Amerika'da boşanma oranlarındaki artış ve çocuksuz hayat trendinin yükselmesi gelecekle ilgili kaygıları artırıyor. İstatistikler tehlikeye işaret ederken, bilim adamları, din adamları ve yazarlar da toplumsal hastalıkları teşhis edip çözüm yolları arıyorlar.
Yapılan ciddi araştırmalara göre Amerikalı ailelerin çocuk istemediklerini
ortaya çıkardığını sorduğumuz Morris bununla ilgili şunları söylüyor:
"Günümüzde kadın ve erkekler her şeyden önce kariyer sahibi olmak istiyorlar.
Kadınlar da kariyer sahibi olmanın peşindeler. Gençler daha geç evleniyorlar
ve kariyeri öne koyuyorlar. İşkadınları ve bazı profesyonel kadınlar da uzun
süre çocuk yapmadan bekleyebileceğini düşünüyor." Bazı erkek ve kadınların
evlenmeden birlikte yaşadıklarına ve çocuk sahibi olduklarına dikkat çeken
Morris, bu akımın Amerikan toplumsal dönüşümünün bir parçası olduğunu dile
getirdi. İnsanların geleceklerini bağlayacak ve sınır getirecek endişesi ile
evlenme sözünü vermek istemediklerini ifade eden Morris, "Benim kişisel
düşüncem bu durum çok kötü, sosyal hafıza kaybına sebep oluyor. Bu durum
zorlukla kazanılan zekilik ve aile bağlarını zayıflatıyor. Gelecekte, özgürlük
ve kendi isteklerinin peşinde olan bir toplumun temelleri atılıyor." dedi.
Morris'e göre ABD'de boşanma sebepleri
"Evlilik anlayışının azalması; hayat boyu ailelerin beraber yaşama
düşüncesinin öneminin azalması.
Çoğu eşler, güçlü bir aile olmak yerine birbirlerinin duygusal ihtiyaçlarını
karşılamak için çalışıyorlar.
Evlilik öncesi ilişkileri teşvik eden ucuz doğum kontrol hapları gibi yanlış
politikalar.
Amerikalı psikologların 1970'lerde yaptığı seminerlerin sonucunda yaptıkları
bazı tespitler
Ailenin ekonomik ünite olarak öneminin azalmış olması. 1960'tan beri daha orta
sınıftaki kadınların kendi kazandıkları parayla bakabildikleri gösteriliyor.
Boşanma yasağının ortadan kaldırılması, boşanmayı daha da kolaylaştırdı.
İdris Gürsoy / New York