Erkeklerde 45, kadınlarda ise 40 yaşından sonra görülen ani zayıflama, kansızlık ve yutma güçlüğüne yol açan gastritlerde ileri inceleme yapılmalı
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroentroloji Bilim Dalı öğretim üyesi ve
Gastroentroloji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Nurdan Tözün, "Bakteri her zaman
bir yakınma oluşturmayabilir. Bazen bakteri vardır ama kişi bunun farkında
değildir" diyerek uyarıyor.
Gastrit tedavisi nasıl yapılıyor?
Tedavi, sigara ve alkol kullanımının bırakılması, ağrı kesici ilaçlardan
kaçınılması ve bazı ilaçların kullanılmasıyla yapılır. Hastalığı doğuran
nedenler ortadan kaldırılır. Aktif dönemde hafif yiyecekler yenir. Aspirin
gibi ilaçlar kullanılmaz. Yemekler, yavaş yavaş ve çok çiğnenerek yenir. Hasta
gençse, yani 40 yaşın altındaysa, genel durumu iyiyse, şikâyetlerini
açıklayacak bilgiler varsa (mesela 'Şu ilaçları kullandım ondan sonra midem
ağrıdı' diyorsa), önce bir ilaç tedavisi uygulanır. Mide asidini, gazı
gideren, gerginlik şikâyeti varsa mide boşalmasını kolaylaştıran ilaçlar
verilir ve şikâyetlerinin geçmesi beklenir. Eğer suçlu bir bakteri ise ilaç
tedavisi yapılabilir.
Tedavi edilmezse sonuçları ne olur?
Helikobakter pilorinin uzun dönemde yaygın bir iltihabi yanıta ve mideyi
döşeyen zarda değişikliklere neden olduğu biliniyor. Uzun sürede asit
salgılayan bezlerinde azalmayla birlikte 'atrofik gastrit'e yol açar. Bu
durumun bazı kişilerde mide kanserine yol açtığı bilinmekteyse de helikobakter
pilorisi olan herkeste kanser gelişmez. Yani kanser gelişimi için başka
faktörlere de gereksinim vardır. Helikobakter pilori bir-iki haftalık
antibiyotik ve asit giderici (proton pompası inhibitörü adı verilen) ilaç
tedavisiyle ortadan kaldırılabilir. Daha sonra hastaya yine mide koruyucu
ilaçlar verilir. Bakteri her zaman yakınma oluşturmayabilir. Bazen bakteri
vardır ama kişi bunun farkında değildir. Yıllarca hiç sorunsuz olarak bu
bakteriyle yaşayabilir.
Bu bakterinin varlığı nasıl anlaşılır?
Çeşitli yöntemlerle belirlenebilir. Endoskopik biyopsi en doğrusudur. Bunun
yanında kan, dışkı ve nefes testleriyle bakteri varlığı tespit edilebilir.
Mide koruyucu, asit azaltıcı ilaçlar verilir. Bunun için en çok kullanılan
ilaçlar, mide asidi salgısını azaltan, etkisini nötralize eden, mide
mukozasını koruyan ilaçlardır. Mide iç zarı hasarlı olduğu için üretilen
asitten daha çok etkilenir mide ve şikâyetler de artar.
Gastrit hastası olduğunu öğrenen biri öncelikle ne
yapmalı?
Gastrit veya ülser olduğundan şüphelenenler pratisyene, aile hekimine, iç
hastalıkları uzmanına veya gastroenteroloji uzmanına başvurabilir. Önce
doktor, hastayla konuşarak şikâyetlerini dinler. Bu bilgiler doktorun
teşhisinin önemli bir parçasını oluşturur. Muayene sırasında doktor gereken
tetkikleri belirler ve hastayı yönlendirir. Mide şikâyetleri ön plandaysa iki
yol izlenebilir. Birinci yol, tetkikler olmadan bulgulara göre ilaç
tedavisidir. Hasta tedaviden yarar görmezse tetkikler yapılır.
İkinci yol ise endoskopik olarak üst sindirim sisteminin incelenmesidir. Hasta
erkekse, 45 yaşı veya üstündeyse, kadın ise 40 yaşın üzerinde ve şikâyetleri
yeni başlamışsa, kansızlık (gizli veya aşikâr kanamaya bağlı), kilo kaybı,
belirgin zayıflama, inatçı kusmalar, yutma güçlüğü gibi durumlar varsa mutlaka
ileri inceleme yapılır. İstisnai durumlar dışında gastritin teşhisinde ilaçlı
mide filmleri gereksizdir ve pratik bir değeri yoktur. Gastroskopiyle alınan
biyopsiler sonucunda kesin teşhis konulur.
