Soğuk havanın etkili olduğu bugünlerde, vatandaşların cilt hastalıklarına karşı dikkatli olmaları gerektiği bildirildi.

Derinin, her an dış dünyayla irtibat halinde olması nedeniyle fiziksel
etkenlerden etkilenmemesinin düşünülemeyeceğini ifade eden Türker, şöyle
konuştu:
''Sonbahar ve kış aylarında da cildimizi tehdit eden birçok etken vardır. Bu
dönemlerde, soğuk-kuru hava, düşük nem, rüzgar ve kirli havaya dikkat
edilmeli. Maruz kalınan düşük nem, rüzgar, hava kirliliği, iç ve dış ortamdaki
ısı farkının yüksek oluşu, uzun süreli kalınan kapalı ortamlar, tüm bu
faktörlere ilave olarak kış aylarının yarattığı depresif etki, egzama,
psoriazis (sedef hastalığı), akne (sivilce), vitiligo, seboreik dermatit gibi
deri hastalıklarının artmasına neden olur.''
Türker, deri yapısı kuru olanlar, bebekler, çocuklar ve yaşlılar ile ''atopik''
denilen alerjik bünyelilerin, soğuk kış aylarında daha çok etkilendiğini
kaydetti.
-DERİ KURULUĞU ARTIYOR-
Soğuk havalarda deriden su kaybının fazlalaştığını, bu durumun da deri
kuruluğuna yol açtığını dile getiren Türker, bunun sonucunda da kaşıntı
meydana geldiğini söyledi.
Türker, kuru deride matlık, ince çatlamalar ve pullanmalar görüldüğünü ve
kaşıntının ön plana çıktığını belirterek, şöyle devam etti:
''İyi bir nemlendirici, derinin kaybettiği nemi takviye eder, ancak derideki
bu su rezervini korumak da gerekir. Nemlendiriciler ve emollientler dediğimiz
yumuşatıcılar özellikle banyodan çıkar çıkmaz, ilk 3 dakika içinde sürülürse,
deri için maksimum su çekme özelliğini gösterir. Ayrıca el egzaması olanlar,
her el yıkamadan sonra, gece yatmadan önce ve özellikle soğuk hava ile
temastan önce mutlaka uygun el nemlendiricilerini sürmelidirler. Dışarıyı
çıkmadan önce yüz, eller gibi soğuk ile temas eden bölgelerin nemlendirilip,
eldiven, kaşkol, şapka gibi koruyucu giysilerle kapatılması, özellikle
egzamaların alevlenmesinin önlenmesi açısından son derece önemlidir.''
Özellikle yüz ve ellerin, soğuk ve kirli havanın daha çok etkisi altında
olduğunu ifade eden Türker, deri temizliğinde, cildin koruyucu film tabakasına
zarar vermeyen, pH değerine uygun, renksiz, parfümsüz ve emülgatör denilen
bazı katkı maddelerini içermeyen, aynı anda deriyi de kurutmayan medikal
ürünlerin kullanılması gerektiğini anlattı.
-DERİYİ KORUMANIN DİĞER YOLLARI-
Türker, soğuğun cilde olumsuz etkisini önlemek için nemlendirici dışında,
sokağa çıkıldığında soğuktan koruyucu giysiler giyilmesi ve eldiven
kullanılmasının yararlı olacağını kaydetti.
Evlerin nemlendirilmesinin önemine de değinen Türker, kalorifer peteklerinin
üzerine ıslak havlu veya sobanın üzerine bir demlik su koyulmasının odanın
nemlendirilmesi açısından uygun olacağını vurguladı.
Türker, günde en az 1-1.5 litre su içilmesinin de derideki nem oranını
artıracağını kaydederek, özellikle kirli havaya daha fazla maruz kaldığı için
saçların da bere veya şapka kullanılarak korunması gerektiğini sözlerine
ekledi.