşüyor. Yasemin
Hanım bu durumu şöyle anlatıyor: "Eşimle aramızda 7 yaş fark var. Tecrübesi
benden fazla. Ona heyecanla bir şey anlatıyorum. Konuşması ders yapar gibi
oluyor lakin ben ders istemiyorum. Servet hocayı değil, Ahmet'i istiyorum.
Evliliklerdeki asıl sorun bu. Bir şey anlattığım zaman bu mevzuyu al hayatında
kullan ama cevap olarak bana direkt ders verme. Bu durumda kendimi eğitilmesi
gereken biri gibi hissederim ve beni rahatsız eder. Heyecanla bir şeyi
anlatırken yorumlamadan önce, benimle bir gül, heyecanımı paylaş, sonra başka
yönlerini konuşalım." Eşinin az konuşması da Yasemin Hanım'ın hoşnut olmadığı
bir durum. Bir konuda yorum yaptığı zaman eşinin başıyla tasdik etmesi yerine
onay cümlesini duymak istediğini söylüyor. Ahmet Bey de, çok konuşmasa da her
şeyi paylaştıklarını, hiçbir sorunu içlerine atmadıklarını vurguluyor.
İnsanların hayatında doğrular kadar yanlışların da var olduğunu unutmamak
gerektiğine dikkat çeken Ahmet Bey şöyle konuşuyor: "Karşınızdaki insanı
olduğu gibi kabul etmezseniz ilişki yürümez. Önemli olan yanlışları asgariye
indirmek doğruları artırmaya çalışmaktır. Bu minvalde hareket ederseniz
sıkıntı çok olmaz veya aşılabilir. Eşim akşama kadar çok sıkıntılı insanlarla
muhatap oluyor. Her türlü derdi dinliyor. Onları yükleniyor gün boyu. İlk
yıllardaki kadar etkilenmiyor; ama bazı ağır vakalar günlerce etkiliyor. Eve
gelince potansiyel bir negatif elektrik oluyor. O noktada anlayışlı olmam
gerekiyor. Bu işi yapıyorsa rahatlamaya ihtiyacı olduğunu biliyorum."
Yasemin Yalçın Aktosun: Psikoloğum ama aynı zamanda insanım
Çevremdeki insanların 'Sen de psikologsun sen de sinirlenirsen olur mu?'
demesinden rahatsızım. Psikoloğum ama aynı zamanda insanım. Birey olmaktan
kaynaklanan dalgalanmalar benim de hayatımda var, olmak da zorunda ama o
dalgaların geleceğini hissedip tedbir almak benim en büyük avantajım. Bir
kırılganlık veya sorun yaşandığı zaman nasıl telafi edileceğini biliyorum.
Bizim de zaman zaman kırgınlığımız oluyor. En çok nasihat olayından
kaynaklanıyor. 'Ben evde sadece eş olmak istiyorum sen de öyle ol. Benden
beklentin psikolog Yasemin'den beklentin olmasın, ben de Servet hocadan bir
şey beklemeyeyim.' diyorum.
Küsmek ilişkiyi yıpratıyor
6 yıllık evlilikleri boyunca bir gün bile küs kalmadıklarını belirten Yasemin
Hanım, eşler arasında küskünlük olmaması gerektiğini ısrarla vurguluyor:
"Eşler küsüp çok rahat ayrı odalarda uyuyabiliyor. Biz bunu hiç yapmadık. Çok
kırılmışızdır; ama gurur yapmayız. Ben biraz kapris yaparım belki, onu
hissetmek istediğim için. Kadın olmaktan da kaynaklanan bir şey bu. Bu kapris
de küsmenin neticesi değil eşimin ilgisini talep etmenin farklı versiyonudur.
O da anlar zaten bunu. Gönlümü alır ve orada biter. Bir gün, bir hafta küsmek
asla yapılmaması gereken şeyler. Eşimin alttan alması ve olgunluğu, benim de
duygular arasında rahat geçiş yapmam ve ikimizin de kin tutmamasından
kaynaklanıyor bu durum." Kadınların daha çok ilgi istemesine karşılık
erkeklerin de yumuşatılmaya ihtiyaç duyduğunu belirten Yasemin Hanım,
taraflardan birinin sorunlar karşısında sürekli alttan almasının doğru
olmadığını ifade ediyor. "Muhatabınız sürekli yıpratıyorsa, üsluba aykırı
yaklaşımlar sergiliyorsa, onu alttan alırsanız bu ilişki çok uzun sürmez."
diyen Aktosun, ilgi bekleme konusunu şöyle anlatıyor: "Kadın ilgi bekler;
çünkü fıtratında kadınlığını hissetme ihtiyacı vardır. Bunu hissettirecek de
sadece karşı cinstir. Mahremidir. Bu zaman zaman beğeni ifade etme şeklinde
olabilir. Her gün aynı tarz giyinse bile 'hayatım ne kadar şık olmuşsun'
sözünü duymak bir kadın için önemlidir. Söylenmesi gereklidir. Kadın ısrarla
çiçek ister. Bu çiçek görmediğinden değil 'Sen değerlisin' mesajını almak
istemesindendir. Kadın kadınlığının okşanmasını, erkek de yumuşatılmak ister.
Erkek fıtratı daha katıdır, serttir, çerçevesi vardır. O esnetilebilmek için
kadının farklı oyunlarını ister. Kadının farklı konular açarak ortamı
hareketlendirmesi gerekir. Erkek kadına kadınlığını hissettirecek, kadın da
erkeğin içindeki çocuğu azat edecek. O zaman evlilik hareketli olur aslında.
