Halk arasında ‘göz nakli’ olarak da bilinen ‘kornea nakli’ günümüzde geliştirilen yeni teknikler sayesinde başarıyla uygulanabiliyor. Aynı seansta gözdeki katarakt sorununa da çözüm sağlanabilirken, doku reddi de büyük oranda önlenebiliyor. Yaklaşık bir yıl süren iyileşme süresinin ardından göz, ışığına yeniden kavuşabiliyor!

Kornea sorunları her yaşta insanı etkileyebiliyor. Yaralanma ya da enfeksiyon
gibi herhangi bir sorun korneada hasar oluşturursa, kornea bulanıklaşabiliyor
ya da fonksiyon kaybına uğruyor. Hasar görmüş bir kornea da ışık göze
girdiğinde sapmalara yol açarak görmeyi olumsuz etkiliyor, hatta ağrıya bile
neden olabiliyor. Sonuçta, tüm yaşamı etkileyen bir göz sorunu ortaya çıkıyor.
Keratokonus (korneanın öne doğru sivrileştiği bir şekil bozukluğu), psödofakik
büllöz keratopati (katarakt ameliyatı sonrası kalıcı kornea ödemi) ve kornea
yaralanmaları. Korneanın saydamlığını kaybettiği ve distrofi adı verilen
kalıtsal hastalıklar da kornea nakliyle tedavi edilebiliyor. Herpetik keratit
adı verilen göz uçuğunun ileri olgularında da kornea nakli gerekebiliyor.
Göz Bankaları devrede
Sadece kamu kurum ve kuruluşları ile üniversiteler bünyesinde kurulabilen Göz
Bankaları, korneaların alınması, nakil için uygunluğunun değerlendirilmesi ve
dağıtımından sorumlu bir kuruluş. 24 saat çalışan bu kurumlar, gerekli
olduğunda kullanılmak üzere bağışlanmış olan korneaları topluyor,
değerlendiriyor ve depoluyor. Nakil işlemlerinde kullanılan kornealar ölü
donörlerden, yani vericilerden elde ediliyor.
kornea nakli yapılan alıcının korunmasına yönelik olarak verici
korneaların göz bankalarında çeşitli tetkiklere tabi tutulduğunu belirterek bu
sürec şöyle

kornea naklinin yetişkinlerde çoğunlukla göze yapılan uyuşturucu iğneyle,
çocuklarda ise genel anesteziyle yapılyor. Lokal anestezi kullanıldığında ağrı
duyulmadığı gibi, damar içi verilen ilaçlar da hastanın rahatlamasına yardımcı
oluyor. Operasyon sırasında gözdeki tüm sinirler tamamen uyuşturuluyor. Bu
sayede gözün hareket ederek olumsuz bir tabloya yol açması da önleniyor.
Kornea nakli sırasında sorunlu kornea yuvarlak şekilde çıkartılıyor ve yerine
donörden alınan şeffaf kornea parçası yerleştiriliyor. Yeni kornea çok ince
naylon ipliklerle bulunduğu bölgeye sabitleştiriliyor. Operasyon sonrasında
hasta evine aynı gün dönebiliyor. Doç. Dr. Banu Coşar, aynı operasyonda
gözdeki kataraktın alınabildiğine ve göz içine yapay lens
yerleştirilebildiğine de dikkat çekiyor. Tüm işlemler yaklaşık 1 saat içinde
tamamlanabiliyor.
DALK tekniğiyle doku reddi önlenebiliyor
Bundan birkaç yıl öncesine dek kornea nakli, korneanın tam kat
değiştirilmesini içeriyordu. Ancak son yıllarda artık DALK (derin anterior
lameller keretoplasti) denen teknikle de yapılabiliyor. DALK tekniğinde
korneanın en alt tabakası olan endotel korunuyor. Bu da doku reddi olasılığını
çok azaltıyor. Ancak DALK tekniği her hastada uygulanamıyor. Çünkü, bu
tekniğin yapılabilmesi için alıcının korneasının sağlam bir endotele sahip
olması gerekiyor. Kornea naklinde bir diğer yenilik ise trepan adı verilen
bıçaklar yerine femtosekond denilen lazerlerin kullanılmaya başlanması. Kesi
lazerle yapıldığı için kontürler daha düzgün ve birbirleriyle uyumlu oluyor.
Kornea nakli sonrasında yaygın olarak izlenen astigmatizma ve miyopi gibi
kırma kusurları da artık LASIK ile kolayca giderilebiliyor. Lazerle kesi
kenarları çok düzgün olduğu için daha iyi bir alıcı göz ve verici kornea uyumu
sağlanıyor. Topografi eşlikli LASIK teknolojisi kornea nakli geçirmiş hastalar
için kişiye özel tedavi imkanı sağlıyor.
İyileşme süresi 1 yılı buluyor
görme rehabilitasyonun nakilden yaklaşık bir yıl sonra, gözdeki dikişlerin
alınmasıyla başladığını ifade ederek, “Nakil işleminin ardından, gözün diğer
kısımlarında bir sorun yoksa, görme yeteneği yüzde yüz seviyesine çıkar”
diyor.
Peki, kornea naklinde ciddi komplikasyonlar oluşabiliyor
mu?
“Ciddi komplikasyonlar çok ender görülüyor. Ameliyat sonrası gelişebilen
enfeksiyon, göz içi basınç artışı, doku reddi gibi riskler ise büyük ölçüde
kontrol altına alınabiliyor” Özellikle damarlanmanın olduğu kornealarda
doku reddi olasılığı nedeniyle; gözde batma- ağrı, bulanık görme, ışık
hassasiyeti ve ağrı gibi şikayetler geliştiğinde zaman kaybetmeden doktora
başvurulması gerektiği uyarısında bulunuyor. Bu durumda yoğun steroidli damla,
pomad, hap ve iğnelerle red reaksiyonu baskı altına alınmaya çalışıyor. Kornea
naklinin en korkulan ama nadir görülen riski ise “suprakoroid kanama” adı
verilen kanamanın oluşması. Böyle bir kanama gözün kaybıyla sonuçlanabiliyor.
AKLINIZDA BULUNSUN!
Ülkemizde nakil için yeterli miktarda kornea dokusu elde edilemiyor. Bunun
nedeni ise halk arasında, nakil için göz küresinin tamamen alındığına dair
yanlış kanı olması. Oysa kornea naklinde gözün sadece saydam tabakası
alınıyor.
Doç. Dr. Banu Coşar,