'Işıklı hortum'la kolay tanı
Eğer yemek borusu, mide ve onikiparmakbağırsağını görüntülemek için endoskopi
yapıyorsak bunun adı 'özofagogastroduodenoskopi'dir. Buna kısaca gastroskopi
diyoruz. Endoskopi en önemli tanı araçlarından biridir. Bu alet hem
görüntülemeye hem de biyopsi gibi bazı işlemleri yapmaya olanak sağlar. Halk
arasında 'ışıklı hortum' olarak bilinir. Eğer kanama varsa mutlaka endoskopi
yapılmalı. Buna karın ultrasonografisi, bazı kan tahlilleri ve dışkı tahlili
de eklenebilir. Hasta laboratuvarı ve endoskopi aleti bulunan bir yerdeyse
tetkiklerin süresi çok kısadır. Tüm bunlar birkaç saat içinde gerçekleşir ve
sonuca ulaşılır. Endoskopi ve bazı kan tahlilleri için aç olunmalı.
Mide asidini azaltmak için nasıl bir beslenme şekli
öneriyorsunuz?
Akılcı bir diyet yapılmalı, kolay sindirilen gıdalar alınmalı ve öğün
atlanmamalı. Baharatlılar, yağlılar, kızartmalar, asitli içecek ve meyveler,
turşu ve sirke bazı kişilerde yakınmayı arttırabilir. Diyetin belli bir
iyileştirici etkisi gösterilememiştir. Sadece reflü hastalığıyla gastridi
birlikte olanlarda çikolata, tereyağı, asitli içecek ve yiyeceklerle alkol
yasaklanır. Ek olarak sigaranın sindirim sisteminde çok olumsuz etkileri
vardır. Nikotin mide asit salgısını artırıp olumsuzluklara neden olıyor.
Nikotin mide giriş kapısının gevşemesine neden olup reflü hastalığına yol
açarak iyileşmeyi geciktiriyor. Alkolün tahriş edici etkisi var. Sigara ve
alkolün damarları etkilediği ve bu şekilde zararlı olduğu biliniyor. Gastrit
eğer şiddetli ise midenin yüzeyinde tahriş yaptığı için o bölgedeki damarlara
ulaşır ve kanamaya neden olur. Kanama midenin her tarafını etkilediği için çok
ciddi olabilir. Gereksiz yere ağrı kesici , ateş düşürücü antiromatizmal
ilaçlar kullanılmamalı. Zorunluysa doktor kontrolünde ve mide koruyucu
ilaçlarla alınmalı.
Karında şişkinlik yapan huysuz sendrom
Anadolu Sağlık Merkezi'nden gastroenteroloji uzmanı Dr. Aysun Bozbaş, huysuz
bağırsak sendromu hakkında şu bilgileri verdi:
"Dışkı kıvamı, dışkı yapma sıklığındaki değişikliklerle aynı zamanda ortaya
çıkan karın ağrısı ve şişkinliktir. Kabızlıkla giden veya ishalin baskın
olduğu ya da ishal-kabızlık ataklarıyla seyreden değişik tipleri vardır.
Kadınlarda daha sıktır. Hastalık oluşumunda psikososyal faktörler, bağırsak
motor fonksiyonunda değişme ve genetik faktörler rol oynar. Hastaların bir
bölümünde cinsel, fiziksel veya duygusal taciz öyküsü vardır. Bu kişelerde
anksiyete, depresyona sık rastlanır.
Çikolata belirtileri tetikleyebilir
İrritabl bağırsak sendromu olan hastaların bağırsakları sindirim esnasında
bağırsaktan kaynaklanan normal fizyolojik uyaranlara anormal şekilde
duyarlıdır. Kalınbağırsakta sindirim sırasında oluşan gaz normalde ağrısız
geçerken, bu hastalarda; gaz, stres, yağ ve lif içeriği yüksek besinlere karşı
artmış duyarlılık vardır. Belirtilerin ortaya çıkması tetikleyici faktörlerle
olur. Tetikleyiciler ise besin maddeleri, ilaç, enfeksiyon, psikolojik sorun
veya stres olabilir. Gaz oluşumunu artıran süt ürünleri, baklagiller,
çikolata, kafein, alkol belirtilerin ortaya çıkmasını tetikleyebilir.
Yaşam tarzı ve diyet değişiklikleri yakınma sıklığı ve şiddetini azaltır. Süt
ve süt ürünleri azaltılmalı, kafein, alkol ve sorbitol içeren yapay
tatlandırıcılardan kaçınılmalı. Yeterli lifli gıda (kepekli tahıllar,
meyve-sebze) alınmalı, fasulye, mercimek gibi iyi sindirilmeyen fermente
baklagillerden kaçınılmalı. Az miktarda ancak sık öğünle beslenilmeli, az
yağlı gıdalar seçilmeli ve sıvı alımı arttırılmalı."