Hiç farkında olmadığınız halde, vücudumuza her an binlerce emir gelir gider ve yaşamınızı en uygun ve en kolay hale getirir. Bu sinyaller, metabolik faaliyetlerimizin düzenlenmesi amacıyla bizi hastalıklardan koruyan hormonlarımızın salgılanma veya baskılanması yönünde uyum içinde iletilir. Sağlıklı bir yaşam için çok önemli olan hormonlarımızın eksikliği durumunda dışarıdan takviye yapılması gerekir.
Vücutta bulunan bir çok organların salgıları doğrudan doğruya kana karışır.
Endokrin adı verilen bu organların salgıladıkları etken maddelere hormon
denir. Selye (1947) hormonları şöyle tarif etmiştir. “Hormon belirli hücreler
tarafından yapılan ve aktivitesini etkilediği uzak yerdeki hücrelere, kanla
taşınan bir fizyolojik-organik bileşiktir” Hormonlar vücut
regülatörleridirler. Vücudun düzenli çalışması için mutlaka lüzumludurlar.
Hormon terimi ilk defa Bayliss ve Starling tarafından ince bağırsak
mukozasından sekretin salınımını göstermek üzere 1902 yılında kullanılmıştır.
Hormon terimi yunanca kökenden gelmekte ve uyarmak, canlandırmak manasına
gelmektedir.

Hormonlar hangileridir?
Bilinen en başlıca hormonlar, hipofiz bezinden denetlenenler ve diğerleridir.
Hipofizden denetlenen hormonlar tiroid hormonu, kortizol hormonu, büyüme
hormonu, prolaktin, seks hormonları ve su dengesinde rol alan hormonlardır.
Ayrıca eksikliğinde diyabet hastalığı (şeker hast.) oluşan insülin ve
insülinle koordine olarak salgılanan glukagon, adrenalin, büyüme hormonu,
kortizol gibi hormonlar, vücuttaki kalsiyum dengesini sağlayan paratiroid
hormonu, sindirim sistemindeki sindirime yardımcı sayısız hormonlar akla
gelir.

Hormonal hastalıklar neledir?
Hipofiz, tiroid, paratiroid, böbreküstü bezi, over ve testis gibi salgı
bezlerinden hormonların az veya cok salgılanması hormon hastalıklarını
olusturur. Diyabet, obezite, beslenme, metabolizma bozuklukları, kemik
erimesi, lipid (kolesterol, trigliserid), ürik asit yüksekliği, polikistik
over hastaliği, tüylenme gibi sorunlar ile karşılaşmak mümkündür.
ntv