Kaç yıllık evli olursa olsun, çocuklar da olsa eşler aynı zamanda bireydir ve
zaman zaman yalnız kalıp birbirlerini onore etmeleri gerekir. Dışarıda
buluşmak, yemeğe çıkmak, evde kahve yapıp baş başa içmek gibi süreçleri
yaşamaları gerekir. Bu olduğu zaman sorunların önüne geçilebilir. Günümüzde
sadakat problemleri çok fazla yaşanıyor. Bunun alt sebeplerine bakınca
paylaşım imkanlarının azaldığını görüyoruz. Nişanlılık ve evliliğin ilk
yıllarındaki hava sonra da yaşatılabilirse hayatımız daha parlak ve hareketli
olur.
Ev işlerini birlikte yapıyoruz
Ahmet Bey "Bu evin kiri nedir, gibi bir yaklaşımım olmaz hiç. Şikayet etmem.
Fıtratım çok dağınıklığa müsait değil. Üşenmem de. Birlikte yaparız veya ben
tek başıma yaparım. Veya o tek başına yapar. Ev işi hiç sorun olmadı
aramızda." diyor. Yasemin Hanım ise, sabah uyanınca evi temizlenmiş bulmanın
kendisi için en büyük sürpriz olduğunu söylüyor: "Eşim, çok gergin olduğum
dönemlerde böyle sürprizler yapar. Hafta sonları beraber evde isek paylaşırız.
O kaldırılacak ağır işleri, ben ince işleri yaparım. Tek başıma yaptıklarım da
olur. Ev çok dağınıkken yatıyorsam sabah uyanınca acaba Ahmet toparlamış mıdır
diye düşünerek uyanırım bazen. Fedakarlığın içine bunlar da giriyor. Yorgunum
ve eşim hayatı benim adıma kolaylaştırıyor. Beni anlıyor. Merhametlidir."
Evlilik anlaşması yapmadık; ama mutlaka yapılmalı
Yasemin Yalçın Aktosun, "Evli misiniz, Eşli misiniz?" adlı kitabında çiftlere
evlenmeden önce evlilik anlaşması yapmayı öneriyor; ancak kendileri böyle bir
yazılı anlaşma yapmamış. Yazılı olmasa da evlilik hakkında çok konuştuklarını
belirten Aktosun, anlaşmanın önemini şöyle anlatıyor: "Şu anki aklım olsa
kesinlikle yapardım. Anlaşma yapmamış olmanın zararını görmedim, muzdarip
değilim; ama yapılması anlam arz ediyor. Hiçbir şey olmasa hatıra olarak
saklanabilecek önemli bir belge. Evlilik anlaşmasında, her bireyde olması
gereken ahlaki davranışların teyidi manasında maddeler olmalı. 'Ne olursa
olsun birbirimizin arkasında olmalıyız, konuşurken saygılı olmalıyız.' gibi.
Bir de herkesin özeli vardır. 'Annem benim için çok önemli. Onunla sık
görüşmek isteyeceğim. Bu senin için problem arz eder mi?' sorusuna başlangıçta
etmez deniyor; ama sonradan problem oluyor. Taraflar konuştuğunu hatırlamıyor.
Bu tarz bireyden bireye değişen olmazsa olmazlar vardır. Bunların kağıt
üzerinde detaylı biçimde düşünülmesi gerekir. Kadın 'çalışmak istiyorum'
diyor. O zaman itiraz etmeyen erkek evlendikten sonra razı olmuyor. Ayrıca,
nişanlılık döneminde taraflar ne konuşacaklarını bilmiyor. Bir anlaşma olursa
hayatlarıyla ilgili daha sağlıklı düşünüp konuşabilirler. Çiftler evlenmeden
önce uzun süre görüşse de ciddi meseleleri konuşmayabiliyor. Anlaşma yapılırsa
geçiştirilen mevzuların ciddiyeti karşı tarafa hissettirilebilir. Görsellik
olması hasebiyle de yazılması zihnen de teyidi kolaylaştırır.
Öneri kitaplarını daha çok kadınlar okuyor
Evlilik ve ilişkilerle ilgili tavsiyelerin olduğu kitapları erkekler okumuyor
sanırdım. Son dönem evliliğiyle ilgili bir şeyler yapan erkekler 'Hanım için
bu kitapları aldım, önce hanımlar okusun.' diyorlar. İçeriği sadece kadına
hitap eder sanılıyor. Kadınlar da hep alttan alan konumda olduğu için
evliliğini kurtarma konusunda kendini sorumlu hissettiği için okuma ihtiyacı
duyuyor. 'Kitabı alıyorum; ama işe yarar mı?' diye soranlar oluyor. Bilgilerin
çoğu uygulanabilir şeyler. Kitapta teorik bilgi de var; ama hayata
geçirilebilecek öneriler çoğunlukta. Bu öneriler işe yarar; ama uygulanış
tarzı çok önemli. Söylendiği şekilde yapılmazsa sonuca ulaşılamaz. Örneğin
'İsteğinizi eşinize güzel bir dille beden dilini de kullanarak anlatın.'
diyorum. Hırs yaparak, kötü bir zamanda kavga eder gibi anlatılırsa sonuç çok
da sağlıklı olmayabilir. Anlatılan konular komplekslerden kurtularak
uygulanırsa işe yarar.
Şemsinur Özdemir